TÜVTÜRK istasyonunda yaşanan son olaya bakalım…
Türkiye araç muayene istasyonlarını özelleştirdi. Araç sahipleri her 2 yılda bir araç muayenelerini yaptırmak zorundadır.
Polis memuru Melih Okan Keskin Ankara'da aracını muayeneye götürüyor. Aracın park lambası yanmıyor gerekçesi ile aracı muayeneyi geçemiyor. İstasyondaki insan görünümlü bir SÜRÜ saldırısı sonucu polis memuru öldürülüyor.
Konuya fazla detay vermiyorum; herkes olayın sıcaklığı ile her adımı takip ediyor. Burada kilit soru şu: Özelleştirme kalite mi getiriyor yoksa vahşet mi
Bakınız bu olan münferit bir olay değildir. Sadece oradakilerin kişisel yanlışları ile yaşanan bir olay değildir. Açıklayayım…
Bir kere istasyondakilerin sürü olarak saldırması dahil genel tavırları bir üstten bakış tarzını gösteriyor. Nice araç muayene istasyonlarında benzer şikayetler gelmiştir. TÜVTÜRK bir tekeldir ve o tekel gücü çalışanlara da üstten bakışı sirayet ettirmektedir. Bunu birçok TÜVTÜRK İstasyonunda görebilirsiniz.
Emir-komuta anlayışı ile gelenlere müşteri gözü ile değil "buraya zorunlu gelmiş" yolunacak kazlar gözü ile bakılıyor. Özelleştirme sonrası müşteri kavramı yerine "bize mecburlar" davranış biçimi hakim oluyor.
Soralım kendimize bu üstten bakış ve yolunacak kaz anlayışı sadece TÜVTÜRK İstasyonlarında mı yaşanıyor Hayır…
Hatırlayın paralı özel sektör yol ve köprülerini. HGS'de para olmasına rağmen kaçak geçiş cezalarını. Aylar sonra bildirim geliyor ve 4 kat ceza ve yargı masrafı ile on binlerce liraya ulaşan cezalar.
Türk Halkı o çok özel Müteahhitlerin yollarında ve köprülerinde sadece yüksek fiyat ödeyerek soyulmuyor.
Kaçak geçiş adı altında fahiş cezalarla da soyuluyor. Tekrar hatırlatayım: Bu cezalar Hazine garantisine girmediği için o özel müteahhitlerin özel karı oluyor.
Tekel konumundaki otoyol ve köprülere girdiğinizde o fahiş fiyat ve cezaları öderken aynı oranda hizmet alabiliyor musunuz Mesela yol aydınlatması her yerde var mı Ya da kar yağdığında yollar temizleniyor mu
Ya yol üstündeki dinlenme istasyonları Kapıyı açtığınızda silahlı değil ama dolaylı şekilde "eller havaya bu bir soygundur" sözünü işitmesiniz de resmen soyuluyorsunuz
Bir başka tekel özelleştirmesi ise elektrik dağıtım şirketleri. Yeterli altyapı yatırımı yapılıyor mu Mesela İzmir'de yağmur birikintisinde kaçak elektrik akımında ölenlerle TÜVTRÜK istasyonunda öldürülen polis farklı mıydı
Aydınlatılmayan yollar veya yapılmayan hizmetler…
Kısacası burada bir tercih söz konusu. Tekel konumundaki hizmetleri kamu mu yapmalı yoksa özelleştirme ile özel sektör mü
Ben açıkça düşüncemi de söyleyeyim: Bu tür tekel konumlarındaki özelleştirmeler ya yapılmamalı ya da çok ama çok sıkı özel denetim şartları getirilmelidir. Mesela bu tekel konumlarındaki özelleştirmelerde işlemlerin nihai sorumluluğu yine kamuda tutulmalıdır.
Şöyle izah edeyim: Kamu buraların satışını yapsa dahi kamusal sorumluluğu üstlenmeye devam etmeli ki, özel sektör kar hırsı ile vahşiliğe kaçamamalı.
İşletme açısından kamucu değilim ama denetim ve sorumluluk açısından en sert kamucu zihniyetin korunması gerektiğini düşünüyorum.
Hatta bu düşüncemi biraz daha açayım: Mesela YARGI… Tam kamusal hizmettir. Ama buranın da özel kesim tarafından denetimi sıkı sıkıya gerçekleşmelidir. Dengeleyici denetim kamu-özel arasında sağlanmalıdır.

21