Aslında tam olarak Avrupa Birliği'nin siyasi körlüğünden bahsetmek daha doğru olur... Fransa eski Başkanı Giscard d'Estaing'in açıkça "Hıristiyan Kulübü" diye lanse ettiği bir yapı, ne kadar uzak görüşlü olabilirdi
Avrupa Parlamentosu (AP), her zamanki saplantısıyla 8 Temmuz'da yine Türkiye aleyhine saçma sapan bir karar aldı... Bir Yunan parlamenterin (Eleonora Maleti) raportörlüğünde, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı dolayısıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine alçakça iftiralarda bulunan sözde karar tam bir rezalet! "1974 Müdahalesinin Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri" başlıklı karar, AP'de 33 ret ve 43 çekimser oya karşı, 575 oyla kabul edildi. Bahse konu karar tamamen Yunan ve Rum tezlerini savunan bir metin. 1974 Barış Harekâtını uluslararası hukuk ve anlaşmalardan kopararak, Türkiye'nin Ada'daki varlığını hedef alıyor ve küstahça işgalci olarak niteliyor... Türkiye'ye Garantörlük yetkisi veren ve müdahale hakkı tanıyan Londra ve Zürih Anlaşmaları hiç ama hiç hatırlanmıyor. Bu anlaşmaların hatırlanmadığı bir ortamda, tabiatıyla Kıbrıs Adasını Yunanistan'a bağlamak hedefindeki ENOSİS Planını ve EOKA çetelerinin Türkler üzerinde yaptığı katliamların söz konusu edilmesi zaten beklenemezdi... Yarım asrı aşkın zamandan beri, mide gurultusu misali hep aynı yalanlar ve saçma sapan iddialar tekrarlanıp duruyor. Aynı teranelerle dolu son karar da beklendiği üzere hem KKTC hem Türkiye Dışişleri Bakanlıkları tarafından şiddetle kınandı. Dışişleri Bakanlığının tepkisi özetle şöyle:
"Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik asılsız ve akıl dışı iddialar içeren karar yok hükmündedir. Alçakça iftiralar barındıran söz konusu karar, Avrupa Birliği'nin (AB) ve özelde Avrupa Parlamentosu'nun, Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak belirli çevrelerin güdümüyle benimsediği yanlı ve çarpık yaklaşımın son örneğini teşkil etmektedir..."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da yaptığı açıklamada bahse konu kararın kabul edilmez ve yok hükmünde olduğunu ifade etti. Yılmaz Türk Silahlı Kuvvetlerinin elli yılı aşkın zamandır Ada'da sağladığı barış ve refah ortamına dikkat çekerek, Rum tarafının da bu iklimden yararlandığını ve bu sayede kalkınma kaydettiğini hatırlattı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de söz konusu kararla ilgili olarak çok sert ifadeler ihtiva eden bir açıklama yaptı. Çelik özetle şunları söyledi:
"Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen sözde karar, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik alçakça bir iftiradır. Bu sözde kararı kınıyoruz. Hiçbir temele dayanmayan bu sözde kararların hangi güdümlü ilişkiler yoluyla alındığını çok iyi biliyoruz. Bu alçakça kararı kökten reddediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yaptığı açıklamaya tarihî dürüstlük adına herkes destek vermelidir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin şan ve şereflerle dolu tarihi karşısında bu tip alçakça iftiraların hiçbir hükmü yoktur..."
Çelik'in işaret ettiği güdümlü ilişkiler en başından beri Kıbrıs Meselesini zehirlemeye devam etmekte. Avrupa Birliği, 2004 yılında kendisinin de desteklediği "Annan Planı"nı referandumda reddeden Güney Kıbrıs Rum Yönetimini ödüllendirerek, bütün uluslararası hukuk kuralları ve teamüllere aykırı biçimde Birliğe tam üye yaptı... Buna karşılık adı geçen planı kabul eden KKTC'yi ise dışlamaya devam etti. AB bu siyasi körlük içinde oldukça Birliğin bir unsuru olan Avrupa Parlamentosu'ndan uzak görüşlülük ve ilkeli politikalar beklenebilir mi Esasen AB'nin açmazları daha geniş ve daha derinlerde. Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing'in açık açık dillendirdiği hâliyle, "Bir Hristiyan Kulübü"

23