KLASİK müziğin dünyaca ünlü yorumcu ve bestecilerinden Fazıl Say'ın şiire olan tutkusunu bestelerinden biliyoruz.
Şimdiye kadar beş şarkı albümü yaptı bestelediği bu şiirlerden. Oratoryolarını da düşünürsek sevdiği şairlerden yüzün üzerinde şiir bestelemiş şimdiye kadar. Yeni bestelediği eserlerle çok sevilen bazı eski şarkıların yeni düzlenmelerinden oluşan altıncı albümü 'Çılgın Nar Ağacı' 29 Mayıs'ta müzikseverlerle buluşacak. On şarkıdan oluşan albüm adını son bestelerinden Murathan Mungan'ın 'Kırılgan' şiirindeki bir dizeden alıyor.
Fazıl Say'ın piyanosuyla yorumladığı bestelerine bu albümde opera sanatçısı, mezzo-soprano Seda Kırankaya eşlik ediyor. Fazıl Say ve Seda Kırankaya ile buluşup 'Çılgın Nar Ağacı'nı konuştuk.
Fazıl Say Fotoğraflar: Fethi Karaduman
- Klasik müziğin yanında elini hiç bırakmadığınız bir tür de şiir. Bir misyon olarak mı görüyorsunuz şairlerle, şiirlerle müzikseverleri buluşturmayı
- Biliyorsun, hayatım boyunca şiirleri bestelemeyi çok sevdim. Nâzım Hikmet, Metin Altıok, Cemal Süreya gibi sevdiğim şairlerin şiirlerini besteledim. Türkiye'de şiir besteleme geleneği vardı zaten. Ben de ilk gençliğimden beri yüzden fazla şiir besteledim, Nâzım Hikmet Oratoryusu'nu da hesaba katarsak. Şiirle müzik arasındaki köprünün topluma daha kolay ulaştığı bir gerçek. Sözel müzik, enstrümantal müzikten daha keskin. Ben şarkılarımı opera sanatı gibi değil, Türk halkının bildiği usulle, binlerce yıldır süren geleneksel söyleme tekniğini göz ardı etmeden besteledim. Şiiri anlatmak istiyoruz şarkılarda. Sözün gücüne ve anlamına vurgu yapmayı hedefleyen şarkılarım oldu hayatım boyunca. Benim bir de jenerasyonlar arası şairleri unutturmamak, isimlerini, ürünlerini hatırlatma görevim var. Misyondan öte, bu benim sevdiğim bir şey, 30 - 40 yıldır şiir besteliyorum. Zor bir iş şiir bestelemek.
- Bir şiiri bestelemeye nasıl karar veriyorsunuz
- Şiiri okuyorsun, 'ya ne güzelmiş' diyorsun. Ahmet Erhan, Özen Yula ne kadar güzel derdini anlatıyor, ne kadar değerli. Bir yandan toplumsal belleğimiz bu şiirler. Bu albümde de ilk kez şiirlerini bestelediğim Murathan Mungan, Ahmet Telli var. Ahmet Telli'yi çocukluğumdan beri tanırım, babamın çok yakınıydı. Ama ilk kez denk geldi şiiri. Onun zamanına gidiyorsun okurken. Ahmet Telli'nin 1979'da yazdığı, içinde bulunduğu toplumsal kavgası, psikolojisi, ruh hali var burada. Bildiğin Ankara var, bütün bunlar müziğe de yansıyan unsur oluyor. Müzik seni çağırıyor, şiir iteliyor, bir şarkı böyle oluşuyor.
Haberin Devamı- Klasik müzik bestelemek ile şiiri bestelemek arasında nasıl bir fark var
Her şeyden önemlisi şairin psikolojisini, şiirin sosyolojisini çok iyi anlayan birinin bu işe girişmesi ve önce altındaki atmosferi çok iyi kurması lazım. Bazı şiirlere iyi melodiyi yapıştırmak mümkün. Ama hepsinde mümkün olmayabiliyor. Hecelerin sayısal matematiği ile müziğin matematiğini dengelemen lazım. Kısaca, bir klasik müzik eseri bestelemekten çok daha zor şiiri bestelemek. Şiirde seni kısıtlayan şeyler var. Ama hem yorumcusu hem bestecisi olarak dalınca o dünyaya, öylesine seviyorsun ki severek yaptığın bir iş çıkıyor ortaya.
- Bu albümde Seda Kırankaya seslendiriyor besteleri. Nasıl birleşti yollarınız
Haberin DevamıSeda Kırankaya fevkalade bir yorumcu. Daha önce Nâzım Hikmet Korosunda yer aldı, beraber konserler de yaptık. Yeni şarkıları onun sesine göre yazdım. Daha mezzo - soprano, daha tiz bir ses. Kendi duyarlılığı, kendi tadı olan bir ses. Şiirler onun sesine göre bestelendi.
SEDA KIRANKAYA: ARYA SÖYLEMEYE BENZEMİYOR
- Bir operada eserinde şarkı söylemek ile şiirleri seslendirmek arasında nasıl bir fark var

3