Yazar, Türkiye'nin kriz değil daha derin bir buhran yaşandığını iddia ediyor çünkü nominal büyüme reel gelir düşüşünü maskeliyor. Gelir dağılımı bozulduğu için dar gelirlilerin fiyat artışlarını kaldıramadığını matematiksel örneklerle gösteriyor. Merkez Bankası enflasyonu kur üzerinden düşürmeye çalışırken, siyasi belirsizlik maliye politikasını ve kredi faizlerini bloke etmektedir—revizyona mı yoksa daha radikal adımlara mı ihtiyaç var?
Ülkemizde bir ekonomik kriz yok. Yani 1994, 2001 veya 2008-09 krizleri gibi acı bir durum yok.
Krizler etki anlamında toplam 2 yıl sürüyor. İlk yıl batış, ertesi sene ise telafi edildiği toparlanma yılı oluyordu. Ve sonra tekrar büyüme ve refah geliyordu.
Şimdi yaşadığımız acı bir kriz değil; daha az hissedilen ama daha derin etkileyen bir BUHRAN yaşıyoruz. Hatta Başkanlık Sistemi geleli beri derin bir ekonomik buhran içindeyiz.
Siz bakmayın büyüme oranlarına... O oranlar, gerçekleri tam olarak yansıtmıyor. Size basit iki örnek vereyim:
Bir aylık gıda ihtiyacınızı 300 dolara satın alırken (yıllık 3,600 $ ediyor) kişi başına geliriniz 9.000 $ seviyesindedir. Yani gıda ihtiyacınızın 2,5 katı bir, kişi başı geliriniz vardır.
Ve şimdi... Aylık gıda ihtiyacınızı 750 dolara alabiliyorsunuz. Bu demektir ki, yıllık gıda ihtiyacınızın karşılığı 9.000 dolara yükselmiştir. Bu durumda kişi başına geliriniz eskisi gibi 2,5 kat olsaydı (22.500 $) olmalıydı. Lakin bırakın 22.500 doları artık kişi başına geliriniz 18.000 $ seviyesinde.
Bu demektir ki, gıda harcamasına göre paranız 2,5 kattan 2,0 katına düşmüştür. Zenginleşmediğiniz gibi tersine fakirleştiğinizin ilanıdır.
Bilmem anlatabildim mi
Geliriniz 9,000 dolardan 18,000 dolara yükseliyor ama bu bir refah artışı yükselişi değil tersine tamamen dolar bazında fiyat şişmesinden gelen sanal artıştır. Hatta refahınız artmadığı gibi azalmış demektir.
Son 3 yılda yaşadığımız tam da budur.
Dolar bazında fiyat artışının getirdiği zenginlik değil tersine fakirlik yaşıyoruz.
***
Peki, fiyatlar dolar bazında neden arttı
Bu durumu ikinci örnekle açıklayalım: Kişi başına geliriniz 9.000 $ ve sizin geriliniz ülke gelirine oranlar yüzde 50 daha düşük. Yani siz toplumun alt gelir grubundasınız ve ülke ortalaması 9.000 olmasına rağmen sizin payınıza %50'den 4.500 dolara düşüyor.
Bu durumda sizler aylık 300 dolar gıda harcaması üzerinden yıllık 3.600 dolar harcıyorsunuz ve geriye diğer harcamalar için toplamda sadece 900 dolar kalıyor.
Ve Başkanlık Sistemi ile gelir dağılımı bozuluyor. Sizin ülke gelirine oranla payınız %40'a iniyor.
Yeni hesapla durum şu: Aylık gıda harcamanız 750 dolardan yıllık 9.000 dolar ediyor. Ülke geliri 18.000 dolara çıkıyor ve siz bunun yüzde 40'ı olan 7.200 dolar gerile sahipsiniz. Bu demektir ki, artık yıllık gıda ihtiyacınız olan 9.000 doları karşılayamaz duruma düştünüz.
Ülke geliri 9.000 dolardan 18.000 dolara çıkarken siz resmen aç kalıyorsunuz demektir.
Ya zenginler...
İşte onların payı çok arttığı için ülkede genel fiyat dengesini kendilerine göre bozuyorlar. Dar gelirlilerin geliri artmıyor ama fiyatları artıyor.
***
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi programında bazı detayları gözden kaçırıyor ya da ona bu imkanlar verilmiyor.
1- Gelir dağılımını düzeltici bir maliye politikası maalesef uygulanamadı. Bu durum hem enflasyonun istenen düzeyde düşmesini engelledi hem de fakirlik maliyetini artırdı. Bu konu hakkında verdiğim örneği unutmayın: Ülkede ithal tüketim, başta otomobil olmak üzere adeta patlamaya devam ediyor. Hem sayı hem lüks derecesi artıyor.

17