Adalet ve reyting savaşları!..

Düz bir soru soralım:Sizce, 27 gündür Narin Güran cinayetiyle ilgili yapılan kesintisiz yayınlar, öncelikle adaletin tecellisi için mi, yoksa reyting savaşlarında üst sıralara tırmanmak için mi Cevabı içinde!

Adalet yani haklının haksızdan ayrıt edilmesi yani hakkın yerini bulması yani ortada bir suç varsa suçlunun gerekli cezaya çarptırılması veya bir hak ihtilafı söz konusu ise hak sahibinin hakkının teslim edilmesidir... İnsanların vicdanen nihai olarak talep ettiği ve beklediği şey, her türlü ihtilaf; niza ve anlaşmazlıklarda ve dahi cinayetler dâhil olmak üzere, meydana gelen bütün hak tecavüzlerinde, suçlu tarafın hiç gecikmeden adil şekilde yargılanması, kamuoyu önünde şeffaf ve aleni biçimde hesap vermesi, netice olarak hak ettiği cezaya çarptırılmasıdır. İşte adalet bu şekilde tecelli ettiği takdirde, mağdur olmuş kişikişiler ve toplumun tamamı rahata ve huzura kavuşur Bu bakımdan cemiyetin her zaman ve öncelikle ve kayıtsız şartsız istediği, beklediği husus adaletin tecelli etmesidir Yaklaşık bir aydır toplumun duygularını ayağa kaldırmış bulunan sekiz yaşındaki Narin Güran'ın katledilmesi olayında, herkesin temennisi nedir Canilerin bir an evvel tespit edilmesi, adaletin önünde hesaba çekilmesi Şunu da hemen belirtelim; Adaletin tecellisi maalesef her zaman kolay olmuyor. Bazen de hiç olmuyor!..

Cumhuriyet tarihi boyunca, mahkemelerin kararları hep tartışıldı. Zira özellikle olağanüstü dönemlerde kurulan özel mahkemelerin verdiği kararlar çok can yaktı Bakınız, İstiklal Mahkemelerinde,"Maznunların (sanıkların) idamına, şahitlerin bilahare dinlenmesine"diye kararlar verildi! Keza, Adalet Divanı adıyla tanımlanan Yassıada Mahkemesinde başta merhum Adnan Menderes olmak üzere, Demokrat Partili siyasetçilere karşı çok zalimane yargılama yapıldı ve vicdanları kanatan idam hükümleri verildi. (Bugün Merhum Menderes'in idam edilişinin (17 Eylül 1961) yıl dönümü. Bu vesileyle merhum Menderes, merhum Fatin Rüştü Zorlu ve merhum Hasan Polatkan'ı bir kere daha rahmetle yâd ediyoruz. Cenabı Hak gani gani rahmet eylesin) Elbette mahkeme kararlarının tartışılması, hukuk ilmi bakımından yanlışlara dikkat çekilmesi ve benzer hataların önüne geçilmesi için gayret sarf edilmesi doğrudur. Şu hususa da işaret edelim; mahkeme kararlarının, ihtilafların çözümü veya cezalandırmaya dair nihai hüküm ifade etmesi başka bir şey, bu kararların doğruluğu veya yanlışlığının irdelenmesi ise daha başka bir şey

Bu tartışmalar Son yıllarda hayli artış kaydetti Bunun da çok çeşitli sebepleri var. FETÖ'nün yaklaşık kırk yıl boyunca bu ülkede, askeriye, emniyet, adliye ve eğitim kurumlarına sızması, militanları doldurması adı geçen müesseseleri çok müşkül vaziyete soktu 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün üzerinden sekiz sene geçtiği hâlde, hâlâdaha bu menhus örgüte mensup kripto şahısların sistemden tamamen temizlenemediği, her gün tespit edilen yeni olaylarla teyit ediliyor Hukuk sistemindeki aksaklıkların tamamını FETÖ'ye yüklemek elbette doğru bir tespit değil. Bu konuda birbirinden tamamen farklı pek çok mesele var. Hâkim-savcı, avukat ve noter gibi hukuk sistemi elemanlarının eğitimi, mesleki kabiliyet ve kapasitesi, mevzuatın yeterliliği ve denetimin gerçekçiliği vs. vs... Bu alanda köklü biçimde ele alınması gereken konuların başında geliyor

Bu arada hukuk sisteminde peyderpey de olsa, önemli değişiklikler yapılmıyor değil. Bunlarda biri de hâkim ve savcı yardımcılığı konusunda yapılan düzenlemedir Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün hâkim ve savcı yardımcıları eğitiminin açılış programında konuştu ve önemli mesajlar verdi."Adaletin reyting, etkileşim avcılığına kurban edilmesine göz yummamalıyız. Başta medyamız olmak üzere, tüm sorumluluk sahipleri azami hassasiyeti göstermeli. Masum çocukların naaşı üzerinden, milletin inanç değerleriyle, aile kurumuyla, dinîmüesseselerle, siyasi ve ideolojik hesap görülmesine müsaade etmemeliyiz"