Yazı, Netanyahu ve İsrail yönetiminin Erdoğan'a yönelik düşmanlığının, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tarafsız olmayan tutumunun doğal sonucu olduğunu savunuyor. Bu iddiayı Hakan Fidan'ın açıklamalarıyla destekliyor ve İsrail'in çok boyutlu saldırılarının başarısızlığa mahkûm olduğunu ileri sürüyor. Ancak Türkiye'nin Ortadoğu politikasını tamamen insani kaygılardan mı yoksa jeopolitik çıkarlardan mı kaynaklandığı sorusu açık kalıyor?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dün Anadolu Ajansı Editör Masası Programında söylediği sözler, uluslararası arenada büyük yankı uyandıracaktır... Fidan'ın özellikle İsrail'e dair açıklamaları son derece dikkat çekici.
7 Ekim 2023 tarihinden yani Gazze'deki Siyonist İsrail katliam ve soykırımının başladığı günden beri, terörist ülkenin Türkiye'ye dönük hadsiz beyanları çok tekerrür ediyor... Son olarak insan kasabı ve savaş suçlusu Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik seviyesiz ve çirkin lafları çok sert tepkilere yol açtı. Türkiye'de birçok devlet ve siyaset adamı, Netanyahu'nun haddini aşan sözlerine karşılık, bu eli kanlı zalim ve soykırımcı yaratığa gerekli cevabı verdi. Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş ve soykırım suçlarıyla itham edilen ve bunun için hakkında yakalama kararı çıkarılmış bulunan Netanyahu, giderek daha hızlı şekilde beklenen sona doğru yaklaştığını hissettiği için telaş içinde saldırgan ve küstahça bir üslup kullanıyor. Kasap Netanyahu'nun bu acınası hâli, onun perişan ruh hâlinin doğrudan yansımasıdır. İnsanlığa karşı suç işleme noktasında, Adolf Hitler ile mukayese edilen bu azılı Siyonist; hak ve hakikat adına konuşan ve terör devleti İsrail'in on yıllardır canına kıydığı yüz binlerce masum insanın hakkını savunan kişi ve çevrelere karşı, âdeta kudurmuş bir ruh hâli içinde agresif tepkiler veriyor. Son olarak, başından beri Filistin ve Gazze konusunda, haysiyetli bir tavır içinde terör devletine tavır koyan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e tehdit yollu göndermelerde bulundu. Elbette Sanchez'den hak ettiği cevabı aldı... Tıpkı Güney Afrika Cumhuriyeti gibi, İspanya da Siyonist İsrail'in katliam ve soykırım vahşetine, çok kararlı biçimde karşı çıkıyor. Velakin bu insanlık düşmanı terör devleti, sapkın bir teolojik saplantıya dayandırılan vahşi politikalarını uygulamakta ısrarcı. Bu konuda Amerika Birleşik Devletlerinin, kayıtsız-şartsız ve sınırsız desteğini arkasına almış bulunduğu için, haddini ve boyunu aşan hareketlere girişmekten çekinmiyor. Çünkü her seferinde ABD'nin koruyucu şemsiyesi altına sığınarak uluslararası yaptırımlardan yakasını sıyırabiliyor... İsrail'in şımarıklığı yalnızca Netanyahu'nun şahsına mahsus değil, irili ufaklı bütün yöneticilerinde aynı küstahlık ve kibir söz konusu. Mesela hâlihazırdaki savunma bakanı İsrael Katz denilen tip de bunun sivri örneklerindendir. İsrail şımarıklık ve hadsizlikte o kadar ileri gitti ki, günümüz şartlarında, aynı anda tam yedi ülkenin topraklarına saldırıp hem işgal harekâtına girişmiş durumda hem de bu ülkelerden yüzlerce, binlerce masum insanı katlediyor... İnsanlık adına utanç verici olan husus şu ki, düpedüz soykırım suçuna karşı, dünyanın kahir ekseriyeti sessiz ve tepkisiz kalıyor!..
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası programına katılarak genel anlamda Orta Doğu Bölgesi ve özel olarak ABD-İsrail ve İran savaşına dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, İsrail'in İran ile olan savaştan sonra düşmansız yaşayamayacağını belirterek, hâlihazırda Siyonist ülkenin Türkiye'yi düşman ilan etme gayretinde olduğunu belirtti. Fidan'ın sözleri hiç şüphesiz, Netanyahu'nun bir gün önce kendi sosyal medya hesabından yaptığı küstah paylaşımdaki sataşmalara da doğrudan gönderme yapıyordu... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktidara geldiği günden beri ve hatta onun daha da öncesinde, siyasi hayatı boyunca Filistin Halkının hak ve hürriyetleri konusunda her zaman tavizsiz ve kararlı bir politik tutum içinde olmuştur. Bu vasfından dolayı İsrail yöneticileri tarafından her zaman hasım olarak görülmüştür. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sebeple her zeminde bütün siyasi riskleri göze alarak, Filistinlilerin haklarını en etkili biçimde müdafaa etme noktasında büyük bir kararlılık sergilemiştir. 2009'daki

21