AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin çok eleştirilen ama bence çok doğru bir tespitte bulundu: "Biz bu ülkenin garibanlarından oy alarak bu günlere geldik" dedi.
Özlem Zengin daha sonra gariban kelimesini şu şekilde tanımladı: "Daha alt gelir düzeyinde olanlar, daha az eğitimliler, hatta şehirli olmayanlar."
Sizlere eski yazımlarımda büyüdüğüm şehir olan Samsun özelinden örnekler vermiştim. Ülke yönetiminde ortaya çıkan sorunlara karşı gösterilen refleks şehir ve kırsal bölgeleri tam ters yöndeydi. Şehirde düşen oylar kırsalda artış gösteriyordu. Hatta şehrin merkezlerinde düşen oy oranları kenar semtlerde de artış yönündeydi.
Şehirli ile taşralı farkı çok açıktı. Eğitimli olanlarla eğitimsizlerin farkı ters yönde oluşuyordu. Biri ülke batıyor derken diğeri ülke batıyor diyenleri hain ilan ederek ülkeyi onlardan kurtarmaya çalışıyordu.
Elbette burada keskin bir sınır yok. Şehirde de iktidara oy veren önemli kitle varken kırsalda da muhalefete oy verenler var. Lakin burada bir yoğunlaşma farklılığını veriyoruz.
AK Parti mazlumların partisi olarak ortaya çıktı. 28 Şubat zulmüne tepkinin çığ gibi akması ile yıllarca seçimler kazandı. Oysa bugün 28 Şubat zulmüne taş çıkartacak zulümler yaşanıyor.
AK Parti fakirlerin, garip gurebanın partisi olarak ortaya çıktı. Lakin bugün kendileri müthiş bir lüks içerisinde 'itibardan tasarruf olmaz' mottosu ile yaşayabiliyorlar. Altta kalanın canı çıkmasa da sabretsin; şükretsin.
AK Parti yolsuzluklar üzerine gideceğini ilan ederken yıllardır izahı mümkün olmayan kamu ihaleleri ile bir avuç müteahhide çalışan bir parti haline dönmüş durumda.
Kısacası yola çıkan parti dönüşmüş ve ne dediyse tam tersini yaşatan bir parti haline gelmiş durumda. Ama garibanlar hala partinin umudu.
Lakin burada bir ince ayrıntı daha var. Bugün tam da o ayrıntıya değineceğiz.
Gariban, garip-gureba... Yani Özlem Zengin'in deyimi ile alt gelir düzeyinde olanlar, daha az eğitimli olanlar ve daha az şehirli olanlar. Bu kesim aynı zamanda daha az soran, daha az sorgulayan ve daha çok itaat eden kesimler.
Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan en düşük emekli aylığını 20.000 lira deyip onu 480 dolar ilan ettiğinde kandırıldığını ne kadar sorguluyor. Kasadan tek kuruş çıkmıyor denilen KÖİ köprülerine her yıl milyar milyar dolar ödendiğini soruyor mu Veya sayamayacağım nice akıldışı gelişmeleri.
Buradaki gariban masumane bir gariban mı yoksa cehalet cesareti ile ülkeyi kasıp kavuran taşra zihniyetinin yıkıcı gücü mü
ABD'ye bakınız mesela... Kenar semtlerin lideri Trump ne yapıyor
Ezilmişlerin lideri Trump düşman gördüğü beyaz ABD'lileri sokak ortasında bile vurdurabiliyor. (Beyaz ABD'li söylemi ırksal değil, şehirli anlamında)
Bize geri dönelim: Gariban için dava denilen süreç iktidarın kime ne verdiği ile belli değil mi

10