Masallar artık korkutuyor

Bir zamanlar uyumadan önce dinlediğimiz masallar, şimdi korku filmlerine dönüşüyor. Çocukluğumuzun en masum kahramanları, baltalı katillere, kana susamış yaratıklara ya da psikopat karakterlere evriliyor. Sinemanın son yıllardaki en dikkat çekici trendlerinden biri de tam olarak bu: Masalları ve çocuk edebiyatının ikonik karakterlerini slasher ve korku türüne uyarlamak.

Bu hafta vizyona giren Pinokyo: Kanlı Masal, bu akımın son halkası. Rhys Frake-Waterfield'ın senaryosunu yazıp yönettiği film Pinokyo'yu karanlık ve rahatsız edici yönüyle gösteriyor. Bu tedirgin edici öykü, ikonik kuklanın gerçekliğe doğru ürpertici yolculuğunu konu alıyor. Geppetto, torunu James'i Pinokyo adında sihirli bir bebekle tanıştırır ve aralarında bir dostluk gelişir. Ancak Pinokyo'nun saf doğasından habersiz olan James, onu dünyaya tanıtır ve bu da bebeğin tüm kötülükleri ortadan kaldırmak için bir haçlı seferine çıkmasına neden olur. Pinokyo'nun daha önce de Pinokyo'nun İntikamı adıyla bir korku filmi daha vardı. İnsan neden diye sormadan edemiyor doğrusu!
Ahşap kukla Pinokyo neden artık dürüstlüğü öğrenmeye çalışan sevimli bir çocuk değil de; şiddeti "iyilik" adına meşrulaştıran karanlık bir karakter olarak yansıtılıyor. Zaten yeteri kadar şiddet barındıran toplumda, bari çocukluğumuzun sembol karakterlerine dokunmayın.
Çok enteresan, hatta kulağa tuhaf geliyor ama Hollywood'da bu artık istisna değil, yeni bir formül. Aslında bu dalganın fitilini ateşleyen yapım, 2023'te gösterime giren Winnie-the- Pooh: Kan ve Bal oldu. A. A. Milne'in eserinin telif koruması sona erer ermez, Baloo Ormanı'nın neşeli ayısı eline bal kavanozu yerine balta aldı. Film eleştirmenlerden ağır eleştiriler alsa da düşük bütçesine rağmen dünya çapında dikkat çekti ve yapımcılarına önemli bir ticari başarı sağladı. Bu başarı, yapımcıların iştahını kabarttı.

Ardından korku evrenine katılan isimler peş peşe geldi. Peter Pan Kabuslar Ülkesi'nde çocukları maceraya götüren Peter Pan, bu kez onları kaçıran rahatsız edici bir karakter olarak karşımıza çıktı. Bambi: The Reckoning, annesini kaybettikten sonra intikam peşine düşen dev bir geyik hikâyesiyle klasik Disney algısını ters yüz etti. 1942 yapımı Disney animasyon klasiği Bambi'nin temelini oluşturan Bambi, Ormanda Bir Yaşam kitabının korku dolu yeniden anlatımı olan film Twisted Childhood Universe olarak adlandırılan yeni korku filmi evreninin üçüncü filmi oldu.
Önümüzdeki dönemde ise Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, hatta Temel Reis gibi karakterlerin bile korku uyarlamaları için hazırlıklar sürüyor.

TELİFLERİ BİTTİ BÖYLE OLDU
Peki neden böyle bir dönemden geçiyoruz Bunun ilk nedeni hukuki. ABD'de telif süresi dolan klasik karakterler kamu malı hâline geliyor. Yapımcılar da milyonlarca kişinin zaten tanıdığı bu karakterleri kullanmak için artık yüksek lisans ücretleri ödemiyor. Hazır bir marka bilinirliği varken düşük bütçeli korku filmi üretmek ticari açıdan cazip bir formüle dönüşüyor. İkinci neden ise psikolojik. Çocukluk anılarımızın güvenli dünyasını altüst etmek, izleyicide güçlü bir şaşkınlık duygusu yaratıyor. Hepimizin zihninde "masum" olarak yer eden karakterleri korkunç bir biçimde görmek, filmlerin en büyük pazarlama malzemesi hâline geliyor. Sosyal medyada paylaşılan afişler bile milyonlarca kişiye ulaşıyor. Ancak bu akımın ciddi bir handikabı da var. Şok etkisi, her zaman iyi sinema anlamına gelmiyor. Bugüne kadar çekilen masal kökenli slasher filmlerinin büyük bölümü eleştirmenlerden düşük not aldı.
Senaryolar çoğu zaman tek fikir üzerine kurulu kalıyor: "Sevimli karakteri canavara dönüştürelim." Bu fikir ilk bakışta ilgi çekse de, güçlü bir hikâyeyle desteklenmediğinde etkisini hızla kaybediyor. İşte bu yüzden bu hafta vizyona giren Pinokyo: Kanlı Masal, yalnızca bir korku filmi değil; sinemada büyüyen bu yeni akımın da son örneği. Başarılı olur mu, bunu seyirci belirleyecek.