Hasip ile Nasip'in bitmeyen kavgası

Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın 1976 yılında hayat verdiği karakterlerin yeni nesil versiyonu, bu kez belediye başkanlığı yarışı üzerinden kozlarını paylaşıyor. Vahdet Erdoğan yapımcılığında, çekimleri Çorum Merkez ve İskilip'te gerçekleştirilen filmin yönetmen koltuğunda Özgür Bakar oturuyor. Alper Kul Nasip'i, Toygan Avanoğlu Hasip'i, Didem Balçın ise Perihan'ı canlandırıyor. Sağlık sorunlarının ardından yeniden setlere dönen Ufuk Özkan kaymakam rolüyle izleyici karşısına çıkarken Selim Erdoğan, iki ezeli rakibin karşısına çıkan belediye başkan adayı Vecdi Sözbir'i oynuyor. Hikâye, 1970'lerin ortalarında Hasip ile Nasip'in Hasımlar köyüne gelişiyle başlıyor. Biri kahvede çıraklık yapıyor, diğeri berberde çalışıyor. Ardından sağcılara ve solculara boya satmaya girişiyor, madrabazlıklarla zenginleşiyor ve birbirleriyle yarışmaya başlıyorlar. 1980'lerde bankerliğe soyunduklarında da rekabet hız kesmiyor. Bu kez en yüksek faizi kimin vereceği üzerinden kapışıyorlar. Aradan yıllar geçiyor, bayrak torunlara devrediliyor. Eski hesaplar kapanmadığı gibi belediye başkanlığı yarışıyla birlikte yeniden açılıyor.

Hasip ile Nasip'in rekabeti, belediye başkanlığı seçimleriyle birlikte iyice renkleniyor. Karşılarında ise vaatlerini daha ciddi bir zeminde kuran Vecdi Sözbir var. İsrafı önleyeceğini, makam aracını bırakıp bisikletle işe gidip geleceğini söyleyen Vecdi'nin vaatleri, Hasip ile Nasip'in akıl almaz seçim projeleriyle karşılaştırıldığında ister istemez ayrı bir komedi yaratıyor.
İki eski rakibin seçim konuşmaları, patavatsızlıkları, görgüsüzlükleri ve birbirlerinin önüne geçme çabaları filmin mizah damarını besliyor. Seçim kazanmak uğruna her yolu deneyen karakterler, vaatlerini de rekabetlerine alet ediyor. Lokma dağıtmaktan ihtiyaç sahiplerini ziyaret etmeye, hediye vermekten pazarda ve esnaf arasında oy toplamaya kadar uzanan kampanya faaliyetleri, tanıdık seçim manzaralarını komediye dönüştürüyor.
Filmin rekabeti yalnızca sandıkla sınırlı değil. Perihan'ın ortaya çıkışı, Hasip ile Nasip arasındaki mücadeleye bir de aşk boyutu ekliyor. Çocukluğunun geçtiği yere dönen, çevreye duyarlı, glutensiz beslenen ve ekolojik tarım yapmak isteyen Perihan, ilçenin tarım vizyonunu geliştirmeye yönelik projesiyle dikkat çekiyor. Hasip ile Nasip ise Perihan'ın gönlünü kazanmayı da seçim yarışının bir parçası haline getiriyor. Aralarındaki centilmenlik anlaşması, seçimi kazananın Perihan'ı da kazanacağı düşüncesi, iki karakterin meseleye nasıl baktığını özetliyor. Ne var ki birbirlerini alt etmeye çalışırken Perihan'ın projesini de çıkmaza sürüklüyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan kızın asıl derdini anlamaya fırsat bulamıyorlar. Bu noktada filmin komedisi, iki karakterin bitmek bilmeyen hırsıyla Perihan'ın daha yapıcı ve geleceğe dönük yaklaşımı arasındaki karşıtlıktan besleniyor.

OYUNCULARIN UYUMU ÖNEMLİ
Filmin en güçlü yanlarından biri Alper Kul, Toygan Avanoğlu ve Didem Balçın arasındaki uyum. Birbirlerini tanıyan oyuncuların rahatlığı sahnelere yansıyor. Özellikle komedide önemli olan zamanlama, karşılıklı paslaşma ve söze ihtiyaç duymadan mizah yaratabilme becerisi, üçlünün performansında görülüyor. Neticede Hasip ile Nasip, Yeşilçam'ın unutulmaz komedi mirasını bugünün seçim atmosferiyle buluştururken hırs, rekabet ve kazanma arzusunu mizahın merkezine alıyor. Filmin asıl eğlencesi, iki karakterin birbirine çelme takmaya çalışırken kendi ayaklarına dolanmalarında. Sandıktan kimin çıkacağı kadar, ikilinin birbirleriyle uğraşırken neleri kaybedeceği merak uyandırıyor.


20 YIL SONRA AYNI TAT
Dondurmam Gaymak Ege'nin kendine has mizahını, yerel oyuncuların doğallığını ve küçük bir kasabanın sıcaklığını beyaz perdeye taşıyan filmlerden biriydi. Aradan 20 yıl geçti. Şimdi Eyüp Boz'un yönetmenliğinde ve senaristliğinde karşımıza çıkan Dondurmam Gaymak: Gapital, aynı dünyanın kapısını yeniden aralıyor. Fakat bu kez dondurmanın tadına biraz borç, biraz dijital dünya, biraz da küresel sermaye karışıyor.
Muğla'nın Ula ilçesinde geçen hikâye, Amerika'da finans kariyerini sürdüren Kamil'in (Atakan Çelik), Ali Usta'nın ölüm haberini almasıyla çocukluğunun geçtiği kasabaya dönmesiyle başlıyor. Kamil'i bekleyen yalnızca geçmişin hatıraları değil; Ali Usta'nın mirası olan Nasip Dondurmaları'nın içine düştüğü borç batağı.