Oscar'ın 98. gecesinden geriye kalanlar, bu yıl ne ödüller oldu ne de kırmızı halı. Sürprizsiz, heyecansız, neredeyse mekanik bir geceydi. Ödüller beklendiği gibi dağıtıldı, sunucunun vasat performansı da bu tekdüzeliğe eşlik etti. Ancak tören bittikten sonra konuşulacak asıl meseleler yeni başlıyordu.
En İyi Oyuncu Ödülü'nü alan Michael B. Jordan'ın, elinde Oscar heykelciği, diğerinde hamburgeriyle bir fast food dükkânında verdiği poz sosyal medyada hızla yayıldı. Ama asıl viral olan, tören salonundan sızan o başka kareydi: Koltuk aralarında ve yerlerde su şişeleri, içecek bardakları, patlamış mısır kapları, gıda atıkları ve karton kutular görüldü. Bazı koltukların altına da kağıt ve broşürlerin bırakıldığı da dikkat çekti. Bir sosyal medya kullanıcısı, "Zenginler her zamanki gibi pisliklerini fakirlere bırakıyor" ifadelerini kullanırken, bir başka kullanıcı ise "Temizlik ekibi Oscar'ı hak ediyor" yorumunu paylaştı.
PRESTİJLİ ÇÖP YIĞINI
Rol model olarak görülen isimlerin geride bıraktığı bu görüntü, yalnızca fiziksel bir kir değil, zihinsel bir umursamazlığın da göstergesiydi. Dünyanın en prestijli gecesi olarak sunulan bir organizasyonun ardından ortaya çıkan bu tablo, prestijin ne kadar yüzeysel olabileceğini gözler önüne serdi. Erdemin milyon dolarlık prodüksiyonlarla değil, çocuklukta kazanılan basit alışkanlıklarla ilgili olduğunu hatırlattı. Estetikten çok savurganlığı, zarafetten çok kayıtsızlığı temsil eden bu görüntüler, sorumluluktan kaçışın küçük ama çarpıcı bir yansımasıydı.
ÜÇ MAYMUNU OYNADILAR
Bu kaçış yalnızca salonla sınırlı değildi; sahnede de kendini gösterdi. En başından itibaren tavrını ortaya koyan Javier Bardem dışında, dünyanın en tanınmış yıldızları adeta üç maymunu oynadı. Gazze'de çocuklar ölürken, Amerikan destekli İsrail saldırıları İran'a uzanırken, gecenin büyük bölümü bu gerçekliğe sırtını dönmeyi tercih etti.
Yıllardır kendini "duyarlı" olarak konumlandıran bir sektörün, böylesi anlarda sessiz kalması tesadüf değil. Bu, konforun bilinçli bir tercihi. "Aman bana bir şey olmasın, yeni projem zarar görmesin" kaygısıyla seçilen bu suskunluk, aslında en yüksek perdeden verilen bir mesaj: Risk almaktan kaçınan bir vicdan. Işıltılı sahnede alkışlar yükselirken, sahnenin gerisinde hem çöpler hem de söylenmemiş sözler birikti. Ve geriye şu soru kaldı: Işıltının bu kadar büyüleyici olduğu bir dünyada, karanlıkta kalanları kim hatırlayacak
İKİ İZNİK ÇİNİSİ TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ
Yasa dışı yollarla yurtdışına kaçırılan eserlerin iadesi konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın çabaları takdire şayan. 2018-2025 yılları arasında ülkemize iadesi sağlanan kültür varlığı sayısı 9 bin 133'tü. Bunlara her geçen gün yenileri ekleniyor.
Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Rami Kütüphanesi'nde açılan "Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler" isimli sergiyi gezerken yaptığı açıklamada Sultanahmet Camisi ve Rüstem Paşa Camisi'nden çalınan 16'ncı yüzyıla tarihlenmiş iki İznik çinisinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığını duyurdu.
Söz konusu eserlerin İngiltere'de bir müzayede evinde satışa sunulmak üzereyken Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının koordinasyonunda yapılan girişimler sonucu müzayededen çekildiğini ve çinileri elinde bulunduran kişinin eserleri Türkiye'ye iade etmeyi kabul ettiğini aktaran Ersoy, çinilerin Ankara Etnografya Müzemizde muhafaza altına alındığını açıkladı.
AMERİKA'DA YARIŞACAK
atv dizisi Kuruluş Orhan'da rol alan Bennu Yıldırımlar Amerika yolcusu. Yıldırımlar'ın başrolünde yer aldığı ve Can Karayalçın imzasını taşıyan 'Ankara 1979' isimli kısa film, uluslararası alanda önemli bir adım atarak ABD'de düzenlenen Beverly Hills Film Festival'nin 26. edisyonunun yarışma seçkisine davet edildi.

5