Ankara'daki NATO zirvesine sayılı günler kaldı... Kuzey Atlantik İttifakı'nın geleceğine dair çok önemli müzakere ve gelişmelerin kaydedileceği zirve, apaçık olarak yeni bir dönemin başlangıcı mahiyetinde.
7-8 Temmuz tarihinde Ankara'da toplanacak 36. NATO Zirvesi öncesinde, İstanbul'da önemli bir zirve daha gerçekleşti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde, NATO Parlamenter Zirvesi yapıldı. NATO Parlamento Başkanları onuruna verilen yemekte konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çok ses getirecek önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2014 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 69. Oturumunda ilk defa, "DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR" cümlesini kurmuştu. Daha sonraki dönemde bu sözün tekrarı ile birlikte dünyadaki yansımaları da genişlemişti. Bugün bahse konu ifade çok daha geniş bir zemin bulmuş durumda... Başından beri önemi ve muhtemel etkileri tartışılan, bir hafta sonraki Ankara NATO zirvesi öncesinde, Erdoğan'ın verdiği bazı mesajların da aynı şekilde çok büyük yankı yapacağı katidir. Şu tespit başlı başına çok büyük önem arz ediyor; "Eski kalıplar, eski kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız..." Şüphesiz bu konuda ve buna benzer değerlendirmeler başkaları tarafından da yapılmıyor değil. Ama bu kadar açık ve samimi ve doğrudan mevcut gerçekleri işaret eden bir beyan olarak farklı bir anlam ifade ediyor. Şu cümleye dikkat isterim: "Türkiye bu yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerin başında geliyor..." Bölgesel ve küresel meselelerin çözümüne dönük gayretlerinde samimiyeti tartışılmayan bir ülke Türkiye... Erdoğan liderliğinde bu seviyede bir uluslararası ilişkiler faaliyetini yürüten Türkiye, beynelmilel zeminde kargaşa ve kavga yerine barış ve huzurun yer alması için saygıdeğer bir tavır sergiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir taraftan Rusya-Ukrayna Savaşının devam ettiği diğer yanda ABD-İran arasındaki çatışmaların şimdilik ateşkesle; âdeta pamuk ipliğine bağlı şekilde, her an yeniden başlayabilecek bir durumda olduğu ortamda, kalıcı dünya barışı için tarihî çağrılarda bulunuyor. Ancak bu çağrıları yaparken, gerçekçiliği hiçbir zaman ikinci plana atmıyor. Mesela İsrail'in bölgesel ve küresel barış için ne denli büyük tehdit ve tehlike teşkil ettiğini, lafı eğip bükmeden direkt olarak söylüyor. Ve Siyonist İsrail'in bu bozgunculuğu ortadan kalkmadıkça, kalıcı barışa asla ulaşılamayacağını ifade ediyor. Dünyada bu kadar samimi ve net biçimde Siyonizm'e karşı tavır alan başka kaç ülke var Her hâl ve şartta Bağımsız Filistin Devletinin kurulmasının, barış için olmazsa olmaz şart olduğunu tereddütsüz söylemeye devam eden başka kaç tane lider var acaba Evet, Türkiye en başından beri kendisine yakışır tarzda Filistin meselesini aynı çizgide savunmaya devam ediyor.
Sadece Filistin Meselesinde değil, bütün ihtilaflı konularda hak ve adaletin yanında yer alıyor. Türkiye Kırım'ın Rusya tarafından işgal ve ilhak edilmesini hiçbir zaman kabullenmedi ve her daim karşısında olduğunu beyan etti. Bunun yanında Ukrayna-Rusya savaşının sona ermesi ve barışçıl bir çözümün sağlanması için ilk günden itibaren ara buluculuk için hazır olduğunu deklare etti ve İstanbul'da kurulan müzakere masasında kalıcı bir barış için epeyce mesafe alındı. Ne var ki, barışa değil de çatışmaya kilitlenmiş bazı güçlerin müdahale ve etkisiyle, pekâlâ başarılı bir sonuca varabilecek olan barış görüşmeleri akamete uğratıldı... Türkiye dünyanın geldiği huzursuzluk ve güvensizlik ortamında, NATO'nun caydırıcı olmasını savunuyor. Ve Özellikle Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinde, Türkiye'nin çoktan hak etmiş olduğu konuma gelmesini haklı olarak savunuyor... NATO'da külfet paylaşımını yerine getiren, misyon ve harekâta katılma noktasında tereddütsüz irade koyan Türkiye, bu yönüyle Teşkilâtın ilk beş ülkesi arasında... Tarihin gördüğü en büyük savunma Paktında en büyük ikinci kara gücüne sahip ülke olarak Türkiye'nin bugüne kadar sergilediği caydırıcılık tartışmasızdır.

11