Normal yolumuz yok, kültür yolumuz var!

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken Mardin adında kuş uçmaz, kervan geçmez kendi halinde gariban bir vilayet varmış. Kendi gariban... Halkı gariban... Can Mardin'in, sahipsizlikten kaynaklanan çeşit çeşit dertleri varmış... Sorunları varmış... Çıkmazları varmış... Urları varmış... Kangren olan konuları varmış... Varmış var olmasına da... Halk alıştırıldığı için itiraz eden kimse yokmuş. İtiraz edenler de çok da dikkate alınmıyormuş. Ağalar, beyler kendi buyrukları ile idare ediyormuş koca vilayeti...

Ne gibi dertleri varmış ki gül gibi Mardin'in Mesela yol çilesi bitmiyormuş... Kızıltepe-Mardin arası yol sorunu... Türkmen Caddesi... Dik, uzun ve virajlı yokuşlardan oluşuyormuş. Düşük motorlu araçların hararet yapması garanti, yolda kalmaları yahut kaza yapmaları ise takdir-i ilahiymiş. Sözde o yola alternatif olsun diye bir yol açmışlar ki; daha enteresan... Daha dik, daha dar ve gece kör olma garantili... Mesela Savur diye bir ilçesi varmış ki; yolların engebesinden, virajından, tehlikesinden komple terk edilmiş. Mardin, çağı 100 yıl geriden takip ediyorsa Savur, 150 yıl geriden takip ediyormuş... Ulaşım sorunundan dolayı...

Sene 2026 olmasına rağmen, bu şehrin merkez ilçesinde dahi doğal gazın ulaşmadığı, yahut yapılmadığı yerler varmış. Artuklu'da inşa edilen devasa şehir hastanesinin, kampüs yerleşkesinin ve binlerce öğrencinin kaldığı KYK yurtlarının bulunduğu Nur Mahallesi'nde sürekli elektrik ve su kesilirmiş. Yıllardır... Bu, hiç değişmezmiş. En ufak yağmurda, karda yollar kapanır. Halk yüzmeye teşvik edilirmiş. (!) Doğru düzgün bir çevre yolu bile olmadığı için tırlar, kamyonlar, otobüsler ile 50 cc motor ile sipariş taşıyan kuryeler aynı yolu kullanırlarmış. Burada doğum yapacak kadınlar sıra bulamazmış. Diş ağrısından can çekişen hastalar ancak özel kliniklerde tonla para vererek tedavi olabilirlermiş. Burada yanlış tedavi uygulandığı için ölmek revaçtaymış. Burada şehir içi dolmuşları küçük olmasından kaynaklı olarak insanlar varacakları yere kadar konserve olurmuş. Dolmuşların geliş gidiş saatleri dolmuşçuların keyifleri ile kahyaları arasındaki diyaloğa bağlıymış.

Bence en önemlisini söylüyorum ve bu faslı burada kapatıyorum. 2015 yılından beri Mardin'in Artuklu ilçesinde yaşıyorum. Burada kütüphanemiz yok. Mardin'in Artuklu ilçesinde adamakıllı bir kütüphanemiz yok. Mardin'in gençlerinin oturup saatlerce kâinatı sorgulayabilecekleri bir kütüphane yok. Mardin'de solcuların solu, sağcıların sağı, mücahitlerin Allah'ı okuyabileceği, araştırabileceği bir kütüphane yok.

Gençlerin LGS'ye, YKS'ye, DGS'ye, KPSS'ye çalışabilecekleri bir kütüphanemiz yok. Bir üniversite kütüphanesi var, o da ancak kendi öğrencilerine yetiyor. Dış kullanıcı girişi çok zor. Mardin'in merkez ilçesi olan Artuklu'ya yakın zamanda Moğollar baskın vermedi. Yakıp yıkmadılar, Bağdat gibi... Ama bizim bir kütüphanemiz veya kütüphanelerimiz yok. Bin yıl önce yaşayan ecdadın yaptığı medreseler, müzelik eşya işlevi görüyor. Anadan üryan, babadan gevşek tipler bol bol fotoğraf çekmek için kullanıyorlar dedelerimizin mirasını... Bin yıl önce ilim adamları yetiştiren bu şehirde adamakıllı bir kütüphanemiz veya kütüphanelerimiz yok.

AMA NEYİMİZ VAR..

Hiçbir şeyimiz yok. Ama Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın iki yıldır Mardin'de ve birçok şehirde düzenlediği milyonlarca lira para harcanan kültür yolu festivalimiz var. Kütüphanemiz yok ama Demet Akalın konser verecek. Doğal gaz sorunumuz var, havalar soğuyor ama sorun değil, Ceza bizi ısıtır. Elektriğimiz, suyumuz yok ama hiç önemli değil; Sefo, mahallelerimizi tertemiz hale getirir. Cehaletten kaynaklı bol bol birbirimizi öldürüyoruz. Örgütlerin kucağına düşüyor evlatlarımız... Ancak hiç sorun değil; Kıraç ile Simge, bizi bilinçlendirecek. Şehrimiz eğlence turizmine kurban gidiyor. Milli manevi kültürümüz siliniyor hafızalardan... Ama sorun değil, liselerin duvarına astığımız kocaman Midas'ın Kulakları tiyatrosu brandası ile kültürlenir evlatlarımız. Kültür Yolu Festivali'nde daha neler var neler...