Yazar, Türk müziğini ve kültürünü evrensel platformlara taşıyan sanatçıların (Şirin Pancaroğlu, Emre Altuğ, Eskimodaçocuk gibi) devlet ve özel sektörden yeterli destek görmemesini eleştiriyor. Bu çabaları stratejik bir kültürel diplomasi hamlesi olarak görüyor ve kurumlardan daha aktif destek bekliyor. Ancak maddi destek olmadan sürdürülen kültür elçiliğinin sürdürülebilirliği gerçekten mümkün mü?
Dünyanın dört bir yanında, üç kıtada ve 17'den fazla ülkede Türk müziğinin zarif tınılarını arpın tellerinden dinletmişti Şirin Pancaroğlu. 2023'ten bu yana hiçbir maddi karşılık beklemeden, tamamen bir gönül elçiliğiyle Türk arpını dünyaya tanıtmıştı. Hazırladığı nota koleksiyonuyla, farklı ülkelerde yaşayan arp sanatçıları, arp öğrencileri ve eğitimcilere büyük bir nimet sunmuştu adeta.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın da desteğini alan proje ile kültür elçisi gibi çalışan bu değerli sanatçıdan bir mesaj aldım geçtiğimiz gün. Büyük bir özveriyle sürdürdüğü projenin devamı için destek beklediğini öğrenince üzüldüm açıkçası. Çünkü başvurularına bir türlü yanıt alamamış Pancaroğlu. "Türk müzik kültürünü gönüllü olarak tanıttığım bu proje ile mesleki hayatımda hiç olmadığım kadar zor durumda kaldım" diyen sanatçı, yeteri kadar destek göremediğinden yakınıyor. Bu yüzden, dünyanın en prestijli arp platformu olarak kabul edilen Kanada'daki One Harp World Dünya Arp Kongresi'nden aldığı davete bile sevinememiş. Dünyanın en prestijli arp platformunda bayrak göstermek için gelen bu fırsatı değerlendirmek gerekir. Nitekim Türk Arpı projesiyle tüm dünyanın saygı duyduğu Pancaroğlu'na destek olmak kadim kültürümüzü evrensel bir dille dünyaya anlatan stratejik bir kültürel diplomasi hamlesi bence. Bu konuya Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ilgi ve destek göstereceğine, aynı şekilde sanatın ve sanatçının yanında olduğunu iddia eden özel kurum ve kuruluşların da "Biz de buradayız" diyerek ellerini taşın altına koyacağına inancım tam. Haydi, Pancaroğlu ve ekibini Toronto yolunda yalnız bırakmayalım.
YAPARSA EMRE ALTUĞ YAPAR
Şu sıralar 'Efsane' albümüyle sanatsal derinliği ve yenilikçi kimliğini yeniden gösteren Emre Altuğ, geçtiğimiz aylarda 'Bir Pop Masalı' projesiyle bir misyon üstenmişti. Altuğ, 'Bak Bir Varmış Bir Yokmuş'tan 'Sessiz Gemi'ye, 'Kim Ne Derse Desin'den 'Senden Benden Bizden'e uzanan seçkiyle Türk pop müziğinin 70 yıllık hikâyesini, çeyrek asırlık oyunculuk yeteneğiyle birleştirerek muazzam bir şov sunmuştu dinleyiciye. Şimdi bu gecenin ikincisi için geri sayımda Altuğ. İzleyenlerin "Bunu yapsa yapsa Emre Altuğ yapardı" diyerek övdüğü konser, 14 Mayıs'ta Zincirlikuyu'daki performans sanatları merkezinde gerçekleşecek.
Türk popunu hem teknik olarak bilen, hem o dönemin beyefendiliğini taşıyan, hem de modern popun dinamiklerine bu kadar hâkim olan isimlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ayrıca Altuğ, kuru bir 'cover' gecesi yerine 20 kişilik bir 'big band' orkestrası ve 40 kişilik kadın korosu ile beraber yaşayan bir performans sunuyor. Bugün sahnede nostalji yapmak kolay, ama onu yaşayan, yeniden yorumlayan ve bugüne taşıyan iş yapmak zor. Bir Pop Masalı bu yüzden kıymetli bir iş. Geçmişten bugüne taşınan hafızalara yer etmiş şarkılara Altuğ'un güçlü yorumuyla yeniden tanıklık etmek için bu konseri kaçırmayın...
TÜRKÜLERİ ÇOCUKLARA SEVDİRİYORLAR
Son dönemde yaşanan okul saldırıları hepimizi derinden sarstı. Bu tür olaylar, çocukların dünyasını şekillendiren içerikleri daha dikkatle düşünmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Ne izledikleri, ne dinledikleri, hangi hikâyelerle büyüdükleri... Tüm bunlar artık daha fazla sorguladığımız başlıklar. Tam da böyle bir dönemde, çocuklara nitelikli içerik üretmenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir grupla tanıştırmak istiyorum: Eskimodaçocuk.

5