Siyasette seçimler güven tazelemek için yapılır. Ehliyetli olanı başa getirmek için yapılır. Bir başka ifade ile daha güzele ve iyiye ulaşmak için yapılır. Zira el elden üstündür. Onun için Hacı Bektâş-ı Velî der ki: "Eline, beline, diline sahip ol." Yani hangi meslekte olursan ol, ellenme, bellenme, dillenme, ağır ol. Siyasette olsun, diğer mesleklerde olsun, her mesele temkinli olmayı gerektirir. Çünkü Yaratan her konuda temiz ellere bakar. Bazı eller öpmek, bazı eller kopmak içindir. İnsan ehl-i vicdan olursa, tabanda alâka görür. Zira el, elin aynasıdır. Keza selin ağzı tutulur ama dilin ağzı tutulmaz. Maalesef elin oğlu yumurtaya kulp takmaya çalışır.
Eline, beline, diline hâkim olamayanlardan uzak durmak, insanın selameti için yeterlidir. Hâkim olanlara ise güven duyulur, seçimlerde bu gibiler tercih edilmelidir. Yanlış yapanlardan, yalancılardan uzak durmak, aklın gereğidir.
N. F. Kısakürek der ki:
"Kişide olmayınca hayâ ile edep,
Okusa âlim olsa, yine merkep, yine merkep..."
Malum adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur. Eşeğin kulağını kesmekle de küheylan olmaz. Ehliyet sahibi olmayanlardan ise devlet adamı olmaz. Günümüzde maalesef eşekler büyüdü ama semerleri küçüldü. Eşeğine gücü yetmeyen insan, eşeğin semerini dövmeye başlar. İşlerinde ehliyetli olmayanlar da gücü olmayanlara eziyet eder.
Sakat eşekle yüksek dağlara çıkılmaz. Birikimli, ehliyetli olmayan siyasetçilerle de devlet yönetilemez.
Ziya Paşa:
"Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr.
Katır mühürdar oldu, eşek defterdar."
Dizeleriyle ortamın ne kadar kötü olduğunu vurguluyor. Bu sebeple de problemler çözülemiyor, huzur, selamet ve saadet gelemiyor. Namdar Rahmi Karatay'ın dediği gibi:
"Üstüne çul vursanız it onu kanat sanır
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır."
Ülkelerin yönetimlerine baktığımızda görüyoruz ki;
Bak da ibret al şu dünyanın hâline
Kervanlarda eşekler daima önde gider.
Onun için de ülkelerde problemler ziyadeleşir. Ehliyetsiz insanlar önde olduğu müddetçe, başarıya ulaşmak zordur. Bu gibi idareciler milleti değil, kendilerini zengin etmek için çalışır. Böylece kısa zaman içinde Karunlaşır.
Denir ki;
Yan gönül yan, yanmada buldun, derdine derman
Başaklar baş eğmiş, eşekler okuyor ferman.
Çünkü konuşanlar çözüm yerine, sükûnet temin etme yerine, çatışmalarla sonuca varmaya çalışmakta, onun için siyasi ortam her gün biraz daha gerilmektedir.
Allah, "Herkesin yaptıkları işlere göre dereceleri vardır." (En'âm/132) ve ayrıca: "(Ey Muhammet) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu Doğrusu, ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür." (Zümer/9) buyurmaktadır. Buna rağmen siyasi derebeyleri bildiğini okumaya çalışmaktadır. Böyle olunca da ülkede iç barış sağlanamıyor, siyaset dalgalanıp duruyor.
Nitekim iktidar muhalefete meydan okuyor. Muhalefet ise iç meseleleri sebebiyle iktidara gerekli direnci gösteremiyor. Neticede ülkede siyasi huzur sağlanamıyor, iktidar bildiğini okuyor. Bu durumdan milletimiz münkesirdir. Zira TV ekranlarında yalan konuşanlar alabildiğine kükrüyor. Hesap vereceği yerde bir nevi hesap sormaya çalışıyor. Onun için siyaset dalgalanıp duruyor ve böylece iç huzursuzluklar devam ediyor. Unutmamak gerekir ki aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz. Zira ne eğere gelir, ne semere gelir. Eşeğin kulağını kesmekle de eşek asla küheylan olmaz.

11