Ağabey diyor ki; Çalan soyan soyduran hep kazanıyor

Allah eşref-i mahlûkat olarak yaratılan insanın takviminde, tanziminde, teşkilinde hiçbir eksiklik bırakmamıştır. Nitekim, "Biz insanı en güzel biçimde yarattık" (Tîn/4) buyrulmaktadır. Ama akabinde de; "Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik" (Tîn/5) ikazı yapılmaktadır.

Bilindiği üzere bir atasözü der ki; "Öyle insanlar var ki; arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez." Zira insanların kahır ekseriyeti, fıtrat dışı davranmaktadır. Onun için bazen insanları izlemek gerekir. Dost mu, düşman mı diye...

Bir çocuğun geleceğini ana babanın mesleği değil, çocuğa verdiği ahlak belirler. Her şeyin başında da 'önce ahlak ve maneviyat' gelmelidir. Günümüzde insanların düştüğü kuyular aslında derin değil, tutunduğu ipler, aldığı eğitimler çürüktür.

Merhum N. Erbakan; "Evlatlarımız maneviyatçı olursa, o takdirde elbette kardeş kardeşi vurmaz" demiştir. Çünkü maneviyatsız eğitimlerden evliya değil, ancak eşkıya çıkar. Dünyevileşmiş insanlar, bedenini sever, o toprağındır. Ruhunu sever, o da Allah'ındır. Bir de servetini çok sever, o ise mirasçılarındır. Niçin düşünmüyorsunuz, niçin tefekkür etmiyorsunuz, devamlı zıplayıp duruyorsunuz. Dünyada baki kalacağınıza inanır gibi bir hayat yaşıyorsunuz.

Zamanında birisi İbn Haldûn'a sordu: Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim İbn Haldûn şu cevabı verdi: "Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin yeter." Yani ahlaklı olun, adil olun, çalan çırpan olmayın ki, çocuklarınızın da istikameti düzgün olsun.

Merhum N. Erbakan der ki: "Her bir okula bir polis görevlendirmesini bırakın, her bir gencin başına bir polis görevlendirseniz bu problemleri çözemezsiniz.

Önemli olan, her bir gencin kalbine Allah korkusunu yerleştirmektir. Cenâb-ı Allah sevgisini ve İslam dininin muhabbetini yerleştirmektir."

Bu esaslar dairesinde yetişecek olan insanlardan adil idareciler çıkar. Ama bugün uygulanan sistemle öyle çocuklar yetişmektedir ki, günün sonunda her okula polis dikmek zorunda kalınacaktır. Maalesef yetişecek olan insanlarda Allah korkusu yok olmaktadır.

"Tıp ne kadar ilerlerse ilerlesin; yalanın, ihanetin şerefsizliğin tedavisi yoktur" sözü ne kadar da doğrudur. Ahlaktan nasiptar olmayan nesiller, asi ve doyumsuz olacaktır. Bundan dolayı da çalacak, soyacak, sömürecek ve alkışlanacak, edep dışı davranışlarıyla tabanda makes bulacaktır.

Oysa: "Terbiye, ne zaman konuşacağını bilmendir. Ahlak, konuşanı dinlemendir. Edep, konuşanın sözünü kesmemendir. Akıl, her konuşanı onaylamamandır." Bu da hakkı batıldan ayırmakla mümkün olur. Nitekim: "Ahlakın ahlaksızların elinde oyuncak olduğu bir toplumdan hayır beklenmez."(Hz. Ali)

Malum; "Menfaatleri uğruna eğilenler, dik duran insanları hiçbir zaman sevmezler.