Kurşunlar havada çarpışmadan önce

6 Haziran 1944... Dünya tarihinin akışını değiştiren günlerden biri. Müttefik kuvvetlerinin 150 binden fazla askerle Normandiya kıyılarına çıktığı Overlord Harekâtı, Nazi Almanya'sının Batı Avrupa'daki çözülüşünü başlatırken II. Dünya Savaşı'nın seyrini de geri dönülmez biçimde değiştirdi. Fakat tarihe geçen bu büyük zaferden önce verilmesi gereken çok daha kritik bir karar vardı: Çıkarma ne zaman başlayacaktı Çünkü yüz binlerce askerin hayatı ve Avrupa'nın geleceği, Manş Denizi'ndeki hava koşullarına bağlıydı. Normandiya Çıkarması'nın sinemadaki izleri de en az olayın kendisi kadar güçlü. Benim ilk aklıma gelen Steven Spielberg'in 1998 yapımı Er Ryan'ı Kurtarmak isimli ödüllü filmi. Tom Hanks'in başrolünde yer aldığı film, Omaha Plajı'ndaki ilk dakikaları savaş sinemasının en sarsıcı sahneleri arasına taşıdı. Normandiya çıkarması sırasında sivil halkın yaşadıklarını konu alan 1962 yapımı En Uzun Gün de John Wayne, Henry Fonda, Sean Connery gibi isimlerin yer aldığı dev oyuncu kadrosuyla dikkat çeken bir başka film. Yine aynı konuyu odağına olan Fırtınadan Önce ise bu kez savaşın gürültüsünün gerisindeki sessiz karara odaklanıyor.

Hotel Mumbai ile dikkat çeken Anthony Maras'ın yönettiği film, David Haig'in West End'de büyük ilgi gören aynı adlı oyunundan uyarlanıyor. Başrollerde Oscar ödüllü Brendan Fraser, BAFTA ödüllü Andrew Scott ve Oscar adayı Kerry Condon bulunuyor. Hikâye, Normandiya Çıkarması öncesindeki son 72 saate odaklanıyor. Merkezde General Dwight D. Eisenhower ile meteorolog Yüzbaşı James Stagg var. Buradaki tarihsel ayrıntı filmin de temelini oluşturuyor. Overlord Harekâtı başlangıçta 5 Haziran 1944 için planlanmıştı. Ancak Stagg ve meteoroloji ekibi, Manş Denizi üzerinde oluşacak şiddetli fırtınanın çıkarma için büyük bir tehlike yaratacağını öngördü. Bunun üzerine Eisenhower operasyonu erteledi. Ardından Stagg, 6 Haziran sabahı kısa süreli bir hava düzelmesi yaşanacağını bildirdi. Eisenhower'ın önündeki tarihî karar işte buydu: Daha fazla beklemek mi, yoksa bu kısa hava penceresine güvenerek çıkarmayı 6 Haziran'da başlatmak mı Daha uzun bir erteleme, uygun gelgit ve ay koşullarının yeniden oluşmasını beklemek anlamına geliyordu. Üstelik Almanların savunmalarını güçlendirmesi ve Müttefiklerin sürpriz avantajını kaybetmesi ihtimali vardı. Diğer tarafta ise yüz binlerce askerin hayatı bulunuyordu. Eisenhower sonunda Stagg'ın değerlendirmesine güvenerek 5 Haziran'da planlanan çıkarmayı 6 Haziran'a erteledi ve harekâtın başlaması yönünde karar verdi. Tarih, bu kararın ne kadar kritik olduğunu gösterecekti. 6 Haziran sabahı Müttefik kuvvetleri Normandiya sahillerine çıktı. Yaklaşık 156 bin asker karaya çıktı ve ağır kayıplara rağmen çıkarma başarıya ulaştı. Böylece Batı Avrupa'nın kurtuluşunun önü açıldı.

TARİHİ KARAR KADERİ BELİRLEDİ
Fırtınadan Önce işte tam da bu nedenle klasik bir savaş filminden ayrılıyor. Yönetmen, savaşın kendisini göstermek yerine savaşın başlayıp başlamayacağına karar verilen anlara odaklanıyor. Patlamaların yerini toplantılar, silahların yerini hava raporları, cephe çatışmalarının yerini bilim ile askerî zorunluluk arasındaki gerilim alıyor. Yani sıkı çatışma sahnelerinin yer aldığı bir savaş filmi bekliyorsanız biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Nitekim filmin bir tiyatro oyunundan uyarlandığını da unutmamak gerek. Zira, hikâyenin büyük bölümü kapalı mekânlarda, diyaloglar ve karşılaşmalar üzerinden ilerliyor. Bu da zaman zaman temponun düşmesine sebep oluyor. Ama filmin de böyle bir iddiası yok, kurşunlar havaya uçmadan önce başlayan savaşı anlatıyor.

Oyunculuklara gelirsek, Andrew Scott, James Stagg rolünde filmin dramatik yükünü başarıyla taşıyor. Stagg'ı büyük bir kahramanlık gösterisinin merkezine yerleştirmek yerine, söylediklerinin gerçekleşmesi halinde yüz binlerce insanın hayatının tehlikeye gireceğini bilen bir bilim insanının tedirginliğiyle canlandırıyor. Ölçülü oyunculuğu, filmin yüksek sesle bağırmadan gerilim yaratmasına yardımcı oluyor. Brendan Fraser ise Eisenhower'a yalnızca askerî otorite değil, verdiği kararın ağırlığını taşıyan insani bir taraf kazandırıyor. Kerry Condon da filmin duygusal dengesini tamamlıyor. Üç oyuncunun performansı, büyük savaş sahnelerinin yokluğunu önemli ölçüde telafi ediyor.