Hastalıkların ve hastalananların Rabbini tam manasıyla ile tanımamak, hastalıkların asıl sebebidir. Yaratılışı idrak edememek ve mülkün sahibine tam manasıyla teslim olamamak, hastalıkların asıl sebebidir. Hastalanmaya vakit bulmak, hastalıkların asıl sebebidir.
İman ettikten sonra idrak, idrak ettikten sonra tekrar iman gerekir. İmanın kavi ve istikrarlı hale gelmesi için ise ömür boyu her sahada cihat gerekir. Her alanda cihadın sürekli olabilmesi için ise şehadet arzusu gerekir. İman eden, idrak eden, cihat eden, şehadet isteyen hasta olmaya vakit bulamaz. Hastalanmaya vakit bulamayan hastalanamaz. Çünkü meşguliyet şifadır.
"Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul" (İnşirah-7)
Meşguliyet şifadır dediniz, yogaya başladım. Rafting yapıyorum. Yemek yapma kursuna gidiyorum ama hâlâ içerisinde bulunduğum bunalımdan çıkamadım diyor ruh hastası... Hangisine besmele ile başladın diyorsun. Cevap yok. Besmele ile başlamadığınız her meşguliyet daha fazla hastalığınızı artırır. Dünyadan derman arayanın, dünya kadar derdi olur. Asıl manevi meşguliyet şifadır. Teslimiyet ve Rabbin rızası gözetilerek başlanan her iş şifa kaynağıdır.
İnsan, muazzam bir donanım ile yaratılmıştır. Kâinatın en şerefli tasarımına sahiptir. Ruh diye bir şeye sahiptir ki... Ruhu, "Rabbimizin iradesi" şeklinde tanımlamaktan öteye gidemiyoruz. Bu denli çıtanın yüksek olduğu bir algoritmayı; yeme içme, cinsellik, tüketim, narsisizm gibi basit dünyevi hazlarla tatmin etmeye çalışmak tek kelimeyle ahmaklıktır. Ruhunuzu tatmin edecek şey Allah'ın rızasını kazanma arzusudur. Cennet hayali, cehennem korkusudur.
Hem Donanımlı Hem Sağlıklı!
Günümüz eğitim anlayışı tek tip bir insan modeli yetiştirmektedir. Sınırları belirli bir mesleğe yahut gelire sahip olan, sınırları belirli bir aile yaşantısına sahip olan, sınırları belirli birkaç alanda kendini yetiştirmeye çalışan, fazlasıyla boş vakte sahip olan ve bu boş vakti dünyevi hazlarla doldurmaya gayret eden ve çoğunlukla bu boşluktan dolayı hasta olan yavan bir et yığını profili... Değersiz hastalıklı bir ceset... Ama İslam bunu önermez.
İslam meşguliyet önerir. İslam ehliyet önerir. Liyakat önerir. Donanım önerir. Örneğin bir Necmettin Erbakan vardır. Hem mutasavvıftır. Hem akademisyendir. Hem mühendistir. Hem siyasetçidir. Hem sivil toplum adamıdır. Hem liderdir. Hem eştir. Hem babadır. Hem hem hem... Böyle uzar gider. Yahut hiçbir Müslüman âlimin tek bir alanda uzmanlığı yoktur. Örneğin İbn-i Sina; tıp, felsefe, astronomi, matematik, kimya, psikoloji ve mantık gibi ilim dallarında uzmanlaşmıştır. Yahut aynı şekilde İbn Haldun hem tarihçidir. Hem siyaset ile ilgilenmiştir. Hem felsefe üzerine yoğunlaşmıştır. Hem de "sosyolojinin babası" olarak anılır. Hakeza İbn-i Heysem, "optiğin babası" kabul edilir. Hem fizik hem matematik hem astronomi hem de felsefe alanlarında çalışmalar yapmıştır. Fuat Sezgin hocanın İslam Bilim Tarihi'ne dair çalışmalarını incelerseniz bu saydıklarımıza benzer birçok âlimin hayatına şahitlik edersiniz.
Bir Müslüman okuyabilmeli... Bir Müslüman yazabilmeli... Bir Müslüman konuşabilmeli... Bir Müslüman mesleğinde ehliyeti ile bilinmeli... Bir Müslüman sivil toplum çalışmalarında aktif görev alabilmeli... Bir Müslüman insani ilişkilerine vakit ayırabilmeli... Hasta ziyareti, taziye, düğün, sünnet vs... Bir Müslüman aktif olarak birkaç spor alanı ile ilgilenebilmeli... Bir Müslüman sürekli yeni birileri ile tanışıp, yeni insanlar nezdinde de inancını temsil edebilmeli... Bir Müslüman ilmi sahada sürekli araştırmalar yaparak kendini geliştirmeli... Bir Müslüman Kur'an bilmeli... Hadis bilmeli... İslam Tarihi bilmeli... İslam Düşünce Tarihi bilmeli... Akait bilmeli... Kelam bilmeli... Fıkıh bilmeli... Felsefe bilmeli... Psikoloji bilmeli... Sosyoloji bilmeli... Zira Allah için bilmenin ve bildirmenin önemini bilmeli... Bir Müslüman her gün yeni bir şey öğrenmenin heyecanını hissedebilmeli... Ne buyuruyor Resul-i Zişan Efendimiz: "İki günü bir olan ziyandadır." Şimdi soruyorum. Allah için bunca meşguliyeti bulunan bir mücahit-mücahide hasta olmaya vakit bulabilir mi

5