Hicaz Demiryolu İslam dünyasında neden bu kadar heyecan uyandırdı

"Erdoğan yeni ticaret imparatorluğu kuruyor." İsrail basını.

Birileri çıkıp "İslam dünyası var mı, yok mu" diye sorabilir. Elbette bu meşru bir sorudur. Osmanlı Devleti tarih sahnesinden çekildiğinde bugün onlarca millete dönüşen toplumlar hem sahipsiz kaldı hem de Batılı sömürge imparatorluğunun denetimi altına girdi.

Türkiye proje zengini bir ülke olduğu için neredeyse her sabah ulaştırma, şehircilik, sağlık veya savunma sanayii alanlarında yeni bir açılış ve büyük bir proje haberiyle karşılaşıyoruz.

Ancak Hicaz Demiryolu anlaşmasının Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanmasının ardından yaşanan ilgi, sıradan bir proje heyecanının çok ötesine geçti. Suudi Arabistan basınında, Körfez ülkelerinde, Suriye'de, Ürdün'de, Irak'ta, Afrika ülkelerinde ve Arap dünyasının genelinde bu gelişme büyük yankı uyandırdı.

Haber ajansları, televizyonlar ve sosyal medya platformları günler boyunca bu konuyu gündemde tuttu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Arap medyasında en çok fotoğrafı paylaşılan isimlerden biri hâline geldi.

Arabistan Yarımadası'ndan başlayarak Mekke, Medine, Ürdün ve Suriye üzerinden Anadolu'yu boydan boya geçen, İstanbul'dan Avrupa'ya uzanan demiryolu hattına ilişkin görseller ve animasyonlar hâlâ paylaşılmaya devam ediyor.

Sultan Abdülhamid'in Mirası: Sultan Abdülhamid, İslam dünyasında ne güçlü bir isim ve ne büyük bir miras bırakmış ki bugün birçok yorumcu yazılarında Hicaz Demiryolu'nun Birinci Dünya Savaşı öncesindeki stratejik önemine atıfta bulunuyor. Bazı sosyal medya hesapları ise TRT'de yayınlanan Payitaht Abdülhamid dizisinden görüntüler paylaşarak bu tarihî hafızayı canlı tutuyor.

Büyük devlet adamlarının ölümsüzlüğü tam da budur. Onlar, aradan geçen onca zamana rağmen fikirleriyle, eserleriyle ve bıraktıkları mirasla yaşamaya devam ederler.

Ticaret İmparatorluğu Tartışması: İsrail basınında yayımlanan analizlerde, Ortadoğu›daki küresel ticaret dengelerini etkileyebilecek bu yeni koridorda İsrail›in yer almadığına dikkat çekildi. Bazı değerlendirmelerde Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan demiryolu anlaşması, "Erdoğan›ın yeni Osmanlı ticaret imparatorluğu" olarak tanımlandı.

Burada ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Sultan Abdülhamid, bu milletin padişahıdır ve Osmanlı Devleti'ni ayakta tutabilmek için büyük mücadeleler vermiştir. İslam dünyasındaki birçok şuurlu insan onun hatırasına saygı gösterirken, İngilizlerin oluşturduğu kültür emperyalizmi sayesinde hâlâ kendi tarihine ve kendi padişahına düşmanlık besleyen kesimlerin varlığı dikkat çekicidir.

15 Temmuz'la ilgili bir yazıda ifade ettiğim gibi, gelecekte "Büyük Türkiye'nin ikinci kurucusu" olarak anılacak olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik tavırlarla, geçmişte Yavuz Sultan Selim'e ve Sultan Abdülhamid'e yönelik tavırlar arasında benzerlikler bulunmaktadır. İlginç olan ise, içeride bazı çevrelerin vermekten kaçındığı değeri, dünyanın farklı ülkelerindeki birçok analist ve yorumcunun açık şekilde teslim etmesidir.

Türkiye-Suudi Arabistan Yakınlaşması: Arap entelektüellerini, Arap sokağını ve birçok medya kuruluşunu heyecanlandıran şey yalnızca Hicaz Demiryolu değildir. Asıl heyecan kaynağı, İslam dünyasının iki önemli gücü olan Türkiye ve Suudi Arabistan'ın yakınlaşmasıdır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti bu stratejik dengeyi kaybettiğinde savaşı da kaybetti. Bugün benzer bir denklemin yeniden kuruluyor olması doğal olarak İsrail'i rahatsız ederken, bölge halklarında umut oluşturmaktadır.