GENAR Türkiye Raporu verileri AK Parti'nin yükselişte olduğunu gösteriyor

Türkiye siyasetinde uzun süredir görece stabil bir durum oluşmuştu. Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması döneminde yürütülen kampanyalar sonrasında CHP'de sınırlı bir yükseliş görülmüş, ancak zamanla bu yükseliş yeniden %30 bandına gerilemiştir. Yaklaşık bir yıl boyunca AK Parti'nin önde olduğu, CHP'nin ise yakın bir oy oranıyla AK Parti'yi takip ettiği bir siyasal süreç yaşandı.

Türkiye siyasetindeki bu durağanlığı daha çok muhalefet partilerinin siyaset üretmemesine bağlıyorum. Çünkü iktidarlar icraat yapar; muhalefet ise yapılan işin daha iyi alternatiflerini geliştirerek iktidarı baskı altına alır. İktidar partisinin bu baskıya karşı geliştirdiği yeni yaklaşımlar da siyasetin dinamizmini ortaya çıkarır.

Cumhuriyet Halk Partisi ise Türkiye'de daha çok kültürel kodlar ve toplumsal ayrımlar üzerinden siyaset yapıyor ve İmamoğlu meselesinin dışında neredeyse hiçbir konuyla ilgilenmiyor.

CHP için tek bir konuya bağımlı kalmak bir tercih midir yoksa bir zorunluluk mudur, bunu CHP'liler bizden daha iyi bilir.

Bu bağlamda Türkiye siyasetini üç başlık altında yorumlayabiliriz:

1. Hükümetin icraatı,

2. CHP'nin İmamoğlu meselesi,

3. Terörsüz Türkiye süreci.

İç politikada bunlar yaşanırken dış politikada da çok geniş ve yoğun gelişmeler var: Suriye'de üniter bir devletin yeniden teşekkül etmesi, İran-ABD-İsrail savaşı, devam eden Filistin meselesi, Ukrayna-Rusya savaşı ve Türkiye-Suudi Arabistan-Mısır yakınlaşması gibi başlıklar gündemde.

Türkiye'nin dış politikası çoğu zaman iç politikasıdır; çünkü jeopolitik olarak böyle bir zeminde bulunuyoruz ki. Dünyada Türkiye'nin ilgisi dışında kalan bir mesele neredeyse kalmamıştır.

Son iki aydır AK Parti oyları daha istikrarlı gelmeye başladı. Türkiye Raporu'nda görülen bu verilerin benzerlerinin diğer araştırma firmalarında da ortaya çıkması muhtemeldir.


BUGÜN SEÇİM OLSA (MART 2026)

AK Parti: %34,2

CHP: %31,8

DEM Parti: %8,9

MHP: %8,6

İYİ Parti: %5,2

Zafer Partisi: %3,1

Anahtar Parti: %2,5

Yeniden Refah Partisi: %2,3

Saadet Partisi: %1,1

TİP: %1,0

Diğer: %1,3

Bölgemizde gerilim tırmandığında Türkiye'de ve dünyada liderlik faktörünün daha fazla öne çıktığını görüyoruz. Bu durum, Cumhurbaşkanı'nın ülkenin başında kalmasına yönelik bir eğilimi de güçlendiriyor.

İlginç olan, bu eğilimin yalnızca Türk seçmeninin refleksi olmamasıdır. Birçok Batılı siyaset bilimci de benzer değerlendirmeler yapmaya başladı. Türkiye'nin güvenliğine dair oluşan algı ile Cumhur-başkanı'nın görev başında olması arasındaki ilişki adeta ortak bir kadere dönüştü.

Bazen bir milletin kaderi ile bir liderin kaderi özdeş hale gelir. Bugün yaşadığımız durum da büyük ölçüde budur.

Bu konu hakkında kapsamlı bir yazı yazmayı düşünüyordum; ancak belki de şu cümle yeterlidir: AK Parti'de Recep Tayyip Erdoğan sonrasını tartışmak hiç akıl kârı değil.

Çeyrek asırdır ülkede attığı rasyonel adımlar, üstlendiği tarihsel misyon, Türkiye'nin demokratikleşmesi, altyapı ve kalkınma hamleleriyle ülkeyi küresel ölçekte dikkat çeken bir seviyeye taşıyan bir lider adım adım dünyada konuşulan liderlik seviyesine yükselmiştir. Hal böyle iken insanlar ne arar merak ediyorum.