Cezaevleri Dolarken PKK'ye Af...

Neredeyse her sabah bir operasyon...

Ya bir belediye başkanı ya bir gazeteci ya bir sanatçı ya da iktidarın tutumundan rahatsızlığını belirten bir yurttaş evinden alınıyor, soruşturmaya uğruyor, tutuklanıyor.

30'u aşkın muhalif belediye başkanı tutuklu. Onlarca bürokrat, gazeteci cezaevinde. Ana muhalefet partisi genel başkanı için fezleke üzerine fezleke hazırlanıyor.

Gık çıkaran kulağından tutulup içeri atılıyor. Ülke açık cezaevine döndü.

Öbür yanda yurttaşlardan, hatta yurttaşların seçtiği temsilcilerinden bile gizli tutularak oldubittiye getirilen bir tasarı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğüne ve kuruluş değerlerine karşı sırtını egemen sömürgecilere dayayarak kalkışmada bulunmuş, 50 bine yakın yurttaşın ölümünden sorumlu terör örgütü üyeleri, örtülü genel af maddesiyle sanki hiçbir şey olmamışcasına serbest bırakılıyor.

Dahası, onların başı İmralı hükümlüsü, toplumun bir kesiminin temsilcisi, hamisi gibi davranarak ülkenin doğrultusunu belirlemede başrol oyuncu konumunda.

Terörden ve bölücülükten ömür boyu hüküm giymiş İmralı'dakine akıl danışılıyor, ondan onay alınıyor, onunla birlikte yasa tasarısı hazırlanıyor, onun devletin geleceğine ilişkin karar süreçlerine katılmasına olanak sağlanıyor!

Son dediklerine bakılırsa "en az Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli bir demokratikleşme sürecini" bizzat yürüttüğü kanısında.

Cumhuriyetin başlangıcından bu yana karşıdevrim safında yer almış bölücü ve gerici yıkıcılar kol kola girerek yeni bir rejim kurma yolundalar. O rejim de ABD'nin Ortadoğu valisi Tom Barrack'ın uygun gördüğü tam bağımlı, etnikçi, mezhepçi, cemaatçi bir ortaçağ hayaleti olan meşruti monarşidir. Bu süreçte Saray'ın gücünü pekiştirerek sürdürmek en önde gelen hedeftir.

O yüzden Türkiye'nin kurtuluş ve kuruluşunu gerçekleştirmiş olan CHP; etnikçi, mezhepçi ve cemaatçi işbirlikçilerin eliyle paramparça edilmiştir.

Toplumun büyük çoğunluğu yoksulluk içinde bocalarken olup bitenlerin tam anlamıyla bilincindedir ve yeni Sevr oyunlarına, ulusal iradesinin elinden alınmasına karşı bilinçle direnmektedir.

O yüzden cezaevleri tıka basa doldurulmakta, korku imparatorluğu güzelim yurdun üstüne kara bir bulut gibi inmektedir.

Yaşanan süreci en iyi özetleyen; emperyalizme karşı en büyük direniş hareketinin simgesi olan CHP'yi tarihten silmek üzere Saray'ın partinin başına oturttuğu görevli Kemal Kılıçdaroğlu'nun koşullarla tümüyle çelişen şu sözleridir: