'Tiyatro varsa ben varım' diyerek sahneye tutunan Afife Jale'nin hayatı, yalnızca bir sanatçının değil, engellere rağmen var olma mücadelesinin de hikâyesi. Sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadın tiyatro sanatçısının tutkusunu, aşklarını, acılarını ve direncini dansın evrensel diliyle anlatan Afife balesi, izleyiciyi etkileyici bir sanat yolculuğuna çıkarıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından geçtiğimiz hafta itibariyle seyirciyle buluşmaya başlayan bale gösterisi tek kelimeyle mükemmeldi.
Beyhan Murphy'nin libretto ve koreografisi, Turgay Erdener'in müziğiyle hayat bulan eser, Afife'nin yaşamını Altın, Kırmızı, Mor ve Gümüş olmak üzere dört dönemde ele alıyor. Hayatını yitirmeden önce Bakırköy Akıl Hastanesi'nde geçirdiği son dönemle birlikte her dönemin farklı bir dansçı tarafından canlandırılması, Afife'nin değişen ruh hâlini ve parçalanan iç dünyasını sahnede çarpıcı bir biçimde görünür kılıyor. Renkler, bedenler ve hareketler, kelimelere ihtiyaç duymadan bir kadının umutlarını, hayal kırıklıklarını ve sahneye duyduğu vazgeçilmez tutkuyu anlatıyor. Bu noktada Afife olarak izlediğimiz bale sanatçılarına ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Akıl hastanesindeki beyaz Afife'yi İlke Kodal, Altın Afife'yi Berin Günay, Kırmızı Afife'yi Büşra Ay, Mor Afife'yi Deniz Kılınç Tunçeli ve Gümüş Afife'yi Berfu Elmas başarıyla canlandırıyor. Bahar Korçan imzalı kostümler, Cem Yılmazer imzalı ışık ve Aisha Hajiyeva imzalı video tasarımıyla birleşince ortaya adeta görkemli bir tablo gibi sahneler çıkıyor.
GÖRKEMLİ PRODÜKSİYON
İbrahim Yazıcı yönetimindeki İDOB eşliğinde sahnelenen yapıt, biyografik bir anlatının sınırlarını aşarak dansın ifade gücünü ortaya koyuyor. Afife'yi yalnızca bir kahraman olarak değil; seven, kaybeden, direnen ve yorulan bir insan olarak ele alması, eserin en güçlü yanlarından biri. İlk yarıda hareketli ve renkli dinamik yapısıyla hayranlık kazanan eser, ikinci yarıya, başta Selahattin Pınar'ın dahil olmasıyla duygusal yoğunluğa ve daha stilize dramatik yapıya bürünüyor. Afife'nin hayatındaki erkekler kuzeni Ziya (Yılmaz Berkay Günay), Nazır Mehmet Ali (Alican Güçoğlu), Doktor Suat (Arda Erkara) ve eşi Selahattin Pınar (Batur Büklü), biyografik anlatının kişilerinden çok Afife'nin hayatındaki farklı kırılma noktalarını görünür kılan figürler olarak sahnede yer alıyor. Murphy, burada Afife'nin Selahattin Pınar'la yaşadığı ilişkiyi anlatı düzeyinde bırakmak yerine bedenler arasındaki yakınlık, uzaklık, yönelme ve geri çekilme üzerinden kurmuş.
İlk kez 1998'de sahnelenen, 2012'de İstanbul Devlet Opera ve Balesi repertuvarına alınan Afife, yenilenen sahneleme ve görsel dünyasıyla da etkileyici bir buluşma sunuyor. Afife Jale'nin yarım kalan hayallerini ve sönmeyen sahne tutkusunu dansla yeniden yaşatan bu özel yapıt, sanatın baskılara karşı direnişini hatırlatırken izleyicide derin bir iz bırakıyor. Bu sebeple Devlet Opera ve Balesi başta olmak üzere İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürü Caner Akgün'ü ve emeği geçen tüm sanatçıları kutlarım. Sanırım Devlet Opera ve Balesi yapana kadar en iyisi bu... Kalabalık kadrosu, koreografisi, orkestrasyonu ve performanslarıyla akılda kalan şahane bir iş olmuş, tebrikler. Mutlaka izleyin, hayran kalacaksınız...
BAŞARILAR CAN ATİLLA
Besteci ve müzisyen Can Atilla'nın Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevine atanmasını sevinçle öğrendim. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'ndan sahne müziklerine, Diriliş gibi önemli eserlerden uluslararası albümlere uzanan sanat yolculuğunun yeni bir sayfası açılıyor. 1969 doğumlu Atilla'nın ataması sanat dünyasında da sevinçle karşılandı. Zira Devlet Opera ve Balesi önceki müdür Tan Sağtürk döneminde altın çağını yaşamıştı. Barış Salcan'dan görevi devralan Atilla'nın opera ve baleyi sadece ülkemizde değil yurtdışında da daha güçlü hale getireceğine inancım tam. Sanat dünyasına yıllardır emek veren Atilla'yı gönülden tebrik ediyor, bu önemli görevde başarılar diliyorum. Ülkemizin sanat hayatına değer katacağı başarılı bir dönem olsun. Yolu açık olsun!

3