"İmamoğlu Suç Örgütü Davası"nda algı savaşları sürüyor... CHP'liler sürekli olarak mağdur edildiklerini söyleyerek davanın esasından kaçmaya çalışıyor.
İmamoğlu'nun yol arkadaşlarından biri olan CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer, cübbesini giydi, avukatların yanına oturdu...
Ancak daha bir gün önce savunma avukatlarının heyetten "Vekaleti olmayan avukatları bu bölüme almayın" talebi vardı. Hakim de bu yönde bir karar almıştı. Bunu bile bile CHP'li Özer neden ısrarla orada oturmak istedi Üstüne hakimle tartıştı. Dokunulmazlığına güvenip "Gücün yetiyorsa kaldır" diye meydan okumaya çalıştı.
Şimdi meselenin iki boyutu var. Birincisi avukatlık kanunu açık; "Milletvekili seçilenler avukatlık yapamaz" diyor, yani vekilin cübbe giyip sanık müdafilerinin yanına geçmesi yasa dışı... Öte yandan bu tavrıyla tutuklu sanıkların yargılanmasını geciktiriyor. Hakim de duruma tepki gösterdi. CHP'lilerin neden sürekli yargılamayı engellemeye çalıştığını sordu. Zira günlerdir CHP'liler heyeti kışkırtıyor. Zaten sonrasında mahkeme heyetinden bir karar çıktı. Sanık yakınları, gazeteciler ve sanık avukatları dışında duruşmaya kimse alınmayacaktı. İlk gün "İmamoğlu susturuldu" diye yayın yapan CHP medyası bu kez de "Mahkeme salonu CHP'lilere kapatıldı" yayınlarına başladı...
CHP yönetimi hakime ulaştı. "10 kişilik liste verelim krizi çözelim" dedi. Uzlaşı sağlandı sanıyorduk ki bu kez İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın bir hafta sonra duruşmaya gitmek aklına geldi. Adı listede olmadığı için içeri giremeyince de "Vay ben İBB Başkanıyım beni nasıl almazsınız" diye soluğu kameraların önünde aldı. İyi de madem duruşmaya gelme niyetin vardı "Neden ismini CHP yönetiminin listesine yazdırmadın" sorusunu sormak hak değil mi Ya da mahkemeye dilekçe verip "İBB adına müdahil olmak istiyoruz. Vurgundan mağduruz" diyebilirdi. Ama diyemedi zira bu kez de İmamoğlu ile papaz olma riski vardı. Duruşma sonrası CHP'li vekiller dışarı çıktı bu kez de "10 kişilik liste kısıtlamadır. Tüm CHP'li milletvekilleri duruşmaya girebilmeli" tezviratı başlatıldı. İyi de zaten CHP yönetimi çağırdığı halde daha ilk gün milletvekillerinden Silivri'ye gelen olmadı. Velhasıl kelam CHP'de hep bir VIP muamelesi görme beklentisi var.
İmamoğlu söz aldı; mahkeme heyetine müzakere önerdi, aldığı kararları gözden geçirmesini istedi. Oturma düzeni gibi talepleri elbette makul ve haklı olabilir ancak bayram öncesi bazı sanıkları serbest bırakmak gibi bir sürpriz yapılması yönündeki sözleri doğrudan bir telkin içeriyor. Özetle sanık değil de hakimin eşitiymiş gibi bir hava estirmeye çalıştı. Ancak unutmamak gerekiyor ki, yargı önünde herkes eşit...
TRUMP ÇIKMAZDA MI
Hani "Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık" diye bir sözümüz vardır.
Trump'ın durumu tam da bu...
Netanyahu'nun kendisini sürüklediği girdaptan çıkmak için çırpınıyor. Ancak nefesini uzun süre tutamazsa boğulacak gibi görünüyor. Zira Hürmüz Boğazı aynı zamanda Trump'ın da boğazını sıkıyor.
ABD'de benzinin galonu 5 doların üstüne çıktı... Hollywood filmlerinde başkanlara danışmanları hep kritik eşik olarak bu seviyeleri gösterir... ABD'de, Avrupa'da hatta Asya'da da tahammül sınırları zorlanıyor. Zira enerji açlığı artıyor. Trump'ın "Güney Kore, Almanya, Japonya gibi ülkeleri biz koruyoruz ama biz 'Mayın tespit gemisi yollar mısınız' diye sorduğumuzda 'Bizi bulaştırmayın' diyorlar" serzenişini hafife almayın.
Trump resmen "Bekledim de gelmedin" der gibi bir hayal kırıklığı içinde...
"Küstüm" diyor...
NATO'ya sarıyor.
"Yanımızda durmazsa çok kötü olacak" filan diyor. Ama aslında derin bir çaresizlik resmi veriyor...
Aslında bu süreçte Trump'ın bir şansı var; Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan... Zira Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında "Tahıl koridoru"nu işler tutan Erdoğan, Hürmüz için de formül üretebilir. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın "Hürmüz'ün açık tutulması için Karadeniz Tahıl Koridoru girişimi benzeri bir çözüm peşindeyiz" açıklaması bu açıdan dikkat çekicidir.
Ancak Trump'ın önce Netanyahu ekseninden uzaklaşması, kendisine yönelik şantajlara meydan okuması ve bölge gerçekleriyle yüzleşmesi gerekiyor. Zira zaman İran'dan yana gibi görünüyor.
ABD'nin Hollywood efektleriyle oluşturduğu askeri gücü erozyona uğruyor...
Kanada'ya, Grönland'a, Panama Kanalı'na çökme planlarını açık açık paylaşan, Avrupalı liderleri Beyaz Saray'da boncuk gibi karşısına dizip hava atan Trump'ın biraz daha gerçeklik zeminine dönmesinin zamanı gelmiş de geçmiş gibi görünüyor...
Bugünlerde meseleyi okuyan uzmanlar İngiltere'nin Süveyş Kanalı'nı kaybetmesinin ardından yaşadığı çöküşe atıf yapıp, "ABD için Hürmüz bir Süveyş olabilir" diyor... Çin ise elini ovuşturarak elinde patlamış mısır, cips paketi İsrail'in ABD'yi aşağıya çekmesini seyrediyor...
Kendi adıma bize düşenin Siyonizmin kuşatma, şantaj ve baskısıyla köşeye sıkışan Trump'a bir darbe de biz vuralım anlayışından uzak durmak olduğunu söyleyebilirim. Zira unutmayalım ki, Suriye meselesinde, terör örgütü PKK/YPG meselesinde, Halkbank Davası'nda irili ufaklı sorunlarda Erdoğan ve Trump, Biden yönetimine göre çok daha verimli çalışabildi...

4