Yeni bir dünya düzeni (nasıl bir dünya olacağı henüz tam belli değil...) kurma gayretleri devam ederken, Avrupa kıtası büyük çapta nümayişlerle sarsılırken, Türkiye pek önemli anlaşmalara imza atıyor...
Bir güne o kadar önemli gelişmeler sığdırıldı ki, şaşırmamak mümkün değil... Mekke İttifakı Anlaşmasına dair kanun teklifinin Millet Meclisi'ne sunulduğu gün, 2009 yılından beri gündemdeki yerini muhafaza eden, Türkiye ile Libya arasında, Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına Dair Mutabakatın, Libya Temsilciler Meclisinde oy birliğiyle onaylanması haberi geldi... Libya Temsilciler Meclisi kararının mürekkebi kurumadan bir başka çok önemli askerî iş birliği anlaşmasının haberi geldi. Türkiye, Pakistan, Katar ve Endonezya tarafından "Bedir Mutabakatı" Zaptına, Katar'ın başşehri Doha'da imzalar atıldı... Bedir Arapçada dolunay manasına geliyor. Ama bu ismin İslâm tarihindeki mana ve ehemmiyeti çok daha geniş ve derin... Tarih sırasıyla en eskisinden başlayacak olursak, Türkiye ile Libya Ulusal Hükûmeti arasında, 2019 yılında aktedilen 'Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına Dair Mutabakat' Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerimizin korunması noktasında çok kritik bir ehemmiyet taşıyor... Başta Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olmak üzere, İsrail, Fransa ve İtalya'nın; amiyane tabiriyle bölgedeki zengin hidrokarbon rezervlerine çökme teşebbüslerine karşı çok esaslı bir statü kazanılmış oldu. 2019'dan beri Türkiye'nin sabırla ve ısrarla sürdürdüğü diplomatik gayretler nihayet beklenen neticeyi verdi... Libya'nın hâlihazırdaki bölünmüşlük durumundan dolayı, bu meseleyi uluslararası hukuk ve diplomasi kuralları içinde yönetmek hiç de kolay olmadı. Trablus Yönetimi en başından beri Türkiye ile uyumlu bir çalışma içinde idi. Ancak Temsilciler Meclisi'nin bulunduğu Bingazi'deki Halife Hafter İdaresi muhalefet ediyordu. Türkiye'nin Libya'da birlikten tarafa tavır koyması ve Trablus'taki Ulusal Birlik Hükûmetine destek vermesi karşı tarafın muhalif tutumunu pekiştiriyordu! O sebeple Türkiye çok titiz ve dengeli bir diplomatik yaklaşımla meseleyi yönetmeye çalıştı ve çok şükür ki, sonunda hedefine de ulaştı.
Hiç şaşırtıcı değil elbet... Avrupa Birliği ve Yunanistan cenahından tepkiler hemen yükseldi. AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, Türkiye'ye karşı saplantılı tavrıyla, bahse konu anlaşmanın uluslararası deniz hukuku kurallarına aykırı olduğunu ve üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ileri sürdü ama onun ve onun gibilerin saplantılı tepkilerinin çok fazla kıymet-i harbiyesi yok!.. Yunanistan, GKRY, İsrail ve Mısır'ın bu anlaşmaya karşı tutum takınması ve zaten mukabil teşebbüslerde bulunmuş olması orta ve uzun vadede boşa çıkacak şeylerdir. Yakın zamana kadar Mısır ile ilişkilerimiz "limoni" olduğu için Kahire Yönetimi Yunan-Rum ve İsrail ile birlikte hareket etme hatasına düştü. Fakat şimdilerde hayli değişik bir tutum içinde olduğu görülüyor. Zamanla Mısır ile Türkiye arasında da benzer bir mutabakat sağlanabilir. İşte o zaman Yunan ve İsrail cenahında yaşanacak hayal kırıklığını göreceğiz. Keza vakti zamanı geldiğinde yani Suriye'de devlet nizamı tam olarak kurulduğunda ve seçimler yapılıp parlamento teşekkül ettiğinde, çok daha rahat bir atmosferde Şam Yönetimi ile de pekâlâ aynı anlaşma hayata geçirilebilir... AB ve Yunan tarafının mevcut durumda panikle ölçüsüz tepki koyması, kaybetmenin psikolojisidir. Onlar da sonunda kabullenecektir. Türkiye karşı tarafın tepkileri karşısında her zaman olduğu gibi soğukkanlılığını muhafaza ederek, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde iki ülkenin haklarının korunduğunu ifade ediyor. Libya tarafından onaylanan bu anlaşma, bölgede petrol ve doğalgaz arama ruhsatları, kıta sahanlığı gibi meseleler ve Ege Denizi altından geçirilmek istenen elektrik hatları konusunda yepyeni bir hukuki ve siyasi boyut getiriyor... Burada Türkiye ve KKTC'nin eli güçleniyor!..

16