Yıldızlar bu kez pek parlamıyor

İlker Gezici
29.08.2026
39

Allien, Blade Runner, Prometheus, Marslı gibi bilimkurgu sinemasının en güçlü örnekleri başta olmak üzere Gladyatör, Kara Şahin Düştü, Thelma ve Louise gibi sinema tarihine geçmiş filmlere imza atan 88 yaşındaki usta yönetmen Ridley Scott boş durmuyor. Scott yeni filmi Köpek ve Yıldızlar'da yine bildiği sularda yüzüyor ve bizi ölümcül bir salgının ardından insanlığın büyük bölümünün yok olduğu kıyamet sonrası bir dünyaya götürüyor. Peter Heller'ın çoksatan romanından uyarlanan filmde başrolleri Jacob Elordi ve Josh Brolin paylaşırken onlara Margaret Qualley ve Guy Pearce eşlik ediyor. Elordi'nin oynadığı Hig, dünyayı kasıp kavuran grip salgınından sağ kurtulan genç bir pilot. Karısını ve tanıdığı insanların neredeyse tamamını kaybeden Hig, köpeğiyle birlikte terk edilmiş küçük bir havaalanının hangarında yaşamaya başlıyor. Tek komşusu ise silahlı eski deniz piyadesi Bangley (Josh Brolin). Dışarıdaki dünya ise hiç de misafirperver değil. Hayatta kalanlar yalnızca hastalık ve açlıkla değil, Biçiciler adı verilen başıboş yağmacılarla da mücadele ediyor. Hig'in hayattaki en büyük kaçış noktası ise 1956 model Cessna'sı. Zaman zaman uçağıyla havalanıyor, balık tutuyor ve dünyanın henüz eskisi kadar kötü olmadığı günleri hatırlıyor.

Derken telsizden gizemli bir yayın geliyor. Bu ses, Hig'in zihninde yıllardır neredeyse sönmüş olan bir ihtimali yeniden canlandırıyor: Belki başka insanlar hâlâ hayattadır. Belki başka bir yerde daha iyi bir hayat vardır diyerek güvenli bölgesini terk ediyor. Aslında filmin çıkış noktası oldukça güçlü. Film yalnızca hayatta kalmayı değil, hayatta kaldıktan sonra insanın neden yaşamaya devam edeceğini sorguluyor. Hig'in telsizden gelen sese kulak vermesi, yalnızlıktan kurtulma ve yeniden bir topluluğun parçası olma arzusu, filmin en güçlü damarı. Fakat film bu fikri derinleştirmek yerine zaman zaman seyircinin önüne hazır cevaplar koyuyor ve heyecan yaratmıyor.

YENİ BİR ŞEY SÖYLEMİYOR
Acaba sadece ben mi böyle hissettim, kaçırdığım anlamadığım bir şeyler mi var diye yabancı basın değerlendirmelerine özellikle baktım. Ağır temposu ve hiçbir yere varmayan anlatısı sebebiyle olumsuz eleştirilerin odağına oturan filmi, Scott'ın kariyerindeki en sıkıcı yapımlardan biri olarak değerlendirenler bile olmuş. Hatta sinema eleştirilerinin yapıldığı uluslararası film değerlendirme sitesi Rotten Tomatoes'taki %38'lik eleştirmen skoru da filmin neden tartışma yarattığını açıkça ortaya koyuyor. Orada da ortak kanaat şu: Film güzel görünüyor, oyuncuları güçlü ama hikâye Scott'ın yönetmenlik becerisinin gerisinde kalıyor. Ve gerçekten de filmin en büyük problemi yeni bir şey söylememesi. Virüs sonrası dünya, terk edilmiş şehirler, silahlı gruplar, hayatta kalan küçük topluluklar, yalnız bir kahraman ve güvenli bir yer arayışı... Bunların hepsini daha önce defalarca gördük. Ben Efsaneyim'den Mad Max serisine kadar kıyamet sonrası sinemanın artık oldukça kalabalık bir arşivi var. Köpek ve Yıldızlar ise bu mirasın üzerine yeni bir şey söylemiyor.

KÖTÜLER TEHDİTKAR DEĞİL
Frankenstein'deki Yaratık rolüyle dikkat çeken Jacob Elordi filmin bütün yükünü sırtlamaya çalışıyor. Brolin ile uyumları tamam ama Elordi, karakterin depresif halini, hüznünü seyirciye veremiyor. Köpeği öldüğünde de karısını kaybettiğinde de yanındakilere haksızlık yapıldığında duyguları aynı... Kusurlu karakteri bana geçmedi ne yazık ki. Öte yandan filmdeki kötüler yani Biçiciler de yeteri kadar kötü ve tehditkar değiller. Hig'in Cima (Margaret Qualley) ve babası Pops'la (Guy Pierce) birlikte yeni bir yaşam umuduyla gittikleri yerde karşılaştığı kötüler de aynı. Neden oradalar ve amaçları ne belli değil. Sanki başka bir filmden çıkıp gelmişler gibi...Neticede ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor. Ridley Scott var. Güçlü oyuncular var. Büyük bütçe var. Muhteşem manzaralar var. Ama filmin kendisi yeterince güçlü değil. Belki de filmdeki en acı ironi şu: Hig, dünyanın sonundan sonra yeni bir umut arıyor. Biz ise iki saat boyunca Ridley Scott'ın eski ihtişamından bir iz arıyoruz. Ve ne yazık ki o yıldızlar bu kez pek parlamıyor.


GÖRSEL EFEKTLERDE TÜRK İMZASI