Ramazan coşkusu denince aklıma her zaman rahmetliSabahattin Zaim Hocaile ilgili bir hatıra gelir.
1995-96 yıllarında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan ve bugün Cumhurbaşkanı olarak görev yapan Sayın Recep Tayyip Erdoğan döneminde, Kadir Gecesi'nde toplu ulaşım İstanbullular için ücretsiz yapılmıştı. O gece insanlar sokaklara dökülmüş, bütün İstanbul'da adeta bayram havası yaşanmıştı. Televizyonlar şehrin kalabalık semtlerinden canlı yayın yapıyor, sanki İstanbul'da evinde oturan kimse kalmamış gibi görünüyordu.
O dönemin popüler haber kanallarından biri olan Kanal 7, Sabahattin Zaim Hoca'ya bağlanarak İstanbulluların Ramazan coşkusunu sordu:
"Bugün İstanbul'da yaşanan bu atmosfer hakkında ne düşünüyorsunuz"
Sabahattin Zaim Hoca'nın cevabı çok etkileyiciydi:
"Bugünden sonra bütün hayatımı şükürle geçirsem yine azdır. Bir zamanlar İstanbul'da toplu iftar sadece Fatih İmam Hatip öğrencilerinin kaldığı Fethiye Yurdu'nda verilirdi. Ramazan'ın ilk günü Tahtakale'de dolaşıp çocukların iftar paralarını toplamaya çıkardık ve Ramazan sonuna kadar zar zor yetiştirirdik. Bugün ise bu iman tezahürünü, bu iklimi ve bu coşkuyu gören insan Allah'a şükretmekten başka ne yapabilir Cenab-ı Hakk'a binlerce şükür olsun."
Ne zaman Ramazan'ın coşkusu ve heyecanı gündeme gelse Sabahattin Zaim Hocamızın bu hatırasını canlı canlı hatırlarım. Allah kendisine gani gani rahmet eylesin.
GENAR Türkiye Raporu'nda yer alan Ramazan verileri medyada yeterince gündem oldu. Buna rağmen araştırma bulgularını yazıya ekledim. Çünkü zaman zaman özensiz yapılan bazı araştırmalar, toplumun gerçek durumunu yansıtmadığı hâlde hafızalarda yanlış bir şekilde yer edebilmektedir.
GENAR Türkiye Raporu şubat verileri, Türkiye toplumunda Ramazan ve dini pratiklerin güçlü bir toplumsal ve kültürel karşılığı olduğunu göstermektedir. Araştırmaya göre toplumun büyük çoğunluğu Ramazan ayını manevi bir yenilenme ve mutluluk dönemi olarak görmektedir. Katılımcıların yüzde 78,3'ü Ramazan'ın kendileri için "manevi huzur ve tazelenme" anlamına geldiğini belirtmiştir.
Ramazan'ın kendisi için özel bir anlam taşımadığını ancak saygı duyduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 9,3'tür. Buna karşılık Ramazan'a açık biçimde olumsuz yaklaşanların oranı oldukça düşüktür; kendini baskı altında hissettiğini söyleyenler yüzde 3,1, Ramazan ve benzeri dini günlere karşı olduğunu söyleyenler ise yalnızca yüzde 0,7 düzeyindedir.
Bu durum Ramazan'ın Türkiye'de yalnızca dini bir ibadet dönemi değil, aynı zamanda geniş bir toplumsal kabul ve saygı gören kültürel bir kurum olduğunu göstermektedir.
18-24 yaş grubunda Ramazan'ı manevi bir mutluluk kaynağı olarak görenlerin oranı yüzde 66,5 iken bu oran 55-64 yaş grubunda %85'in üzerine çıkmaktadır.
Araştırma, oruç tutanların oranının toplumda oldukça yaygın olduğunu göstermektedir. Katılımcıların yüzde 67'si Ramazan'da mutlaka oruç tuttuğunu belirtmiştir. Yüzde 6,9'u fırsat buldukça oruç tuttuğunu ifade ederken yüzde 9,6'sı sağlık sorunları nedeniyle oruç tutamadığını söylemiştir. Hiç oruç tutmadığını ve tutmayacağını belirtenlerin oranı yüzde 6,9, eskiden tutup artık tutmadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 3,9'dur.
Ramazan ayında yapılan ibadet ve faaliyetler de araştırmada dikkat çekici bir yer tutmaktadır. Katılımcıların yüzde 80,4'ü zekât, fitre veya sadaka verdiğini belirtmiştir. Yüzde 68,6'sı iftar davetlerine katıldığını ifade ederken yüzde 43,5'i teravih namazına gittiğini söylemiştir. Buna karşılık katılımcıların yüzde 38,7'si Ramazan'da gündelik hayatın dışında özel bir dini faaliyet yapmadığını belirtmiştir. Teravih kıldığını söyleyenlerin oranı yüzde 35,1, mukabelelere katıldığını söyleyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 35 civarındadır.

5