MHP lideri Devlet Bahçeli, SDG/ YPG ile PKK ilişkisini dile getirdiği son grup konuşmasında, Atatürk'ün, Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kansu'ya "Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan yakından tevessül etmemek başlıca dikkatimizi teşkil etmelidir" dediğini aktarıp partisinin tutumunu övdü:
"MHP'nin siyaseti, mücadelesi, duruşu, ilkeleri, ülküsü doğrudur. İçinde bulunduğumuz zaman, tatbik ettiğimiz siyasetle de tutarlıdır."
Bahçeli'nin doğru ve tutarlı siyasetten kastının ne olduğu, aynı konuşmasında şu sözlerle dile geliyor:
"Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizmin yandaşıdır, İsrail'in kuklasıdır, PKK'nin kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir."
Yani Bahçeli'ye göre, İsrail'in güdümündeki terör örgütüyle (SDG/ YPG) pazarlık olmaz çünkü "Muhatap, PKK'nin kurucu önderinden başkası asla değildir".
Söylenenlerden anlaşıldığı kadarıyla, MHP'nin doğru ve tutarlı siyaseti; Mazlum Abdi'yi kukla, İmralı'dakini ise saygı gösterilmesi gereken "kurucu önder" olarak görüyor.
Ancak, bu algı çerçevesini Atatürk'ün tutarlılığı ile bağdaştırmak olanaksızdır.
Nitekim, Mazhar Müfit Kansu'nun, Bahçeli'nin alıntı yaptığı anılarında bir bölüm vardır:
Atatürk ve beraberindeki heyet Erzurum'dan kongre gerçekleştirmek üzere Sivas'a geçecektir. Eşkıya çeteleri, Erzincan boğazını kapatmışlardır. Atatürk ve arkadaşlarının yaşamı tehlikededir. Görevli jandarma subayı boğazın temizlenebileceğinden bile kuşkuludur. Boğaza girip girmeme tartışılır. Atatürk'ün kararı şöyledir:
Sivas Kongresi'ne gününde yetişmek zorunluluğu vardır. Her ne pahasına olursa olsun Sivas'a zamanında ulaşılacaktır. Eşkıya saldırırsa karşılık verilecektir. atışma sonunda ya yol açılacak ya da ölünecektir. atışma durumunda yaralanan ve ölenler olursa onlarla ilgilenilmeyecektir. Sağ kalanların, tek kişi dahi olsalar da hedefleri Sivas'a varmak olacaktır.
Diyeceğimiz o ki kendisini Atatürk ile karşılaştırmaya kalkanlar, ne yaptıklarını iyi ölçüp biçmelidirler.
CUMHURİYETE DÖNME ZAMANISuriye, İran, Ukrayna... Türkiye'nin hemen dört bir yanında sıcak çatışma ve karışıklıklar var. Türkiye'nin bu koşullarda, özellikle iç barışı, kardeşliği sağlarken diğer yandan yurttaşlarının esenlik içinde yaşamaları için gerekli önlemleri alarak ulusal bütünlüğü güçlendirmesi gerekiyor.

3