Eski İstanbul'daki gündelik hayatı en renkli anlatan isimlerin başında gelir Ahmet Rasim.
Edebiyatın her türünde eserler veren, dönemin gazetelerinde tefrikaları ve çevirileri yayımlanan Ahmet Rasim'e asıl ününü 1897 - 1899 yılları arasında Malumat gazetesinde yazdığı Şehir Mektupları getirir. Fıkra, sohbet, deneme karışımından oluşan mektuplarında Ahmet Rasim, akıcı anlatımı, renkli üslubu, mizahi yaklaşımıyla modern ve geleneksel yaşamın yan yana varlığını sürdürdüğü 130 yıl öncesinin İstanbul'undan canlı manzaralar sunar. Osmanlı toplumunun bütün unsurlarıyla yaşayışını, çarlarını, pazarlarını, özel günlerini, gazete haberlerini, edebiyat dedikodularını, eğlencelerini anlatır.
Ramazan ayında "Canâb-ı Hak mübarek ramazan ayını kadın ve erkek bütün inananlara kutlu kılsın, amin" diyerek başladığı yazılarında özellikle oruç tutup tutmama karşıtlığından doğan ilginç anekdotlar aktarıyor.
Haberin DevamıAhmet Rasim'in kaleminden Eski İstanbul'da Ramazan ayının ilk günlerinde yaşananlar...
ORUÇ TUTANLA TUTMAYAN NASIL ANLAŞILIR
"Ben zaten oruç tutan ümmetten olduğum için oruçtan pek etkilenmem. Bildiklerimden de pek çok kişi benim gibidirler. Ne olacak Günde kuruşa işkembe çorbasıyla, yarım baş suyuna salınmış söğüşle beslenen mideler açlık elemlerine alışmış demektir. Fakat ne haldesiniz Burasını anlamak isterim. Acaba evde mama dadıya bir parça bir şey saklatıp güzelce yedikten ve akşama kadar sürecek katlanma gücünün dozunu düşürmemek için birkaç bardak su içtikten sonra eliniz tespihli olarak mı çıkıyorsunuz Dünyada bu iki yüzlü tavrı yutmayanlardan biri de bizim Ayasağa mektupçusudur. 'Ha!' göreyim seni deyin. Size oruçsuz olup da kendisini halka oruçlu gösteren ne kadar bey, efendi, ağa, hanım varsa cümlesini birer birer seçip ayırır. Bu yeteneği nasıl kazandığını sorduğumda dedi ki:
'Bundan kolay bir şey yok, bir kere çehresine bakarım eğer muharrir çehreliyse oruçlu, direktör simasındaysa oruçsuzdur çünkü bu ikisinden biri senenin bütün mevsimlerinde mutlaka aç, diğeri muhakkak toktur."
BAYRAM ERTESİ GEÇER
"Dikkat ettiniz mi Birinci günü birçok kişide eller titriyor, başlar gerdan üzerinde bir raks haraketi yapıyordu. On bire doğru göğüslerin genişleme derecesine göre ağızlar dolusu esnemelerin haddi hesabı yoktu. Hele, 'Öhö! Öhö! diye öksürmeler çekilmez derecedeydi. Merak bu ya! Doktora sordum. 'Acaba ne tür bir hastalık ola.'
Dedi ki: Bunların hepsi bayram ertesi geçer."
SİGARANIN BOYU KAÇ METRE
"Kendisini ev halkına bile oruçlu göstermek gibi çocukça bir hevesi bir türlü elinden, dilinden düşürmeyen eli tespihli ümmetten biri ağır tembellik uykusundan kalkarak derhal ağızlığına sigarayı takmış ve bir iki nefesle dağınık zihnini düzeltmek isterken kapıyı sürmelemeyi unutmuş, bu esnada nasıl olduysa yeğeni içeriye girmiş.
Tablanın içinden havaya doğru yükselen dumanı görünce, 'Vay! Dayı bey... ha.. Sende mi' diye şaşkınlığını açığa vurur. Biçare ezilir, büzülür fakat derhal uygun bir cevap bularak der ki: 'Sahurdan kalma sigara!'
(Kim bilir boyu kaç metre imiştir!)

16