Küresel arenada gücüne güç katan Türkiye, iç kamuoyunda neden hak ettiği değere ulaşmıyor

Bugün seçim olsa, Türkiye iç siyasetinde bir yılı aşkın bir süredir büyük ölçüde değişmeyen bir tabloyla karşı karşıyayız. İç siyasetteki hareketsizliğin birçok sebebi olmakla birlikte, hükümet daha çok dış politika ve icraat odaklı bir yıl geçirirken; ana muhalefet partisi CHP tek gündemli bir siyaset yürütmekte ve ülkenin temel meselelerine ilişkin başlıklarda siyaset üreterek hükümetin gündemine girememektedir. Ülke iç siyasetini üç başlığa indirgemek mümkündür:

1- Hükümetin icraatları,

2- CHP'nin tek gündemi olan İmamoğlu davası,

3- Terörsüz Türkiye.

Cumhur İttifakı'nın bir parçası olan MHP, gündem oluşturma kapasitesi açısından ana muhalefet partisinden daha fazla siyasi gündem üretmektedir.

GENAR Türkiye Raporu Ocak sayısı bu cümlelerle başlıyor. Her ay düzenli olarak yapmış olduğumuz kamuoyu araştırması sonuçlarına bakacak olursak, iç siyasette fazla bir hareketlilik gözükmüyor.

OCAK 2026

%33,5 AK PARTİ

%31,2 CHP

%9,7 DEM PARTİ

%8,2 MHP

%5,0 İYİ PARTİ

%4,2 ANAHTAR PARTİ

%2,6 YENİDEN REFAH

%2,5 ZAFER PARTİSİ

%1,2 TİP

%1,9 DİĞER

Raporun Türkiye siyasetinde uzun uzadıya ele aldığı bir diğer başlık ise dış politikada atılan adımlar ve Türkiye'nin bir bölgesel güç olarak diplomaside küresel etki oluşturmasıdır.

Son bir ay içerisinde Mısır-Türkiye-Suudi Arabistan yakınlaşmasının Afrika ve Orta Doğu'da oluşturacağı etki paha biçilmezdir.

Suriye halk devrimi hızlı başlamıştı, hızlı sonuç vermişti; fakat topraklarının üçte biri, adına ne derseniz deyin, bir terör örgütünün kontrolündeydi.

Türkiye'nin stratejik sabrı devam ederken, aynı zamanda Millî Savunma Bakanlığı, Suriye devletiyle anlaşarak Suriye ordusunun nizami bir orduya dönüştürülmesi için eğitim süreci başlattı.

Askerî uzmanları ve dış politika yorumcularını şaşkına çevirecek düzeyde, SDG'nin kontrol altına almış olduğu topraklar bir hafta içerisinde Suriye millî devletinin bir parçası hâline geldi.

Türkiye'nin atmış olduğu adımlar bütün dünyada gündem ve konu oluyor; Türkiye'nin ve onun liderinin başarıları ve gücü her geçen gün daha çok konuşulur hâle geliyor.

AK Parti hükümetlerinin ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın büyük adımları o kadar sıradan görülmeye başladı ki, neredeyse "Bu da geçsin yahu" der gibi bir hâlimiz var.

Hükümet icraatları bakımından deprem bölgesinde yapılan çalışmalar, depremde yıkılan şehirlerde inşa edilen 450 bin konut hamlesi, dışarıdan bakılınca sadece site ve konut gibi anlaşılabilir. Oysa Maraş, Hatay, Adıyaman, Malatya gibi şehirler tamamen yıkılmıştı; bugün yapılan şey bu şehirlerin her birinin yeniden inşası olmuştur.

Bugün Çin ve Türkiye'nin dışında bu kadar kısa bir süre içerisinde bu kapasiteyi ortaya koyacak ikinci bir devlet yoktur.

Bu durum, AK Parti hükümetlerinin 20 yılda üretmiş olduğu kapasitenin bir göstergesidir. Deprem bölgesinde bunlar yapılırken, ülkenin enerji, sağlık, ulaşım ve diğer alanlardaki yatırımları da devam etmektedir.

Gördüğüm kadarıyla ana muhalefet partisi Türkiye siyasetini; memleket meselesi, ülke kalkınması, halkın refahı, teknoloji ve sanayinin gelişmesi ve dış politikada Türkiye'nin güçlenmesi üzerinden okumuyor.

Kendilerinin başarıyla uyguladığı ve suçunu da hükümete attıkları kutuplaşma siyasetini, kültürel kodlar üzerinden meseleleri okumak gibi bir yoldan sürdürüyorlar.

Bir CHP'linin, AK Parti hükümetlerinin yapmış olduğu bütün icraatlara gözünü kapatıp görmemesini sağlamak bir muhalefet başarısıdır.