Evet, 15 Temmuz'u unutmadık, unutmayacağız!..

Bela ve musibetler, felaketler, ihanetler her zaman bir şekilde vuku bulabilir Önemli olan, bunlardan doğru ve yeterince ders çıkarabilmek. Aksi hâlde, çok daha vahim durumlarla yüz yüze gelmek kaçınılmaz olabilir!

İhanet kalkışmasının üzerinden sekiz sene geçti Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığına, milletimizin birlik ve bütünlüğüne yönelik çok büyük bir tezgâh; 15 Temmuz 2016 gecesi Türk halkının vatanseverliği, fedakârlığı, basireti ve cesareti sayesinde boşa çıkarıldı. Bu destansı başarı, dünyanın diğer milletlerine de örnek olacak bir kahramanlıktır O gece vatan ve millet için, gözünü kırpmadan canlarını feda eden aziz şehitlerimize şükran borçluyuz. Satılmış hainlere, kanı bozuklara, ipleri emperyalist güçlerin elinde olan zavallı yaratıklara, asla geçit vermeyen kahraman gazilerimize minnet borçluyuz. 15 Temmuz gecesindeki vatan müdafaası, tek kelime ile bir destandır Milletlerin büyük imtihanlardan geçtiği dönemler vardır. İşte 15 Temmuz böyle bir imtihandır ve milletimiz yüz akıyla bu imtihandan geçmiştir. Devletlerin ve milletlerin başına her vakit bela ve musibetler, felaketler gelebilir. İhanetlere maruz kalmaları her zaman mümkün ve muhtemeldir. Şüphesiz, bu belaları defetmek, hayati bir konudur Ancak bir o kadar mühim olan bir başka hususu da dikkatlerden uzak tutmamalıdır. O da şudur; ülke ve millet aleyhine oynanan oyunlardan, kurulan veya kurulmaya çalışılan tuzaklardan yeteri kadar dersler çıkarabilmek. Zira bu noktada gereği kadar dikkat ve özen gösterilmezse, çok daha vahim durumlara maruz kalmak kaçınılmaz olabilir!..

FETO ihanet şebekesinin emperyalist güçlerle nasıl bir iş birliğine girdiğini 15 Temmuz gecesi çok net biçimde gördük Amma, kırk yıl boyunca devletin kılcal damarlarına sızmayı başaran veyahut sızma ortamını bulabilen bu hain örgütün, bunca sene devlet içinde palazlanması, âdeta bir paralel yapı konumuna ulaşması; nasıl olur da, bu raddeye gelip ciddi tehlike teşkil edinceye kadar fark edilmez.. Burada hemen şu soruyu da sormak lazım gelir: Tam sekiz senedir konuşulan, tartışılan bir mesele var. FETÖ ile mücadele gerektiği kadar hassasiyet ve dikkatle yapılabildi mi Yani bahse konu örgüt, gerçekten bir daha ayağa kalkamayacak derecede çökertilip etkisiz hâle getirilebildi mi Ne yazık ki, hemen her gün yapılan operasyonların sonucunda ortaya çıkan tablo, bu soruya henüz olumlu cevap verme noktasından uzak olunduğunu gösteriyor Evet, bugüne kadar yedi yüz binden fazla kişi soruşturma ve kovuşturma sürecinden geçti. Yüzlerce dava açıldı ve binlerce sanık hüküm giydi. On binlercesi de devlet kurumlarından tart edildi. Silahlı Kuvvetlerden 24 bin, Polis teşkilatından kırk bin Yargı teşkilatından en az dört bin hâkim ve savcı görevden atıldı. Rakamlar fazlasıyla dikkat çekici. Velakin nasıl oldu da, bu kadar ajan devlet mekanizması içine sokulabildi Düşününüz ordu içindeki general kadrosunun yarıdan fazlası FETÖ tarafından fiilen doldurulmuş!.. Bundan daha büyük felaket olabilir mi 15 Temmuz ihanet kalkışmasının hangi boyutlarda olduğunu anlamak için, tek başına bu gerçek yeter de artar bile!

Şu hâlde olup bitenlerden ders çıkarmanın birinci şartı, yaşanan hadiseyi hiç unutmamak. Ve diyoruz ki, 15 Temmuz 2016 gecesindeki ihaneti asla unutmayacağız ve unutturmayacağız Bu birinci şart. Diğer taraftan, aylar öncesinden bağıra bağıra geliyorum diyen ihanet, devletin ilgili mekanizmaları tarafından, vaktinde ve doğru biçimde tespit edilip ona göre tedbir alındı mı Yani küresel güçlerin güdümünde hazırlanan çok büyük bir tezgâh bu sayede mi hafif atlatılabildi Başka bir ifadeyle çok daha vahim bir tablonun önüne geçebilmek için, tedbirler ancak bu seviyede mi yönetilebildi Böyle sorular spekülasyona açıktır elbet Zihinleri daha da karıştırmak için, bizzat ihanet şebekeleri mugalata yapar zira. Nitekim FETÖ hesabına bu gibi faaliyetleri yürütenler, ilk günden bu yana