Seçim sürecine gölge düşürmek

Mahallî seçimlere 48 gün kaldı... Bazı partilerde aday tespiti hayli sancılı geçiyor. Teşkilatlardan merkezî yönetime ciddi tepkiler var. Bu arada seçim sürecini kesata uğratma teşebbüsleri de az değil!..

Türk toplumunun genel arzusu, 31 Mart Mahallî Seçimlerinin huzur ve sükûnet içinde, şaibesiz-şüphesiz, demokratik teamüllere uygun şekilde tamamlanmasıdır. Ancak bunu hiç istemeyen şer odakları katiyen boş durmuyor! Bir tarafta partiler içindeki seçim harareti devam ederken, diğer yandan birileri de farklı maksat ve hedefler için, seçim atmosferini germeye çalışıyor. Sandığa sadece kırk sekiz gün kaldı. Aday belirleme müddeti bir hafta sonra bitiyor. Bazı siyasi partilerde, özellikle CHP'de aday tespit işleri çok sancılı geçiyor... Merkez Yönetimin yaptığı bazı tercihler, taşra teşkilatlarını hiç de memnun etmemiş görünüyor. Mesela İzmir'de mevcut Başkan Tunç Soyer'in tekrar aday gösterilmemesine ciddi bir reaksiyon var. Bunun tersi olarak, Hatay'da Lütfü Savaş'ın tekrar aday yapılmasına gösterilen sert tepkiler söz konusu. Hatta bu yüzden Savaş'ın değiştirilip yeni bir aday gösterme tartışmaları da oldukça yankı yaptı. Bu arada, bakalım CHP'nin güçlü olduğu İstanbul ve Ankara'daki bazı ilçelerde, başkan adaylarının isimlendirilmesine nasıl bir tepki gelecek Hatay ve İzmir benzeri durumlar tekrar eder mi Ki, buralarda yalnızca merkez-taşra arasında zıtlaşma yaşanmıyor. Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu arasındaki rekabet başta olmak üzere, parti yönetimi içindeki farklı grupların giderek derinleşen görüş ayrılıkları da sıkıntıyı büyütüyor. Evet, siyasi partiler bu süreci mümkün mertebe az hasarla atlatmaya çalışırken, son haftalarda meydana gelen değişik silahlı saldırı olayları, yaşanan seçim atmosferi dolayısıyla, tehlikeli yansımalara yol açıyor. Şöyle ki, kişiler arasındaki şahsi bir husumet veya çıkar çatışması bile olsa, olaylar sosyal medyanın da körüklemesiyle derhal bir siyasi boyuta taşınabiliyor. Bu ise vahim bir durum...

Neyse ki, Türkiye'nin güvenlik ve istihbarat birimleri, hadiseleri çok çabuk vuzuha kavuşturarak, olaylar üzerindeki sis perdesini kaldırmaya muvaffak oluyor. Fatih Camii imamına yapılan bıçaklı saldırı... Santa Maria Kilisesine yapılan saldırı... DEAŞ örgütüyle bağlantılı saldırılar olarak kayıtlara geçti. Ama maşayı tutan elin kullandığı örgüt sayısı öyle birer ikişer değil. MOSSAD'la ilintili elemanlara yapılan operasyonlar çok dikkat çekici. Sayı oldukça kabarık. Zaman zaman uyandırılan Hizb-ut Tahrir hücrelerinden tutunuz da, PKK'nın bütün türevleri ve DHKP-C'ye kadar her renkten örgüt söz konusu. Nitekim DHKP-C'nin kendince çok sansasyonel boyutlarda planlamış olduğu, Çağlayan Adliyesi saldırısı, kahraman polislerimizin dikkati, cesareti ve atikliği sayesinde emeline ulaşamadı. Olayla ilgili olarak çok hızlı ve geniş bir tahkikat yapıldı ve çok sayıda şüpheli yakalandı. Muhtemelen daha ortaya çıkacak epey ayrıntılar var. AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay'ın seçim çalışmaları sırasında, Kanarya Mahallesinde meydana gelen silahlı saldırı ile ilgili olarak önemli oranda bilgi ve delile ulaşıldı. Bazı şüpheliler de ele geçti. Uzun namlulu silahların da kullanıldığı saldırıda bir vatandaşımız ağır yaralandı. Emniyet ve istihbarat teşkilatı çok titiz bir çalışma içinde. Velakin bu olayla ilgili olarak, Ekrem İmamoğlu'nun resmî makamlardan önce ve olayın hemen arkasından açıklama yapması tuhaf karşılandı!.. İmamoğlu olayın siyasi olmadığı, Aziz Yeniay ile ilgisinin bulunmadığı kanaatine nereden vardı acaba Neyse emniyet ve savcılık tahkikatı neticesinde, hadisenin mahiyeti ortaya çıkar...