Süper kuzen Süpermen'in izinde

Süpermen'i izleyip uçma hayalleri kuran, "Hangi süper kahraman özelliğine sahip olmak isterdin" sorusuna hiç düşünmeden "Gözlerimden ateş çıkarmak" diye cevap veren bir nesildik. Yıllar geçti, süper kahraman evreni genişledi; buzdan güçlere sahip olanlar, demirden bedenliler, görünmez kahramanlar ve sesten hızlı koşanlar hayatımıza girdi. Ancak Süpermen'in yarattığı etki ve ona duyulan sevgi hiç azalmadı. Gönüllerin kahramanı Süpermen'in maceraları bir süredir askıdaydı. Görünen o ki Hollywood, ona yeni bir hikâye üretmek yerine bu kez rotasını ailesine çevirdi ve devreye kuzeni girdi. "Süper kız" anlamına gelen Supergirl, şimdi kendi hikâyesiyle beyazperdede izleyiciyle buluşuyor. DC Sinematik Evreni'nin Superman'den sonraki filmi olan Supergirl, Superman'in kuzeni Kara Zor- El'in maceralarını konu alıyor. Kara, 21. yaş gününü sadık dostu Krypto ile birlikte galaksiler arası bir yolculuğa çıkarak kutluyor. Aslında Dünya'dan uzak kalmak onun için oldukça doğal; çünkü bu gezegende her zaman kuzeni Superman'in gölgesinde yaşamış durumda.

İkisi de Krypton gezegeninden gelmiş olsa da geçmişlerine bakışları oldukça farklı. Superman henüz bir bebekken Dünya'ya gönderilmişken, Kara gezegeninin yok oluşuna tanıklık etmek zorunda kalmıştır. Bu nedenle taşıdığı yük ve geçmişin izleri çok daha derindir.
Kara ve Krypto'nun yolculuğu, babasının ölümünün intikamını almak isteyen Ruthye Marye Knoll ile karşılaşmalarıyla farklı bir boyut kazanır. Ancak onları bekleyen tehlike, kişisel hesaplaşmaların çok ötesindedir. Karşılarına çıkan acımasız düşman, hayatta kalabilmek için güçlerini birleştirmelerini zorunlu kılar. İntikam ve adalet arayışıyla başlayan bu serüven, kısa sürede destansı bir yıldızlararası yolculuğa dönüşür. Ve bu noktada kız gücü devreye girer...
Yönetmen koltuğunda Craig Gillespie'nin oturduğu filmin senaryosu Ana Nogueira imzası taşıyor. Başrolde Kara Zor-El/Supergirl karakterine hayat veren Milly Alcock'a Matthias Schoenaerts, Eve Ridley, David Krumholtz, Emily Beecham ve Jason Momoa eşlik ediyor. Süpermen'in gölgesinden çıkıp kendi hikâyesini anlatmaya hazırlanan Supergirl, yeni DC evreninin en merak edilen kahramanlarından biri olmaya aday görünüyor.

SUPERMEN'İN GÖLGESİ ALTINDA
Süper kahramanların en büyük sorunu dünyayı kurtarmak değil tabi ki. Asıl mesele, kendilerinden önce gelen efsanelerin gölgesinde kalmadan var olabilmektir. Supergirl tam da bu sorunun merkezine yerleşen bir film. Çünkü karşımızdaki kahraman yalnızca bir uzaylı değil; aynı zamanda popüler kültür tarihinin en güçlü figürlerinden birinin kuzeni. Hal böyle olunca Supergirl'ün önündeki ilk engel kötü karakterler değil, doğrudan doğruya Superman'in kendisi oluyor. Film, Kara Zor-El'i yalnızca güçlü bir süper kahraman olarak değil, geçmişinin yükünü taşıyan bir karakter olarak sunuyor. Superman'in aksine Krypton'un yıkılışını yaşamış olması, onu daha kırılgan ve daha insani bir noktaya yerleştiriyor. Milly Alcock ise filmin en büyük kazanımı. Genç oyuncu, karakterin gücünü olduğu kadar yalnızlığını da başarıyla yansıtıyor. Alcock, kusursuz bir kahramandan çok yaralarını saklamaya çalışan genç bir kadına odaklanıyor. Bu da karakteri daha ulaşılabilir kılıyor. Görsel açıdan bakıldığında film, modern süper kahraman sinemasının tüm imkanlarını kullanıyor. Devasa uzay manzaraları, hızlı aksiyon sekansları ve dijital dünyanın sunduğu gösterişli efektler eksik değil. Ancak filmin akılda kalan anları çoğu zaman patlamalar değil, Kara'nın geçmişiyle yüzleştiği sessiz sahneler oluyor.
Sonuç olarak Supergirl, Süpermen'in tahtına göz dikmek yerine onun gölgesinde büyümüş bir karakterin kendi sesini bulma çabasına ve kız gücünü odaklanan bir film olarak, DC evrreni merakalılarını tatmin edecektir.


ARAP USULÜ AKSİYON
Açıkçası, sinemaya çoğu zaman derin felsefi sorgulamalar için değil; görsel bir şölen ve adrenalin patlaması yaşamak için gidenlerdenim. Bu yüzden Suudi Arabistan yapımı 7 Dogs tam da zevkime hitap eden bir film oldu. İtiraf etmeliyim ki filmi izlemeden önce bazı önyargılarım vardı. Abartılı oyunculuklar, teknolojinin sonuna kadar zorlandığı gösterişli sahneler ya da Bollywood sinemasındaki absürtlüklerle karşılaşacağımı düşünüyordum. Yanılmışım. Düşmekte olan bir uçakta hayatta kalmak için dövüşen adamların çatışmasıyla açılan film, daha ilk sahnesinde beni yakalamayı başardı. Bad Boys for Life ve Bad Boys: Ride or Die filmleriyle Hollywood tarzı yüksek tempolu aksiyonun başarılı temsilcileri olduklarını kanıtlayan Adil El Arbi ve Bilall Fallah'ın yönettiği yapım, yaklaşık 40 milyon dolarlık bütçesi ve çekim kalitesiyle dikkat çekiyor. İlk haftasında 10.3 milyon doların üzerinde hasılat elde eden filmin başarısında yerel köklere sahip bir hikâyeyi uluslararası yıldız kadrosuyla buluşturmasının da etkisi büyük. Arap dünyasının gişe rekortmeni isimleri Karim Abdel Aziz ve Ahmed Ezz başrollerde güçlü bir uyum sergilerken; Monica Bellucci, Giancarlo Esposito, Salman Khan ve Sanjay Dutt gibi dünya çapında tanınan isimler de kadroya önemli bir ağırlık katıyor. Hikâye, Interpol ajanı Khalid Al-Azzazi ile küresel suç örgütü "7 Dogs"un eski üst düzey üyelerinden Ghali Abu Dawood'un, Orta Doğu'ya yayılması planlanan ölümcül bir uyuşturucuyu durdurmak için güçlerini birleştirmesini konu alıyor.