Bazı filmler vardır; hikâyesi bittikten sonra bile insanın aklından çıkmaz. New York Times çoksatan yazarı Colleen Hoover'ın aynı isimle beyazperdeye uyarlanan Senden Geriye Kalan da tam öyle... Vanessa Caswill'in yönettiği film, büyük bir hatanın ardından hayatını yeniden kurmaya çalışan Kenna Rowan'ın (Maika Monroe) etrafında şekilleniyor. Kenna, sevgilisi Scotty (Rudy Pankow) ile geçirdiği güzel bir günün ardından yaşanan trajik bir trafik kazasında onun ölümüne sebep olur.
Bu kazanın ardından hapse girer ve yıllarını demir parmaklıkların ardında geçirir. Cezasının ardından hiç tanıyamadığı küçük kızı Diem'le yeniden bir bağ kurabilmek umuduyla kasabasına geri döner. Ama hayat, özellikle de kırılmış kalpler söz konusu olduğunda, ikinci şansları kolay vermiyor. Diem'in velayetini üstlenen büyükannesi ve büyükbabası Kenna'yı hayatlarından uzak tutmakta kararlıdır. Kenna ne kadar çabalarsa çabalasın, geçmişte yaktığı köprüleri yeniden kurmak neredeyse imkânsız görünüyor. Bu noktada Ledger (Tyriq Withers) karakteri hikâyenin taşıyıcısı rolüne bürünüyor. Eski bir NFL oyuncusu ve yerel bir barın sahibi olan Ledger, aynı zamanda Scotty'nin en yakın arkadaşlarından biri. Scotty öldükten sonra Diem'in hayatında önemli bir yere sahip oluyor. Öyle ki, arkadaşının kızına karşı hissettiği sorumluluk yüzünden kendi hayatını ikinci plana atıyor. Hatta evlenmekten bile vazgeçiyor. Kenna ona "Kendine bir hayat kur, Scotty'nin hayatını yaşayamazsın." diyor ama bu arada ikisi arasındaki yakınlaşma da iyice artıyor. Gerçekten de Ledger'ın yaşadığı ikilem kolay değil. Bir yanda en yakın arkadaşını kaybetmenin acısı ve onun kızına duyduğu sorumluluk, diğer yanda herkesin nefret ettiği Kenna'yı anlamaya hatta sevmeye başlayan kalbi arasında kalıyor.
GEÇMEYEN VİCDAN AZABI
Kenna ile Ledger arasında gelişen bağ, aslında klasik bir aşk hikâyesinden çok daha fazlası. Bu ilişki biraz suçluluk, biraz merhamet, biraz da insanın kalbine söz geçirememesi üzerine kurulmuş gibi. Ama bu yakınlık ikisi için de büyük bir risk taşıyor. Çünkü bu gerçeğin ortaya çıkması, Diem'in hayatındaki herkesin güvenini sarsabilir. Film boyunca şu sorular döndü durdu kafamda: Bir insan yaptığı büyük bir hatadan sonra gerçekten affedilebilir mi Vicdanın yükünü ne kadar taşıyabilirsin Küçük bir kız çocuğunun annesini tanımaya hakkı yok mu En yakın arkadaşının sevgilisiyle ilişki yaşamanın bedeli nedir Senden Geriye Kalan, izleyiciyi tam da bu soruların ortasında bırakıyor. İzlerken Kenna'ya kızmakla onu anlayıp hak vermek arasında kalıyor insan. Tıpkı Ledger gibi. Onun yerinde olmak istemezdim doğrusu. Bir insan hem sadık kalmak hem de merhametli olmak istediğinde, hayat onu çok zor bir yerde bırakabiliyor. Sonuçta gelecek hayali kurduğun aşık olduğun kişinin ölümüne sebebiyet verip, hukuksal olarak cezasını çekmiş de olsa vicdanı peşini bırakmıyor Kenna'nın... Scotty için tuttuğu not defterine yazdıklarıyla içini dökmesi, ne olursa olsun kiminle ne yaşarsa yaşasın onu hiçbir zaman unutmayacağının kanıtı. Bir yandan da hak verilmeyi, anlayışı hak ediyor Kenna. Çünkü bir şekilde hayat devam ediyor ve tek motivasyonu olan kızına kavuşmak için çalışıyor. Dolayısıyla filmi annelik içgüdüsüyle davranan bir kadının hayata tutunma çabası olarak da okuyabiliriz. Yazarın, uyarlayanın, yönetmenin ve başrolün kadın olduğunu göz önünde bulundurursak bunun tam bir kadın filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Üç başrol oyuncuyu ilk kez izledim. Hem güzelliği hem de duygusal sahnelerdeki performansıyla öne çıkan Maika Monroe'yu bir yere not ettim. Geçmişe dönüşlerle ve Kenna'nın yazdığı mektupları seslendirmesiyle akan dramatik yoğunluğu yüksek filmi izlerken zaman zaman gözünüzden bir kaç damla yaş dökülmesi olası... Hele çocuklara zaafınız varsa...

8