Saraycıların Sanal Geleceği

Siyasal dincilerin doğasında vardır. Safsata ve sanal bir gelecek kurgusu üzerinden hareket ederler. Sonuçta, yalnızca kendileri değil, kandırdıkları toplum kesimi de gerçekliğin duvarına toslar.

Tosladılar da: Ekononomiden sağlığa, adaletten dış politikaya Türkiye'yi getirdikleri nokta ortada!

Şimdi yeni bir aşamaya vardıkları sanrısındalar:

Cumhuriyet yerine tek adam sistemini; Saray'a meşruiyet verdiğini açıklamış olan ABD Başkanı Trump'ın bölge sömürge valisi Tom Barrack'ın ifadesiyle monarşiyi (padişahlığı) tümüyle yerleştirdiklerine, son dirençleri de kırdıklarına açık açık inanmaya başladılar.

Örnek:

Saray ve kadrosunun, "üstat" olarak tanımladıkları Necip Fazıl Kısakürek'in "kindar nesil"den, yani 1923 Cumhuriyet Devrimi'nden ve Atatürk ilkelerinden intikam almayı temel unsur sayan bir kuşaktan geldikleri biliniyor.

Kısakürek, bu "kindar nesil" isteminden 1970'lerin başında Milli Türk Talebe Birliği'nin (MTTB) bir toplantısında söz etmiştir.

İşte o MTTB, geçenlerde "Siyaset Okulu" adlı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının baş aktörleri içişleri bakanı, adalet bakanı ve İstanbul Üniversitesi rektörüydü. Hepsinin ağzında "Türkiye Yüzyılı" vardı. Yani, Cumhuriyetin 100 yılında uydurulan ve Cumhuriyet dönemini kapatacak olduğuna inandıkları "Türkiye Yüzyılı".

İçişleri bakanı, toplantıda, siyasi dinci kesimin yıllardır ayrı inanç ve kimliklere sahip insanların bir arada yaşayabileceğini gösteren örnek olarak gösterdikleri ümmetçi Medine Sözleşmesi'ni övdükten sonra siyasetten ne anladığını şöyle özetledi:

"Siyaset, toplumu inşa etme ve adaleti tesis etme sanatıdır."

Ardından, adaleti nasıl tesis ettiğine tanık olduğumuz adalet bakanı çıktı kürsüye. Recep Tayyip Erdoğan'ı bol bol övdükten sonra, onun iktidara gelmesini "bastırılmış bir iradenin yeniden şahlanışı" olarak tanımladı.

Toplantıda, toplum inşa etmenin ne anlama geldiğini anlatma görevi de Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını iptal ettiren İstanbul Üniversitesi rektörü, MTTB üyesi Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar