Piyasalar kilit

Geldikçe geliyor; verdikçe veriyor…

Eminim bir deprem olsaydı yaşananları bir zinaya veya bir belaya bağlayacak hocalar ortaya çıkacaktı.

Peki, şimdi bunu nasıl izah edeceğiz Ya da olanları neye bağlayacağız

Önce bir anda peşpeşe gelen sıkıntıların başlıklarını verelim:

1-) TL çok değerli. İhracatçı bu değerli TL karşısında dayanamıyor.

2-) TL değerli olunca yurtiçi maliyetler dolar bazında aşırı yükseldi.

Yurtiçi fiyatların dolar bazında %140-150 oranında artışına karşılık ihracatçı bu artışı yabancılara olan satış fiyatına yansıtamıyor.

3-) Reel faizler çok yüksek. Tüm kazançlar faize gitmeye başladı.

Değerli TL, değerli faiz ve değerli hammadde karşısında bırakın kar yazmayı ayakta kalmak bile mucize.
Dün bir dostum şunu söyledi: Ücretlere ara zam yapılmalı önerini derhal geri çekmelisin. Maaş ödeyecek durum kalmadı.

İşin biraz daha altına inince yukarıda saydığım 3 büyük sıkıntının yanına bir büyük sıkıntıyı daha eklememiz gerekti…

4-) Nakit akışı kesildi. Piyasalar nakit açısından adeta kilitlenmiş durumda. Vadeler önceki dönemin (1 ay öncesi) iki katına çıkmış.

Hatta bir işletmeci şunu söylüyor: "Vade uzatımını isterlerken 'sen kredi çek faizini biz ödeyelim' önerisi bile geliyor."

Dikkat ederseniz sorunlar yumağı üst üste gelmiş durumda. Mesela geçmiş yıllarda da değerli TL sorunu yaşamıştık. Lakin o dönemde reel faizler çok düşüktü.

Ekonominin temel aktörleri olan üreticiler o dönemlerde sadece bir soruna odaklanmış durumdaydılar.

Reel TL değerini bir açıdan düşük faizle aşmaya çalışıyorlardı. Şimdi ikisi de çok yüksek durumda.

Ama bu kadarla yetmiyor.

Ayrıca yurtiçi maliyet artışını sindirecek bir dış pazar canlılığı da yok. İhracat pazarlarımızda bu yılın başında çok ciddi daralmalar yaşanıyor. Özellikle beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinde dış talep alarm zilleri çalıyor.

Bu arada belki de sıkıntıların baş sırasına kamuyu eklememiz gerekiyor. Çünkü kamu şu durumu itibari ile kendi kasasını doldurmanın derdinde. Yani kamu tarafından da destekleyici bir adım gelmiyor. Hatta tersine kamu kesimi de özel sektörün sırtına yaslanmış durumda.

NE OLMALI

Ekonomide her ne kadar sorunumuz rakamlara dayalı gibi görülse de temel sorun rakamsal değildir.

Mesela 2003 ve sonrası dönemde ülkemizde hem enflasyon hızla düşerken hem de büyüme çok canlıydı. Çünkü ekonomiye ilişkin güven vardı.