İsrail'in aşmadığı kırmızı çizgi kaldı mı

Evet, İsrail Filistinli masum insanları diri diri yakıyor!.. Bundan daha zalim bundan daha barbarca bir şey olabilir mi Siyonist İsrail sekiz aydır her gün soykırım suçu işliyor. ABD ve AB bu insanlık suçuna arka çıkıyor.

Zalimden merhamet dilenmek Siyonist-terörist İsrail, hâlânormal bir devletmiş gibi muamele görüyor. Birleşmiş Milletler, Uluslararası Adalet Divanı gibi, sözde beynelmilel hukuk düzenini korumakla görevli bütün teşkilatlara küstahça meydan okuyor Bu kurumlar Siyonist İsrail'i işlediği insanlık suçu için ikaz ettikçe, İsrail daha bir kuduruyor ve daha vahşi şekilde saldırıp katlediyor!.. Siyonist-terörist İsrail, 7 Ekim'den beri Gazze coğrafyasında en vahşi, en adi, en alçakça katliamları yapıyor. Her seferinde insanı daha beter dehşete düşüren, farklı ve aşağılık yöntemler kullanıyor. Katlettiği çoğu çocuk ve kadın, sivil ve savunmasız insan sayısı, 36 bin küsur olarak belirtiliyor. Ancak gerçek rakam bunun çok üzerinde. En az elli bin kişi hayatını kaybetti. Enkaz ve molozların altından cesedi çıkarılamayan binlerce insan var. Yaralıların sayısı da ayrı bir felaket. Çünkü bunların içinde vücut bütünlüğünü kaybeden, kolu bacağı kopmuş ve diğer organları hasar görmüş, yaşama şansını büyük ölçüde kaybetmiş on binlerce talihsiz insan, çaresizce uzanacak bir yardım eli bekliyor. Refah Kentine yapılan son saldırıda, bombalanan çadırlar, alev alev yandı ve içindeki insanlar, özellikle çocuklar, alevlerin içinde diri diri yanarak can verdi Bu şekilde çoğu çocuk, en az elli kişi feci şekilde hayatını kaybetti. İki yüze yakın kişi ağır yaralandı. Önceki günde Mevasi bölgesinde yine mülteci kampına yapılan saldırıda aynı vahşetle en az 21 kişi öldürüldü. İsrail'in bütün bu vahşeti devam ederken, dünya yine seyirci ve dilini yutmuş durumda.

Amerika, mecbur kalınca İsrail'in yaptığı hunharlık ve vahşetten haberdar olduğunu söylemekle yetiniyor Fakat şunu dikkatten kaçırmayalım ki, bütün bu vahşetin en büyük destekçisi ve teşvikçisi, Hakan Fidan'ın da ifade ettiği üzere, kati olarak Amerika ve Avrupa'dır. Bu barbarlığın sürmesine ses çıkarmayıp, üstelik İsrail'e en korkunç silahları temin eden ülkelerin başındaki Joe Biden, Rishi Sunak, Emmanuel Macron, Olaf Scholz, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve onların izinde giden diğerleri, vahşetin baş failleridir. Bunların desteği olmazsa, İsrail'in bu kadar tahribat yapacak siyasi ve askerîgücü yoktur. İsrail pervasızca dünyaya meydan okuyorsa, bu küstahlığı, sırtını dayamış olduğu ABD ve Avrupa'dan aldığı güç sayesinde oluyor. İsrail sadece füzelerle katliam ve soykırım yapmakla kalmıyor, insanların açlıktan ölmesi için de her türlü kalleşliği yapıyor. İnsani yardımı aylardan beri engelliyor. BM'nin ilgili kurumları hemen her gün bu konuda çağrı yapıyor, ama nafile. İsrail aşağılık tutumunu devam ettiriyor. Bomba yağmuru altındaki Filistin halkı, ne yiyecek bir lokma ekmek ne içecek bir bardak su bulabiliyor Ve terörist İsrail ilk günden beri, hastaneleri, ambulansları bombalıyor. Sağlık çalışanlarını, BM İnsani Yardım Görevlilerini planlı şekilde katlediyor. Bunların hepsi savaş ve insanlık suçu. Gelin görün ki, bu suçları ika eden terörist İsrail devleti olunca, kimseden ses çıkmıyor. Kimseden ses çıkmıyor diyoruz, çünkü İslâm Dünyası da maalesef üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi. Bir türlü kendisinden beklenen refleksi gösteremedi. Ne yazık ki, topluca bir kınama yapmaktan bile aciz İslâm âleminin bu aciz durumu terörist İsrail'e büyük cüret veriyor.