İsrail Suudi Arabistan'ı ne zaman işgal edecek

"Hz. İsa'nın Cengiz Han'a karşı hiçbir üstünlüğü yoktur." -Netanyahu

Uluslararası ilişkiler uzmanı bir dostum, bu savaşın sonuçları açısından İran'dan ziyade Körfez ülkelerinin işgale uğrayabileceği uyarısında bulundu. Bu değerlendirme bana, petrol krizinden bugüne kadar Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde biriken sermayenin Batılı ülkeler için zaman zaman bir sorun haline geldiği tezini hatırlattı. Bu teze göre, yaklaşık her on yılda bir bu sermayeye savaş bahanesiyle el konulmaktadır.

Dünyada büyük sermayenin önemli bir kısmı Yahudi sermayesidir. Özellikle nakit açısından ikinci büyük sermaye ise Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine aittir. Nitekim Trump ile masaya oturan Arap liderlerin trilyon dolarlık taahhütlerle gelmesi bu durumu açıkça göstermektedir.

1973'teki Yom Kippur (Arap-İsrail) Savaşı'nda İsrail'i destekleyen ABD ve bazı Avrupa ülkelerine karşı OPEC ülkeleri petrol ambargosu uygulamış, petrol fiyatları dört katına çıkmıştır. Bu süreçte bölgede büyük bir sermaye birikmiş, ABD ise her on yılda bir bu sermayeyi kendine akıtacak yollar bulmuştur.

1.İran-Irak Savaşı boyunca, bölge ülkeleri Irak'a ABD üzerinden yaklaşık 1trilyon dolarlık silah yardımı yapmıştır.

2.Birinci Körfez Savaşı'nda, Irak ve Kuveyt'in petrol kaynaklarına fiilen el koyan ABD, "Saddam Suudi Arabistan'ı işgal edecek" gerekçesiyle Suudi Arabistan'dan yaklaşık 600 milyar dolar almıştır. Bu süreçte Suudi Arabistan neredeyse maaş ödeyemeyecek duruma gelmiştir.

3.Sonrasında İkinci Irak işgali gündeme gelmiş, ABD Başkanı George W. Bush ile Arap liderler arasında yapılan bir toplantıda her bir ülkeye Trump usulü rakam keserek savaşın rüşvetini almıştır.

4.Trump'ın ikinci döneminde doğrudan bir savaş bahanesi olmaksızın Körfez ülkelerinden büyük finansal taahhütler alınmıştır. Prens Selman ve Katar Emir'inin ayrı ayrı yaklaşık 1 trilyon dolar vaadi herkesin malumudur.

Bu trilyon dolarlık kaynakların bir kısmının Türkiye'de savunma sanayiine harcandığını düşünürsek, bunun tüm bölgenin güvenliği için fazlasıyla yeterli olacağı açıktır.

Bugün gelinen noktada bölgede sermaye birikimi artmaya devam etmektedir. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan dünyanın en müreffeh ülkeleri arasına girmiştir. Dubai ise küresel ölçekte önemli bir finans merkezi haline gelmiştir. Liman işletmeciliği, otelcilik ve uluslararası ticaret gibi alanlarda bu bölge, Doğu ile Batı arasında stratejik bir köprü konumundadır. Petrol dışı yatırımlarla Katar ve BAE önemli sıçramalar yapmış, Suudi Arabistan da "Vizyon 2030" projesiyle bu sürece dahil olmuştur.

Bugün asıl soru şudur: ABD, İran'ı mı yok edecek, yoksa başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ekonomilerini kökten mi sarsacak

İsrail ne yapmak istiyor

ABD'deki bazı yorumcular, İsrail'in zorlayıcı savaş doktriniyle bölge ülkelerini adım adım kontrol altına almak istediğini dile getirmektedir. İsrail'de yönetim ve toplumun bir kısmı, medyada aşırı söylemlerle tüm Müslümanların öldürülmesini savunacak noktaya gelmiştir.