"Asrın Yolsuzluk Davası"ndaneler oluyor

Ekrem İmamoğlu'nun elebaşı olduğu iddia edilen, çıkar amaçlı suç örgütü davasının ilk bir haftalık duruşma serisinde, mahkeme salonunun düzeni sağlanamadığı için, yargılama süreci hayli aksadı...

Yüz beşi tutuklu, toplam dört yüz yedi sanığın bulunduğu "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Davası", son zamanların en fazla tartışılan yargı konularının başında geliyor… Adalet Bakanı Akın Gürlek, başsavcılık görevinde iken bahse konu davayı, "Asrın Yolsuzluk Davası" olarak nitelendirmişti. Dün de CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kendisine yönelik ithamlarına cevap verirken, "Maksat Asrın Yolsuzluk Davasını perdelemek" şeklinde bir cümle kurdu. Mahkeme sürecinde İmamoğlu ve diğer CHP'lilerin yaptığı taşkınlıklar dolayısıyla, yargılama işlemi bir türlü istenildiği gibi yürütülemiyor!.. Anlayacağınız mahkemenin mehabetine karşı ciddi bir saygısızlık söz konusu. Bu mevzuya aşağıda döneceğiz. Ama ondan önce, CHP Genel Başkanlığında devam eden ve pek de makbul olmayan bir "geleneğe" dair kısa aktarmalar yapmak gerekiyor...

Hatırlanacağı üzere, Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık on üç yıl süren genel başkanlığı döneminde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer bazı siyasilere karşı ileri sürdüğü ithamlar sebebiyle, pek çok davaya muhatap olmuş ve hemen hepsini de kaybetmiş, ciddi tazminatlara mahkûm olmuştu. Öyle ki, Kılıçdaroğlu'na yüklenen yüksek tazminat meblağlarını ödemek için, bir ara CHP milletvekillerinin maaşlarından kesinti yapılmak suretiyle bir "FON" dahi oluşturulmuştu…

Kılıçdaroğlu'nun mahkûm olduğu yüksek tazminatlardan biri de, "Mann Adası" davasıyla ilgiliydi. Kılıçdaroğlu Kasım 2017 yılında, büyük büyük iddialarla, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı hısım akrabası hakkında yurt dışına milyonlarca liralık servet kaçırma suçlamasında bulunuyordu… Kılıçdaroğlu'nun bu ithamlarda delil diye kürsüden salladığı belgelerin düzmece olduğu daha sonra ortaya çıktı ve neticede mahkeme onun aleyhine yüz binlerce liralık tazminata hükmetti.

Özgür Özel'in bugün-yarın diye epey uzattıktan sonra, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında ileri sürdüğü mal varlığı miktarı, bana Mann Adası davasını hatırlattı. Özel'in iddiasına göre, Bakan Gürlek'in hâlen sahip olduğu veya daha önce elden çıkardığı gayrimenkullerin toplam değeri 452 milyon lira… Bakan Gürlek bu ithamların gerçek olmadığını, kendisinin üzerinde dört tane tapulu gayrimenkulün bulunduğunu, bunların değerlerinin de öyle abartıldığı kadar olmadığını belirtiyor. Mesela Özel'in 30 milyon lira değer biçtiği Tuzla'daki bir dairenin fiyatının en fazla 3-4 milyon TL olduğunu ifade ediyor. Ve Özel'in haksız suçlamalarına karşı dava açacağını kayda geçiriyor. Gürlek, Özel'in maksadının "Asrın Yolsuzluk Davasını gölgelemek" olduğunu da dile getirdi. Diğer yandan Özel'in Antalya eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek'ten adaylık için para alma iddiasına dair, mahkeme dosyasındaki bilgi ve belgelere de işaret ederek, CHP Genel Başkanının bu konuların gündeme gelmesini perdelemeye çalıştığına dikkat çekti. Vâkıâ, Özgür Özel de, genel başkanlık koltuğunda geçirdiği üç yıllık sürede, Kılıçdaroğlu kadar olmasa dahi epey davaya maruz kaldı. Demek oluyor ki, CHP liderliğinin geleneğinde, ayağı yere basmayan iddialarla başkaları hakkında ithamlarda bulunmak kolay tercih edilen bir siyasi strateji!..

Hürriyet Yazarı Abdülkadir Selvi dünkü yazısında, Özgür Özel'in bazı gülünç iddialarıyla fena hâlde alay ediyordu… Özel, Gürlek'in mal varlığını abartırken işi fazla ileri götürmüş ve ona ait bir yatın Lüksemburg'da olduğunu üfürmüştü. Hâlbuki Lüksemburg'da deniz bile yok. Acaba bu yat hangi limanda demirli bulunuyordu Üstelik Akın Gürlek, yüzme dahi bilmediğini ve hayatında Lüksemburg'a gitmediğini, pasaport kayıtlarına gönderme yaparak izah ediyor Lüksemburg'un olmayan kıyıları ve yat limanı konusunda acaba kim Sayın Özel'i yanıltmış olabilir! Selvi