CHP'de mutlak butlan kararı çıktıktan sonra bir programda moderatör bana bir soru yöneltti: "Olan bitenden mutlu musunuz" Ben de "Neden mutlu olayım ki Bu bir ülke sorunu" dedim.
Ana muhalefet partisinin içine düştüğü durum tek başına o partiyi etkilemez; Türk siyasetini kökten etkiler.
Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıldır Türk milletinin gündeminde olan bir parti. Akademisyenler, medya ve millet CHP'yi konuşmayı ve parti içi meselelerini takip etmeyi seviyor.
Butlan kararı çıktıktan sonra İran-İsrail-ABD savaşı ve Türkiye'nin küresel çapta ses getiren işleri konuşulmaz oldu. Bütün medya kanalları, Şampiyonlar Ligi final maçı gibi CHP'deki canhıraş mücadeleyi takip ediyor.
Şimdilik birleşme senaryoları imkânsız gibi duruyor.
Bu konuda farklı bir başlık açmak istiyorum. Bu konuyu partinin hangi kanadı fark eder bilmiyorum ama CHP'nin yeni Türkiye gerçekliğine uyanması lazım.
Cuma günü İsveç Devlet Radyosu, butlan kararı üzerine bir mülakat için GENAR'a geldi. Merak ettikleri konu, Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki siyasi görüş ayrılıklarıydı. Bu konuyla alakalı oldukça fazla soru yönelttiler.
Ben de bir örnekle başladım ve devamını getirdim. Yine bir programda bu soruyu bütün tartışmacılara sordum: CHP'nin akılda kalan temel siyaset başlıkları nelerdir Kimse, İmamoğlu davası ve mitingler dışında üç başlık söyleyemedi.
Cumhuriyet Halk Partisi müzmin muhalifliğin konforunu kullandı. Kentlerde yaşayan, toplum ortalamasına göre gelir düzeyi yüksek, kendilerini bir üst sınıfta gören, kültürel iktidarı ellerinde tutan; şartlar ne olursa olsun hükümete ve liderine karşıt olmakla motive olan bir kitlenin varlığından güç aldı. Bu sarsılmaz muhaliflik kendi kendini besleyerek devam etti.
Parti kitlesi CHP'den muhalif olmanın ötesinde bir siyaset istemedi.
İzmir'e, Kadıköy'e ve Bakırköy'e bakın; her biri çağın gerisinde kalmış mekânlar gibi duruyor.
Bugün parti bir yol ayrımında. Bence asıl yol ayrımı, kimin partiye hâkim olacağında değil; Türkiye'nin bugün gelmiş olduğu seviyeyi kimin fark edeceğindedir.
Ülkede çeyrek asırlık güçlü bir iktidar var ve dünya çapında etki uyandıran bir liderin varlığı dost düşman herkes tarafından kabul görmüş durumda. Bu güç karşısında her hâlükârda bir muhaliflik oluşur.
Peki parti ne yapmalı
1. Öncelikli olarak Türkiye'nin gelmiş olduğu seviye tepeden tırnağa ele alınmalı. Muhalefet, nefreti ile değil; bilimsel ve siyasal analiz metotlarıyla Türkiye çalıştayı ya da şûrası yapmalı.
2. Ulaşım ekosistemi, sağlık ekosistemi, eğitim, ekonomi, adalet, teknoloji, savunma sanayii vb. bütün başlıklarda Türkiye'nin gelmiş olduğu nokta anlaşılmalı. Hükümetin iyi yaptıklarına, başaramadığı alanları nasıl tahkim edeceklerine dair yeni fikirler ve yeni politika setleri ortaya koymaları gerekiyor.

24