Ağabey diyor ki Haksızlık yapılmasın

İçinde bulunduğumuz siyasi, sosyal ve ekonomik kaosa rağmen, her konuda çalışmak ve hayırlı hizmetlere ulaşmak için gayret gösteriyoruz. Ama bu tarz çalışanlara ilgi gösterileceği yerde, maalesef kayıtsız bir tavır görülmektedir.

Abdurrahim Karakoç'un dizelerinde dile getirdiği gibi:

"Gittikçe her yüke alışıyoruz,

Ağlanacak yerde gülüşüyoruz.

Gönüllü gönülsüz çalışıyoruz

Emek bizim amma iş bizim değil."

Maalesef emeğin karşılığı verilmiyor. İşçiler, emekliler, az gelirliler 'aman Allah' diyerek türkü çağırıyor. Dış ülkeler gelir kaynaklarını tespit etmiş, hedeflerinde ilerlemeye çalışıyor. Yani üretime önem veriyor.

Nitekim:

· Çin: Toplu üretimle,

· Hindistan: Otomotiv sayesinde,

· Almanya: Otomotiv başta olmakla birlikte her konuda gayretli çalışmalarıyla,

· Japonya ise: Dijital teknoloji sayesinde devleşiyor.

Buna mukabil Türkiye:

· Trafik cezası kesmekle kazanç sağlamaya çalışıyor,

· Bedelli askerlik sayesinde bütçe oluşturmaya gayret ediyor,

· İmar barışı ile bütçeye nefes aldırıyor,

· Noter tasdiki, paralı poşet ve her türlü değişik taktikle elde edilen paralarla nefeslenmeye çalışıyor.

Bu paralarla büyümeye çalışılıyor. Onun için de yetmiyor, atılım yapılamıyor. Sayın Prof. Dr. Mustafa Kamalak beyan ediyor ki; "Türkiye son 15 yılda en büyük büyümeyi ahlâksızlıkta yaşadı." Zira ahlâksızlık, yolsuzluk tavan yapmış durumda. Ama muktedirler, ekonomimiz devamlı büyümektedir diyorlar.

Hemen belirtelim ki; "Ekonomisi büyüyen ülkelerde şunlar olur:

· Enflasyon düşer (ama bizde devamlı yukarı çıkıyor).

· İşsizlik azalır (ama bizde devamlı artırıyor, iş bulunamıyor).

· Ülkenin parası değer kazanır (ama bizde her gün paranın değeri azalıyor. Türk lirası dünyada hiçbir değeri olmayan para haline geldi).

· Vergiler düşürülür (ama bizde vergi üstüne vergi konuluyor).

· Halkın refahı artar (ama bizde halkın borcu devamlı artıyor).

· İşçilere yüksek zam beklenir (ama bizde işçilerden fedakârlık bekleniyor)."

Dünya Sefalet Endeksi'nde Venezuela, Sudan'dan sonra üçüncü sıradayız. Bu hal, ekonomik çıkmaz içinde kıvranıp durduğumuzu gösteriyor. 178 ülke içinde üçüncü olmak, bazılarınca büyük başarı olarak gösteriliyor ama lafa bakılmaz.

Unutmamak için not alınması gereken bir husus, merhum Erbakan Başbakanlığı döneminde;

· Asgari ücrete %103,

· İşçi ve memura %50,

· Emeklilere %300 zam yapmıştır.

Böylece işçi ve memurun nefeslenmesine vesile olmuştur. Bu sebeple merhum Erbakan'ın dediği gibi; "İşçi bayramını kutlamakla işçiler bayram etmez. Sıkıysa işçiye % 100 zam ver! Buna da senin yüreğin yetmez." Milli Görüş ise alın teri kurumadan işçinin hak ettiğini vermek gerekir fikrindedir. Bu da 'Adil Düzen'le sağlanır. Aksi hâl perişanlıktır.

Merhum şairimiz Abdurrahim Karakoç der ki:

"Teraziye oturtmuşlar zorbayı

Keyfe göre dolduruyor torbayı

Adalet yürekten yemiş darbeyi

İlim hasta, irfan ölmüş bak hele."

Ve devamla:

"Namussuzlar takdir, taltif görüyor

Namuslular yetim kalmış bak hele."

Malum, dünyanın en şerefsiz insanı, yanlış olduğunu bile bile çıkarı için yanlışı savunan insanlardır. Bugün durumun vahameti ortada iken, aklı erenlerin hâlâ hayal peşinde koştuklarını görüyoruz.