Sanatçı ve akademisyen Hüsamettin Koçan'ın Anadolu'nun en ücra köşelerinden birinde, doğduğu ve çocukluğunun geçtiği Bayburt'un Bayraktar köyünde kurduğu Baksı Müzesi yoğun programıyla büyük kentlerdeki müzelerden geri kalmıyor.
Yıl boyu açılan sergileri, söyleşi ve panelleri, yöre insanıyla etkileşim içindeki etkinlikleriyle bozkırda bir kültür vahası olarak parlıyor.
Son olarak müzede usta yönetmen Zeki Demirkubuz'un Avrupa, Amerika ve Asya'da çektiği fotoğraflardan oluşan 'Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir' sergisi ile Amerikalı sanatçı Mike Berg'ün, geleneksel dokuma sanatını, kendi soyut ve çağdaş diliyle yeniden yorumladığı işlerinden oluşan 'Kuramdan Arınmış' sergisi açıldı.
Demirkubuz'un sergisi için yapılan tanıtımda "Bayburt'un geniş, yalın, suskun ve mağrur doğası; Baksı'nın kente ve gündelik hayatın hızına uzaktan bakan konumu; gökyüzü, dağlar, boşluk ve sessizlikle kurduğu ilişki, Demirkubuz'un fotoğraflarındaki yalnızlık duygusuyla doğal bir ortaklık kuruyor" deniliyor.
Fotoğrafların taşıdığı duyguyla serginin yerleştiği coğrafya arasındaki bu güçlü karşılaşmanın yanında Hüsamettin Koçan ve eşi, seramik sanatçısı Oya Koçan'ın hikayesinden de çok etkilenmiş ünlü yönetmen.
FİLM ÇEKECEK KADAR ETKİLENDİ
Çarşamba günü gerçekleştirilen açılışta yaptığı konuşmasını dinledim. Baksı Müzesi'ne ilk kez giden Demirkubuz şöyle diyor konuşmasında:
"Buradan gerçekten etkilendim. Bizim ülkemizin en önemli mevzularından, olgularından birisi gurbet. Gurbete çıkan insanlar iki türlü oluyor. Bir kısmı gittiklerin yerlerin şeklini alıyor hemen. Oranın ağacı, oranın çiçeği oluyorlar. Bir yerden gelmemiş gibi o dünyayı yaşıyorlar. Bir de nereye giderlerse gitsinler, kalplerinde, hafızalarında, içlerinde, en çok da anılarında, hatta rüyalarında geldikleri köyü, kasabayı, şehri hep yaşatanlar var. Bu konu yaş aldıkça beni o kadar çok ilgilendirmeye başladı ki, son filmim olarak mesela, uzaklarda büyük işler başarmış, sonra huzur içinde ölmek için köyüne dönmüş birinin filmini çeksem diye hayal ediyorum. Kavafis'in şiirindeki gibi 'Nereye gitsen seninle gelecek bu şehir' duygusunda bir şey. Buraya gelince dünden beri bununla meşgulüm. Çok dinledim Hüsamettin Hoca'yı, anlamaya çalışıyorum yaptıklarını, Oya Hanım'a bakıyorum, İstanbul'da yaşadıklarını, başarılarını düşünüyorum.
Haberin DevamıBuradan gittiklerinden dönene kadar yaptıklarının bir nişanesi gibi, hayat boyu topladıklarını, oradaki hayatlarının boşa gitmediğini göstermek ister gibi bu müzeyi buraya yapmaları çok önemli. Bir gecekondu yapmanın bile zorluğunu, zahmetini düşünün. 12 Eylül öncesinde çok gecekondu yapmıştım ben. O gecekonduyu yapmanın zahmetini bilen biri için bütün bunları yapmak inanılmaz bir şey. Ama en önemlisi onca yıl, onca birikim, onca başarıdan sonra köyüne dönüp de çocukluğunda bıraktığın yerden devam etmek inanılmaz etkiledi beni."
Bu konuşmadan Zeki Demirkubuz'un çekeceği son filmi için ilham kaynağını bulduğunu anladım.
TİYATRO FESTİVALİ 30 YAŞINDA
BU yıl 22 Ekim - 3 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan İstanbul Tiyatro Festivali'nin programı çarşamba akşamı The Marmara Otel Taksim'de yapılan bir basın toplantısıyla açıklandı. Oyuncu Salih Bademci'nin sunduğu gecede İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı yaptığı açılış konuşmasının ardından festival sponsorları Koç Holding Enerji Grubu şirketlerine plaketlerini sundu. Festivalin üçüncü ve son kez küratörlüğünü üstlenen Mehmet Birkiye'in veda konuşmasından sonra bu yılın onur ödülü Tilbe Saran'a sunuldu. İstanbul Tiyatro Festivali Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar'ın açıkladığı festival programı altı uluslararası, on bir yerli gösteriden oluşuyor.
Festivalin açılışı, 22 Ekim'de Theâtre National de Strasbourg'un (TNS) ilk kadın direktörü ve uluslararası sahnenin en çarpıcı yönetmenlerinden Caroline Guiela Nguyen

31