AK Parti'nin Sapanca'da gerçekleştirdiği istişare toplantısı, yalnızca teşkilat açısından değil, Türkiye'nin siyasal vizyonu bakımından da önemli mesajlar içeriyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının merkezinde birlik ruhu, normalleşme ve siyasette istikrar vurgusu yer aldı. AK Parti›nin kuruluşundan bugüne kadar savunduğu temel değerlerin değişmediği, bu değerlerin milletin tarihinden, kültüründen ve medeniyet birikiminden beslendiği bir kez daha ifade edildi.
AK Parti'yi diğer siyasi hareketlerden ayıran temel özellik, yerli ve milli bir perspektifle Türkiye'nin tam bağımsızlık hedefini adım adım inşa etmeye çalışmasıdır. Değişen uluslararası şartlara göre esnek adımlar atılırken, temel istikametten sapılmamıştır. Son yıllarda savunma sanayiinden diplomasiye, enerji politikalarından bölgesel krizlere kadar Türkiye'nin artan etkisi, bu stratejik yaklaşımın somut sonuçlarını ortaya koymaktadır.
Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri kutuplaşma ve normalleşme tartışmaları oldu. Türkiye, uzun yıllar boyunca Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-dindar, modern-geleneksel gibi yapay fay hatları üzerinden ayrıştırıldı. Başörtüsü yasağı, laiklik tartışmaları ve vesayet düzeni bu kutuplaşmanın en belirgin örnekleriydi. Devletin askerî ve sivil bürokrasisini elinde tutan seçkinci anlayış, farklı yaşam tarzlarına baskı uygulayarak toplumsal gerilimleri derinleştirdi.
Buna karşılık AK Parti, kuruluşundan itibaren demokratikleşmeyi, hak ve özgürlüklerin genişletilmesini ve toplumsal normalleşmeyi önceleyen bir siyaset izledi. Buna rağmen yıllarca kutuplaştırıcı siyaset yapmakla suçlandı. Oysa bugün gelinen noktada, Cumhurbaşkanı'nın da ifade ettiği gibi, "Bu durum Türkiye'nin yeni normali değil, bütün zamanların normalidir." Devlet artık belirli bir zümrenin değil, bu topraklarda yaşayan 86 milyon vatandaşın ortak devletidir.
Türkiye'nin normalleşmesini anlamak için geçmiş ile bugünü karşılaştırmak yeterlidir. 1990'lı yılların gündeminde hükümet krizleri, başörtüsü tartışmaları, askerî müdahale tehditleri, faili meçhul cinayetler, terör, vesayet tartışmaları ve ekonomik krizler bulunuyordu. Bugünün gündemi ise yatırımlar, kalkınma hamleleri, deprem bölgesinde inşa edilen konutlar, Mavi Vatan, Türk Devletleri Teşkilatı, Irak Kalkınma Yolu, hicaz demir yolu, savunma sanayii, küresel diplomasi, Gazze, Ukrayna-Rusya ve Orta Doğu'daki gelişmeler gibi uluslararası ölçekte stratejik konulara odaklanmaktadır.
Terörsüz Türkiye hedefi, Kürt meselesinin demokratik siyaset ve milli birlik ekseninde çözümüne yönelik önemli bir aşamayı ifade etmektedir. Benzer şekilde Alevi vatandaşların talepleri de devlet ile sivil toplum arasında yürütülen diyalog mekanizmalarıyla ele alınmaktadır. Farklı kimliklerin özgürce yaşanması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının ortak paydasını güçlendirmektedir.

14