Beklenmekte olan gerçekleşti. Saray, Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin başına görevli olarak atadı.
Anayasa'nın başlangıç bölümündeki ifade çok açık:
"Millet iradesinin mutlak üstünlüğü; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk dışına çıkamayacağı..."
Saray'ın yargıyı kullanarak CHP'yi parçalamaya yönelik kararı başta olmak üzere siyasal tüm uygulamaları bu ifadenin tam tersidir. İktidar, ömrünü uzatabilmek amacıyla özgürlükçü demokrasi ve bunun gerekleriyle belirlenmiş hukukun dışına çıkmıştır. Başta ana muhalefet olmak üzere kendine karşı olan tüm siyasi hareketleri işlevsiz kılmak ve ortadan kaldırmak için devlet organlarını ve gücünü kullanmaktadır. Eskilerin deyimiyle cebren, yani zorla yürütülen bir süreç vardır.
Ortada yürürlükteki anayasa açısından bir suç vardır, Saray, kendi rejimini ve kurallarını tam anlamıyla oturtabilmek, kendince bir meşru zemin oluşturabilmek için bir anayasa değişikliği peşindedir.
Anayasa hukuku alanındaki yorumlara dayanarak anlatacak olursak: Anayasa değişikliğiyle yetkilendirilmiş organların değişikliğe zorlanması girişimi, bir başka deyişle, anayasayı zorla değiştirmeye yönelik bir eylem söz konusudur.
Ana muhalefet partisi CHP'nin bölünmesine, işlevsizleştirilmesini öngören çabalar, diğer muhalefet partilerinin milletvekillerine yönelik transferler, DEM ile yürütülen PKK pazarlığı gibi gelişmeler; toplumun ve bireylerin iradeleri zorlanarak bir mutlakiyete ulaşma hedefini göstermektedir.
İktidar çevrelerinde, anayasanın değiştirilemeyecek maddelerinin bile tartışıldığı gözönüne alınacak olursa, gerçekleşen tüm uygulamalarla maddi ve manevi bir zorlama vardır.
Anayasa hukukçularına göre; anayasayı bozma suçlarında, anayasayı yok sayma ya da ortadan kaldırma çabası bir karşı güçle delgelenmediği durumda, anayasayı bozanlar, kurucu iktidara dönüşmektedirler.
Bunun da belirtileri, Cumhuriyet'in 100. yılı olan 2023'ten beri anayasa değişikliği ile birlikte iktidar tarafından sürekli gündeme getirilen "Türkiye'nin yeni yüzyılı" söyleminde yatmaktadır.
Saray düzeni, bu slogan ile birlikte başta yargı ve güvenlik güçleri olmak üzere devlet organlarını kullanarak, yürürlükteki anayasayı askıya alarak bir yeni "kurucu iktidar" olma peşindedir.

15