YAZAR Orhan Pamuk'un hatırlarından, daha önce farklı yerlerde yayımlanan makale ve söyleşilerinden oluşan yeni kitabı 'Kelimeler ve Resimler' geçen hafta okurla buluştu.
Pamuk, 'İstanbul', 'Öteki Renkler', 'Manzaradan Parçalar' gibi romanları dışında kaleme aldığı bu son kitabında da kişisel dünyasının kapılarını samimi bir şekilde okuruna açıyor.
Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan kitapta yazı ve resim sanatı arasında kalan Orhan Pamuk'un, bu iki tutkusunu birleştirdiği Masumiyet Müzesi'ni nasıl yazdığı, müzeyi nasıl kurduğu ve son olarak kitabın diziye nasıl çekildi önemli bir yer tutuyor.
Okul sırlarındaki çocuk Orhan Pamuk'un da yer aldığı kısa bir hikaye ile başlayan kitapta Nobelli yazar, askerlik yıllarını ve ilk kitabı 'Cevdet Bey ve Oğulları'nın yayımlanma serüvenini ilk kez okurla paylaşıyor.
Pamuk, "Yazarların ilk kitaplarını yayımlamak için çektikleri sıkıntılar, edebiyat tarihinin küçük olmayan ama önemsiz bir parçasıdır; ben de kendi mütevazı hikâyemi önemseyecek okurlar vardır diye yazıyorum bunları" diyerek anlatıyor yaşadıklarını.
Haberin DevamıÖDÜL VERDİLERAMA YAYINLAMADILAR
Çocukluğundan itibaren ressam olma hayalleri kuran Orhan Pamuk, 22 yaşına geldiğinde yazar olmaya karar veriyor. İstanbul Teknik Üniversitesi'ndeki mimarlık eğitimini yarıda bırakıp dört yıl (1974-1978) günde on saat çalışarak 'Cevdet Bey ve Oğulları' romanını yazıyor.
1979 yılında Milliyet Yayınları'nın gazete ile ortak açtığı Milliyet Roman Ödülü'ne başvuruyor ve yarışmayı kazanıyor. Yarışma şartlarından biri ödül alan kitabın basılması olduğu için yayıneviyle bir sözleşme imzalıyor.
O dönem Milliyet Yayınları'nın baş editörü ünlü şair Ülkü Tamer. Aynı zamanda jüride de bulunan Tamer, romanı çok sevdiğini söylemesine rağmen kitabı bir türlü yayınlamıyor.
Kağıt sıkıntısının yaşandığı bir dönemde 600 sayfa ve adı duyulmamış bir yazarın kitabını basmayı yayıncılık açısından riskli görüyor. Orhan Pamuk, Cağaloğlu'nda yayınevine gittiği her seferinde Ülkü Tamer'in sıraladığı benzer mazeretlerle moral bozukluğuyla eve dönüyor. Bir süre sonra açtığı telefonlara da çıkmamaya başlayınca sinir harbi içinde geçen bu süreçte Ülkü Tamer'in, istersen kitabını çekebilirsin, sözleşmeyi iptal edebiliriz, önerisini hemen kabul ediyor. Sokağa adımını atar atmaz verdiği karardan pişman olsa da romanını geri alıyor.
Haberin Devamı"Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten' dizesine göndermeyle Ülkü Tamer hem ödül veriyor, hem de yayımlamıyor kitabı.
KEVORK ACEMOĞLUÇÖZDÜ
Romanını yayımlatmak için babasının önerisiyle yayınevi kurmak dahil yaptığı birkaç girişim de başarısız oluyor. Aradan geçen zamanda Milliyet'in baş yazarı Abdi İpekçi suikast sonucu katlediliyor, 12 Eylül askeri darbesi oluyor, Milliyet Gazetesi satılıp el değiştiriyor. Yayınevi gazetenin eski sahibi Ercüment Karacan'da kalarak hayatına Karacan Yayınları olarak devam ediyor.
Halasının eşi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı olan eniştesi İlhan Akın durumuna acıdığı Orhan Pamuk'a bu arada yardım elini uzatıyor. Hukuk Fakültesi'nde Kevork adında çok iyi bir ticaret hukuku hocası olduğunu, imzaladığı sözleşmeye rağmen kitabı yayımlatabileceğini söylüyor.
Haberin DevamıNobel ödüllü iktisatçı Daron Acemoğlu'nun babası Doçent Kevork Acemoğlu ile böyle tanışıyor Orhan Pamuk.
1981 yılında halen yayınevini yöneten Ülkü Tamer'i bu kez birlikte ziyaret ediyorlar.Acemoğlu samimi geçen sohbet sırasında 'bir ara hakkı yenmiş küçük bir çocuğu işaret eder gibi' Orhan Pamuk'u göstererek, "Romanını basmazsanız çok ciddiyim dava açacağım!" diyor dostane bir şekilde.
Pamuk, "Benim bütün yalvarmalarıma, ısrarla gidişlerime, üç yıldır bekliyor olmama hiç aldırmayan Tamer, bu dava sözünden çok etkilendi" diye anlatıyor yaşadıklarını.
'Cevdet Bey ve Oğulları' bu olaydan bir yıl sonra, Mart 1982'de Orhan Pamuk'un ilk romanı olarak okuruna kavuşur. Pamuk ısrarla bu satırları bir intikam duygusuyla değil o dönem yaşadıklarını ve neye üzüldüğünü sevgiyle anlatmak istediğini belirtiyor.

18