Yavaş ve Özel "Azapta" mı

Eskiler "Şeytan azapta gerek" derlerdi.

Bir de "Ayrılıkta azap vardır, birlikte rahmet" sözü dilimizde önemli bir yer tutar.

Konuyu nereye bağlayacağım...

"AK Parti'ye geçecek" söylemiyle taşlanmaya başlanan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Ayrılıkta azap vardır, birlikte rahmet" ifadesini kullandıktan sonra Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de bire bir aynı ifadeyi kullandı... Üstüne bir de ""Şunu müjdelemek isterim. Artık bütün demokratların birleşme vakti gelmiştir" cümlesiyle birleşme çağrısı yaptı...

Belli ki "Saraçhane Medyası"nın "Yeni Parti yok yüzde 60'la geliyor, yok yüzde 70'le geliyor" şeklindeki gazlamalarının sersemletici etkisi azalmaya başlamış...

Özel'in Erdoğan'ı tek başına devirmeye gücünün yeteceğine dair bir inancı kalmamış...

Şimdi iki soru var aklımda, birisi;

CHP'ye de birleşme çağrısı yaptı mı yoksa Kılıçdaroğlu'nu demokrat saymıyor mu

İkinci soruysa madem aklında birleşme vardı, neden CHP'yi parçalamak için bu kadar uğraştın

Zira bu parçalanma gönlünü CHP'ye verenler için bir azap haline geldi...

Örneğin Mansur Yavaş'ın bir ayağım CHP'de kalsın ama diğer ayağımı da Yeni Parti'ye atabilirim algısı vereyim siyaseti gerçekten sürdürülebilir mi sizce Ayrıca Saraçhane medyasının karalama kampanyalarına nefes yetiştirmek öyle kolay da değil...

Örneğin Yılmaz Özdil, Erdoğan-Yavaş görüşmesi için "bu normal mi yahu" diye soruyor. 7 yıldır niye bu fotoğrafları vermedin de şimdi veriyorsun diye serzenişte bulunuyor. Oysa Yavaş'a 2019'da 58 kilometre metro vaadiyle geldin. Bir metre bile metro yapmadın, yeni mi aklın başına geldi diye sorulması gerekmiyor mu

Yavaş bu çaresizlik girdabında "Azap" çekerken Özel'in durumu da pek parlak, farklı değil aslında...

O da bir yandan parti içi dengeler, bir yandan İmamoğlu'nun talepleri, diğer yandan siyaset üretme çabası derken "Azap"ta görünüyor. Zaten bu durum ruh haline de yansıyor. İnanmayan son videolarını biraz yakından incelesin...

İşin ilginç yanı şimdi bir de Yeni Parti'nin ismini değiştirme meselesi var gündemde...

Yeni Parti'nin adının "Değişim Partisi" olması ihtimali var... Uzun hali, "Diriliş ve Değişim Partisi"nin itirazıyla karşılaşabilir. Kısaltması da DP yani Demokrat Parti'den tepki gelebilir.

Bu yüzden Yeni Parti'nin adı revize edilecekse bu kez yaş tahtaya basmamak gerekir. Ama bizim sormamız gereken burada mesele şu, daha parti adı bulmaktan aciz kadroların ülkeyi bu ateş çemberinde koruyup, kollaması, kalkındırması ne kadar mümkün Takdir milletin elbette...

TÜRKİYE'NİN GÖNÜL GÜCÜ

Batılılar "soft power" diyor. Yumuşak güç diye çevirmek mümkün ama ben gönül gücü diye çevirmeyi tercih ediyorum.

MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın sessiz sedasız Afganistan'a gittiği, Kabil ve Kandahar'da kritik temaslarda bulunduğunu öğrendiğimde açıkçası sevindim. Zira tarihimiz boyunca yanımızda olan kardeş Afgan halkının sevgisini bizzat Kabil ziyaretimde görme fırsatı buldum. Bu yüzden Taliban güçlerinin değişim, dönüşüm içinde olması, dünyaya entegrasyon, kadın ve çocuk hakları konusunda teşvik edilmesi onlara yeni bir dünya fırsatı sağlanması konusunda Türkiye çok güçlü bir rol model olabilir diye düşünüyorum...

Kabil'den önce de MİT Başkanı Kalın'ın Ankara'da Libya'daki düşman kardeşleri bir araya getirebilmesi, "Libya Libyalılarındır" anlayışı ile ülkenin bütünlüğü için mücadele etmesi çok ama çok kıymetli... Örnekleri çoğaltmak mümkün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Samsun'da gençlerle buluşmasında söylediği bir cümleyi paylaşıp devam edelim... Mekke Savunma Anlaşmasını soran gençlere Erdoğan, "Bu adımla, Allah nasip ederse, buradan İslam dünyasına bir sinyal göndermek istiyoruz. Olumlu gelişmeler var" dedi. Erdoğan çeyrek asırdır yakın coğrafyamızda, gönül coğrafyamızda hep birlik, beraberliğin, istikrarın desteklenmesi için mücadele ediyor...

Bu yüzden özellikle Tahran ve Bağdat yönetimlerinin bu iyi niyeti görmesi çok ama çok önemli, Suriye Cumhurbaşkanı Şara'nın,