İsrail sınırları zorluyor!..

Orta Doğu'da çıbanbaşı İsrail, uluslararası sistemin içine düştüğü acizlik ve emperyalist güçlerin sınırsız desteği sayesinde, boyundan çok büyük işler yaptı. Tahammül sınırlarını fazlasıyla aştı. Peki, bu iş nereye kadar

Siyonist İsrail Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki pervasızca politikasında ısrar ediyor. Öyle ki, bu ısrar genel olarak dünya barışını tehlikeye atacak kadar tehlikeli noktaya doğru ilerliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün AK Parti Grubundaki konuşmasında, süratle büyüyen bu tehlikeye dikkat çekti. İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki saldırılarının bu iki kardeş ülke yanında, artık Türkiye için de tehlikeli bir noktaya taşıdığına işaret etti. Hatırlanacağı üzere, Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce de Siyonist İsrail'in Anadolu toprakları için beslediği kötü emellerine ve bu yolda atmak isteyeceği küstahça adımlara dikkat çekmişti... İslâm dünyasının bağrına bir hançer gibi saplanmış İsrail'in, "Arz-ı mev'ud-Vadedilmiş Topraklar" safsatası üzerine kurulu saldırgan ve yayılmacı emelleri istikametinde sürdürdüğü politikalar, tam manasıyla zıvanadan çıkmış durumda!.. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün bir kere daha dünyaya çağrıda bulunarak, İsrail'in durdurulması zaruretine vurgu yaptı. "Aksi hâlde bunun ceremesinin bütün insanlığın sırtına yükleneceğini ifade etti. İsrail'in bu kadar haddini aşmasının altında yatan sebepleri hepimiz biliyoruz. Emperyalist güçlerin, her ne alçaklığı yaparsa yapsın, kayıtsız-şartsız destek vermeye devam etmesi, Siyonist-terörist İsrail'in bu derece şımarmasına ve çizmeyi büsbütün aşmasına sebep oluyor... Güya insanlığa karşı suç teşkil eden soykırım ve ırkçılık, İsrail için bir imtiyaz!.. Hâl böyle olunca da Siyonist şebeke bodoslama gidiyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi bu katiller sürüsü hakkında tutuklama kararı veriyor. Ancak onlara kimse dokunamıyor ve aynı küstahlığa devam ediyorlar. Fakat küresel güçler bu kararı veren savcılara yaptırım uyguluyor... İşte bu, uluslararası sistemin iflasının en bariz delilidir! Siyonizm'in hizmetindeki sermayenin gücü maalesef çok büyük ve ona göre de etkili. Ancak şartlar ne olursa olsun, dünyanın başını belaya sokmaya hazır bu hastalıklı zihniyetin engellenmesi şart...

İsrail, Bölge'de kendisine tehdit teşkil edebilecek güçte bir ülke istemiyor. Bunun için de olabildiğince çevresindeki ve bölgedeki ülkeleri, bölüp parçalamak uğruna her türlü vahşeti sergiliyor... Filistin topraklarındaki katliam ve soykırımı artık kelimelerle anlatmak mümkün değil. Şimdi benzer bir vahşet Lübnan'da tekrarlanıyor. Cumhurbaşkanının da dile getirdiği üzere, Gazze'de 73 bin küsur masum insan hayatını kaybetti. 2 Mart'tan bu yana, Lübnan'da Siyonist güçler tarafından katledilen kişi sayısı üç bin yedi yüzü aşmış durumda. Devlet olma yolu tıkanmış Filistin'i büsbütün yutmak, devlet otoritesini yerine getirmekte zorlanan Lübnan'ı parçalamak, Irak'ın üçe bölünmesi gibi, İran'ı da üç-dört parçaya bölmek yolunda, her türlü tezgâhı kuran İsrail'i, kim, nasıl durduracak Ve evet, bu Siyonist-terörist devletçik, Türkiye'ye de sataşıyor, kendince tehdit etmeye kalkışıyor... Ama İsrail bir şeyi unutuyor. Türkiye, İsrail'in bildiği ülkelerden biri değil... İsrail bu hususta bir adım atmadan iki kere düşünmeli...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu noktada, dün İsrail'e son derece açık ve net ikazlarda bulundu. Neler söylediğini kendi cümleleriyle köşemizden sizlere aktaralım: "İsrail'in bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına maalesef dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. İsrail mevcut hükûmetin yönetiminde şımardıkça şımarmış sadece bölge için değil insanlık için de bir tehdit kaynağı hâline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır. Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Suriye ve Lübnan müstakil, bağımsız iki devlettir. Ancak bu iki devlet yani Suriye ve Lübnan aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. Biz sizin neyin peşinden koştuğunuzu çok iyi görüyoruz. Arz-ı mev'ud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz... Şimdi Akdeniz'de özellikle de Kıbrıs adasında bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz ve gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmişler, Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler, güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum. Kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur."