Mirasın gölgesinde sinsi plan

Nasıl Katil Olunur filminde mirasın peşinde yedi insanı öldüren Becket, kapitalizmin ahlaki çürümesini yansıtıyor—peki hırs ve adalet algısı arasındaki çizgi gerçekten bu kadar ince midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Köşe yazarı, miras kavgasının insanları ne kadar ileri götürebileceğini göstermek için Nasıl Katil Olunur filmini referans alarak, hırs ve ahlaki çöküş temalarını ele alıyor. Bu eleştiriyi yapmasının nedeni, gerçek hayattaki miras cinayetlerinin artan sıklığıdır. Yazının kalbinde ise şu soru yatıyor: Belki de problem sadece bireysel hırs değil, sistem de insanları zenginlik hayalleriyle körleştirmiyor mu?

İnsanoğlu, sahip olduklarıyla yetinmek yerine daima daha fazlasını arzulayan bir varlık; hırs, çoğu zaman aklın ve vicdanın önüne geçerken, göz hiç doymuyor, sınırlar giderek silikleşiyor. Ne acıdır ki, neredeyse her gün miras kavgası yüzünden birbirlerini acımadan katleden aile üyelerinin haberlerine tanık oluyoruz. Neyi paylaşamıyorsunuz diye sormak kolay belki ama dünya malı için insan öldürmek, hele ki akrabalarından ailenden can almak bu kadar kolay olmamalı. Bu hafta gösterime giren Nasıl Katil Olunur filmini izlerken bunlar geçti aklımdan. Bir miras anlaşmazlığının kanlı bir hesaplaşmaya dönüşmesini konu alan John Patton Ford'un yazıp yönettiği filmde kahramanımız Becket Redfellow da kendisinin olduğuna inandığı aile servetine konmak için sinsi planlarla 7 farklı varisi ortadan kaldırıyor.

Film ilk bakışta klasik bir "miras kavgası" hikâyesi gibi görünse de, aslında çok daha derin bir sorunun etrafında dönüyor ve bir insanın kendine ait olduğunu düşündüğü bir hayatı elde etmek için ne kadar ileri gidebileceği sorgulanıyor. Glen Powell'ın başrolünde yer aldığı film bir hücrede başlıyor. İdamına saatler kalan bir adama papaz gelip sorar: "Anlatmak istediğin bir şey var mı" Bu soru üzerine Beckett Redfellow başlıyor hikâyesini anlatmaya. Geri dönüşlerle ilerleyen filmde Becket'in, öz ailesi tarafından 28 milyar dolarlık bir servetin dışında bırakılmış annesinin, ölüm döşeğindeyken "Senden çalınan hak ettiğin hayatı geri al" nasihatiyle bu mirasın peşine düşmesini izliyoruz. Aslında eski sevgilisi Julia (Margaret Qualley) ile karşılaşana kadar onun böyle bir hırsı yok. Bir dükkânda işini iyi yapan bir satış elemanı olarak çalışıyor ama eski sevgilisi Julia aklını karıştırıyor ve başlıyor ailenin 7 varisini öldürmeye. Ama bunu kanlı ve şiddetli bir şekilde yapmıyor.

Kendi yöntemleriyle absürt bir rahatlıkla geride iz bırakmadan hallediyor bu cinayetleri. Filmin en güçlü taraflarından biri, Becket'in dönüşümünü aşama aşama kurması. Önce kuzenle başlayan en zayıftan başlama stratejisi, giderek daha soğukkanlı ve profesyonel bir sisteme dönüşüyor. İlginç olan ise, bu süreçte sistemin onu cezalandırmak yerine ödüllendirmesi. Amcasının finans şirketinde işe girmesi ve cinayetlerden sıyrılması, kapitalist düzenin ahlaki çürümesine dair ince bir eleştiri sunuyor. Neticede kendisine eşik atlatan o amcanın sonu da diğerleri gibi oluyor. Yedi kişiyi ustalıkla ortadan kaldırmayı başaran Becket, kendisine şantaj yapan ilk aşkı Julia'nın oyununa geliyor ve kimsenin hiç beklemediği bir şekilde yakayı ele veriyor. İki saati aşkın süre boyunca Becket'in, annesinin vasiyetini yerine getirme motivasyonuyla çıktığı bu zorlu yolda adım adım mirasın tek sahibi olma noktasına gelmesini izliyoruz. Bu arada aşık oluyor, hayaller kuruyor. Becket hem sevgi dolu kız arkadaşıyla ilişkisini hem de planını bilen ve pay isteyen eski sevgilisini idare etmek zorunda kalıyor. Hücrede papaza itiraflarda bulunan ve son saatinde ölümü bekleyen Becket'in kurtuluşu ise yine Julia'nın elinden oluyor. Sonuç olarak Nasıl Katil Olunur, yalnızca bir suç filmi değil; hırs, adalet algısı ve sınıfsal öfke üzerine kurulu karanlık bir karakter portresi. Açgözlülük, sınıf farkı ve ahlaki çöküş temalarını tempolu anlatımı ve kara mizah dozuyla sunarak seyirciyi sürekli canlı tutan film "Hak ettiğini düşündüğün bir hayat için ne kadar ileri gidebilirsin" sorusunu sordururken, izleyiciye zenginlik hayalleri kurduruyor. Çok büyük rolü olmasa da usta oyuncu Ed Harris'in de kadroda yer aldığını ekleyeyim.