erçeveci takımı, "Daha işin başındayız" filan diyor ya, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, işin perde arkasını "Bosphorus Diplomasi Forumu"nda açıkladı. Osmanlı'nın çöküş döneminden itibaren sürekli parçalanma, bölünme sürecine girmiş olan geniş coğrafyada, birleşmenin adresi olacakmışız. Şöyle diyor:
"Bölge halklarının Türkü ile Kürdü ile Arabıyla, Acemiyle, Sünnisiyle, Şiisiyle hep beraber bir ve bütün olduğu, bir ümmetin sağlam parçaları olarak bir araya geldiğini Allah'ın izniyle hepiniz göreceksiniz. Terörsüz Türkiye meselesi bu sürecin ilk adımıdır."
İmralı'daki hükümlü de çerçevenin içinde, Saray'ın kurduğu baskıcı iktidarın yeni ortağı konumunda. Cezaevinden ülkeyi yönetme sevdasında. Ortaklarıyla birlikte yeni rejim inşa ediyor.
Ona göre, demokrasinin yolu Silivri'den değil, İmralı'dan geçermiş. Kürtler cumhuriyete katılmamışlar; şimdi demokratik cumhuriyetle bütünleşiyorlarmış.
Bu durum solcular için de bir fırsat, şerefli bir ortaklıkmış... Bu zırvalar arasında, haklarını isteyen gaziler eylem yaptıkları Güvenpark'tan karga tulumba kovuldu. İmralı'daki kıyamcı ve de kıyımcı eşkıya başının sömürgecilere yaslanarak çıkardığı, on binlerce yurttaşın kanına giren ayaklanmada yurdu savunanların kopan el, kol, bacaklarının yerine takılan protezler çöp poşetlerine kondu!
İşte o çöp poşeti ve tıkabasa doldurdukları Silivri'dir; şerefli ortaklıkla kurduklarını söyledikleri yeni düzen.
SARAY TARİKATISaray rejiminin adalet bakanının herhangi bir dini grubu, cemaati, inancı hedef almadıklarını ifade etmesine bakmayın siz. Şimdiye değin tüm tarikatlara olduğu gibi açık destek verdikleri Süleymancılara ve Furkancılara karşı yürütülen soruşturmaların anlamı açıktır:
Kurgulanan düzene göre; bundan böyle tek bir cemaat, tarikat, reis, hoca efendi, şeyh, şıh, halife vardır: Saray...
Siyasette olduğu gibi, tarikat düzeninde de yönlendirici, belirleyici, kural koyucu, maddi-manevi karar verici yalnızca o olacaktır.

13