İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye'nin bir bunalımdan diğerine sürüklendiğinin altını çiziyor ve Recep Tayyip Erdoğan'ın bu durumu bir "devlet rejimi"ne dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. özümü de "Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı gitmeden bu kriz asla bitmeyecek" diyerek gösteriyor.
Dervişoğlu'na göre, siyasal rakibini yargıyla, entrikayla, şantajla, kasetle, tehditle susturmaya çalışayan anlayış; demokrasi değil, korku düzeni. Ankara'da bir süredir Saray rejiminden, dolayısıyla korku düzeninden sıyrılabilmenin çarelerini arayan kimi odaklaşmaların ürediğine tanıklık ediyoruz. Dervişoğlu'nun "devlet rejimi" diye tanımladığını bir üst aşamaya taşıyarak "devlet krizi" olarak niteleyenler, oluşan gerginliğin giderilmesi için mutlaka yeni siyasal uzlaşı alanları bulunması gerektiği kanısındalar.
Vazgeçilmezlik tutkusu ile yakın çevresinin gelecek kaygısının yarattığı derin endişe yüzünden Saray'ın korku ve baskı düzenine yönelmesinin, demokratik düzenekleri tümüyle yok ettiği, ekonominin de batağa sürüklenmesi ile siyasal iklimin bir devlet krizine yol açtığı saptaması üzerinde birleşiliyor.
Sürdürülebilir olmayan bu ortamın yarattığı yüksek gerilimin hem toplum psikolojisi hem de kamu yönetimi açısından yönetilemez bir noktaya evrilmesini önleme açısından krize ivedilikle çözüm bulunması üzerinde duruluyor. Özellikle iktidar ortaklarının bildik ezberlerinden ve Saray rejimini ne olursa olsun sürdürme ısrarlarından mutlaka vazgeçmesi, muhalefetin de baskıcı ortamın yarattığı can havliyle davranma tutumunu gözden geçiren bir yol haritası çizmesi gerektiği dillendiriliyor.
Cumhur İttifakı'nın AKP ve MHP kanadındaki rahatsızlıkların da gözlendiğine dikkat çekilerek iktidar ve muhalefet kanatları için bir uzlaşma öneriliyor özetle.
Önümüzdeki süreçte, 12 Mart darbesinin basık ikliminden sıyrılmak için darbenin baş aktörlerinden Faruk Gürler'in cumhurbaşkanı adaylığı dayatmasına karşın AP ve CHP'nin Fahri Korutürk'ün adında uzlaşmaları gibi bir girişim gündeme gelebilir örneğin.

12