Açlık

Her yerde eylem var.

Maden işçileri emeklerinin karşılığı ödenmediği için günlerce eylem yaptı.

Öğretmenler haklarının peşinde sesini yükseltti.

Açlık grevleri art arda geldi.

Dayak yediler, örselendiler, başımızın üstünde taşımamız gerekenlere tomalarla müdahale edildi.

Son olarak Ankara'da emeklilerin eylemi sırasında tam da muhabirimiz anons çekerken bir patlama sesi geldi.

Elbette RTÜK kuralları gereği, intihar haberlerini veremedik. Bu görüntüleri de hem rahatsız edici olduğu, hem de intiharın özendirici bir yanı da bulunduğu için ekrana getirmedik.

Ama biz gördük, duyduk.

Adı Ali Şekeroğlu'ydu.

Emekli bir polis memuruydu.

Devletine, vatanına hizmet etmiş, emekli olmuştu.

Emeklilerin hakları için Anayasa Mahkemesi önünde yaptıkları eyleme katılanlardan biriydi. Elinde Türk bayrağı vardı.

"Emekliyim, geçinemiyorum" diyordu.

Geçinemediğini söylüyordu, gelininin işsiz, damadının işsiz olduğunu...

Herkes hakkı için AYM önünde bağırırken birden bir silah sesi duyuldu.

Ali Şekeroğlu yere düştü.

İntihar etti. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı iki çocuk babası emekli polis memuru Ali Şekeroğlu.

Bir görgü tanığı, Ali Şekeroğlu'nun intihar etmeden biriyle konuştuğunu söylüyordu.
"Torunum oldu, ona altın takamadım, artık ben bu işten vazgeçtim" demişti adam.

Ağır yaralı kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Ölmeden önce yaptığı sosyal medya paylaşımları ortaya çıktı.

"25 Eylül Cuma günü AYM önünde basın açıklaması yapılacak sen yoksan bir kişi eksik olacak ben gelmesem ne olacak deme! Birlikten kuvvet doğar. Anayasal hak olan insan gibi yaşamak ve geçinebilmek için sesimizi duyuralım. Sen içimizdeki haykırışlarımızı duyuyorsun Allah'ım. Devletimizi ve bizleri yönetenler de duysun. Amin."

Torununa altın alamamış, gururuna dokunmuştu.

Kimbilir neler yaşadı.

Yıllar önce bir Pazar yerinde elinde lif satan bir teyzemizle konuştum. Böbreğini satılığa çıkardığını söylemişti. Torununa çorba içirebilmek istiyordu.

Habere taşıdığımızda insanların yardım eli uzandı, uzandı da kadıncağızın böbreğini kurtarabildik.

Bu bizim işimiz miydi, elbette hayır.