Faturayı hep 'Millet' öder
Türkiye'nin demografik ve ekonomik fırsatını kaçırırken kimler kazanıyor, gerçekten de millet mi ödüyor?
Yazar, siyasetin uzun vadeli tercihlerle ülkenin geleceğini şekillendirdiğini ve Türkiye'nin çalışma döneminin sonlarına yaklaştığını iddia ediyor. Demografik değişim, dışsal riskler ve sermaye kaçışı örnekleriyle bu tezi desteklerken, iktidarcıların kararlarının maliyetini toplumun ödediğine vurgu yapıyor. Ancak bu krizin kimi gruplara fırsat yaratıyor olabilir mi?
Siyaset aslında bir tercih alanıdır. Siyasetçi yönetim adı altında aldığı kararlar ile ya refah artırır veya çile çektirir. Hatta refah artışı bile iki şekilde değerlendirilmelidir: Yaşanılan refah ile yaşanması gereken refah farkını da siyasetçi belirler.
Bir insan düşünün...
İlk 20-25 yılı eğitimle geçer
Sonraki 40 yılı ile çalışmak ve refah sağlamakla geçer.
Ve sonunda dinlenme dönemi; yani emeklilik.
Aslında tam olmasa bile benzer şekilde ülkelerinde de hayat dalgaları vardır. Hem küresel ortamdan gelen fırsatlar hem de kendine özgü fırsatlar.
Önce demografik duruma bakalım: Çocuk ve yaşlı nüfusun az olduğu dönemler kazanma yıllarıdır.
Hem çocukluk ve gençlik dönemi hem de yaşlılık dönemi harcama dönemleridir. İlk dönem geleceğe yatırım ise son dönem de hayatı tamamlama dönemidir.
Ne kazanırsanız orta yaş dediğimiz çalışma-kazanma dönemidir.
Ülkemiz tam da 2000'li yıllarda çalışma dönemine girdi. Ve artık kazanma döneminin son yıllarını geçiriyor.
Mesela siyaset sadece bugüne değil, geleceğe de etki yapıyor diyoruz ya... İşte size bir örnek: Ülkemizde yılda yaklaşık 1,3 milyon çocuk doğarken şimdi bu sayı 800 binlere geriledi. Bu demektir ki yakın dönemde öğrenci sayıları hızla düşecek.
Peki siyaset bunu görüp şimdiden öğretmen sayısını planlayarak eğitim fakültelerinin kapasitesini düşürüyor mu Yani önümüzdeki yılarda da "atanamayan öğretmen" sorununu kronik bir şekilde yaşayacak mıyız
Bir başka örnek... Nüfus hızla yaşlanıyor ve yakında emekliler için çalışacak genç sayısı yeterli olmayacak. Peki, bu durumda siyaset şimdiden çalışmayı ve kazanmayı mı teşvik edecek yoksa koltuğu uğruna herkesi emekli edip yarınlara karanlık bir ülke mi bırakacak
İşte bunlar hep tercih meselesi.
Veya şöyle bir örnek daha verelim: Bugün yatırımları kazanacak alanlara mı yatıralım yoksa Hazine garantili köprüler ve yollar ile gelecek nesilleri mi borçlandıralım
Dedik ya, bunlar hep tercih meselesidir.
Gelelim bugüne.
Dün yazımızda belirttiğimiz ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da açıkladığı şu "Fırsat Ülke" durumu...

16